2002 Dünya Kupasında hangi maçta olduğunu hatırlamıyorum ama şu anda Schalke 04′te oynayan Asamoah Alman milli takımı formasıyla sahaya girmiş ve dünya yepyeni bir gerçekle daha tanışmıştı. O da futbolun evrenselleştiği gerçeğiydi. Hitler döneminde üstün beyaz ırkın temsilcileri olarak kendini niteleyen toplumun futbol formasını siyahi bir futbolcu taşıyordu. Bu konunun Alman milli takımıyla ilgili olan kısmı ise hemen hemen herkesçe bilinen bir gerçek, bizim de ilgimizi çekmesi gereken şeyler ise daha az bilinenler öyle değil mi? Şimdi İngiltere’de çok geçmişte önemli işler başarabilmiş bir siyahi futbolcudan bahsetme vaktidir.
Şu an İngiltere milii takımında oynayan siyahi futbolcuları düşünüyorum, aklıma ilk olarak Ashley Cole geliyor, daha sonra da Darius Vassell. Sol Campbell, Emile Heskey gibi isimlerde geçti İngiltere milli takımı formasının sırt kısmında numaranın üzerinde. İngiltere’de başarılı olabilmiş siyahi oyuncularının bence hepsinin borçlu olduğu bir isim vardır, o da Walter Tull’dur.
Walter Tull aslında İngiltere futbolunu ten rengiyle koyulaştırmadan önce orduda görev almıştır ve İngiltere’de teğmen olan ilk siyahidir. Siyah insanların İngiltere’de kaubllenilişinin ilk adımlarını üstünde askeri üniformayla atmıştır belki de. Irkçılığa mağlubiyet yaşatmak için bundan daha kötü bir silah olmasa gerek ama işin güzel ve bizim için dikkat çeken yanı ise İngiltere Top Division’da da ikinci siyahi oyuncu olması, ilkinden çok daha başarılı olduğunu söylebiliriz de üstelik.
Aslına bakarsanız İngiltere tarihinde tam bir kahramandır Walter Tull, fotoğrafta eldivensiz görmek şaşırtmasın. 1888 ilkbaharında dünyaya gelir, babası bir kölenin oğludur, annesi ise bir İngiliz. 13 yaşında Tottenham’da oynamaya başlar, ilk maçını Sunderland’e karşı oynar. Tabii ki gol de atar. İlerleyen yıllarda oynadığı futbolla ve attığı gollerle birçok futbol izleyicisini kendisini hayran bırakır Walter. Bir Bristol City maçında dünyanın küfrünü yer rakip taraftardan, yediği küfürlerin temelini ırkçı söylemlerini oluşturduğunu söylememe gerek yok herhalde. “A section of the spectators made a cowardly attack on him in language lower than Billingsgate [London's fish market]“… diye haber geçer ertesi günün Football Star Newspaper’ı. 1911′de Northampton’a transfer olur ve 1914′e kadar orada oynar. 1914′te savaş başlamadan önce Glasgow Rangers ile anlaştığı ve savaş bittiğinde ise orada oynamaya başlayacağı hala söylenegelir ama ne kadar doğrudur bilemem.
Geçmişe baktığımızda bu tip futbol hikayeleri şimdikilere nazaran mutlu sonla bitmez pek, Walter’ınki de onlardan biri. Fransa’da Almanlara karşı savaşırken hayatını kaybeder Walter. Rangers formasını da giyemez haliyle.
Bugünün unutulmaya yüz tutan futbolcularından biri değildir Walter Tull, 2 sezon evvel Rangers ve Tottenham Walter Tull Trophy adlı bir turnuvada karşılaştı ve maçı Rangers kazandı. İngiliz insanı gerçekten enteresan, Paul Gascoigne hepimizin önünde canlı canlı sürünürken Walter Tull için film bile çekiliyor. Uzun metrajlı gösterişsiz ve özüne dönük bir futbol hikayesi bekliyor bizleri…