Çirkin kadın yoktur, korkak futbol vardır..12.10.09

bjk-cska

İnönü’de maç öncesi atmosfer her zamanki gibi nefes kesici ve merak uyandırıcıydı. Yeni tezahüratları merak eden tribünler de bunun yanında gerginlik de üst safhadaydı. Her Avrupa maçında ki inanılmaz destek bakalım bu maçta takımı bir iki adım dahi bile olsa ileri götürebilecek miydi?

Ama maç başlamadan önce kadrolar okunmaya başlandığında bu takımı ne yeni tezahüratlar ne de elle atılmış bir golü kabul eden hakem kurtaramayacağı çok açıktı. Kadroda bulunan üç İbrahim ( hepsi defans oyuncusu) takımın normalden daha fazla savunma yapmaya çalışacağı anlamına gelmekteydi. Buna rağmen takımın tek hücum ismi Bobo’ydu. Yani topu Bobo getircek, pozisyonu Bobo yaratıcak ve bu pozisyonda da topu ağlara Bobo gönderecekti. Zor işti yani Mustafa Denizli’nin yapmaya çalıştığı.

Tüm bu olumsuz düşüncelere rağmen Beşiktaş agresif başladı ve tam aradığı hatta maç içinde buna benzer bir tane daha bulamadığı pozisyonu maçın başlarında Tello ile buldu. Ama Tello defansın bu hatasını ve yalnız kaldığı kaleciye karşı çok cömert davrandı. Bu pozisyon her ne kadar taraftarı sinirlendirse de bir umut vermedi de diyemeyiz. Oyun sıkıştıkça sıkışıyor, Cska bunalmaya başlıyordu. Köşeye sıkışan kedi gibi ters tepki verdi Ruslarda. Bir iki tane başarısız kontra atak denemesinden sonra, sahaya 9 defansla çıkan Beşiktaş’a karşı çok rahat bir gol attı Krasic. Rusya’da ki maçta da Kartalı yıkan isimdi Krasic ve maçtan önce de nerdeyse tek önlem alınacak adamda yine kendisiydi.

İkinci yarı ise gol bulması gereken takım yine Beşiktaş’dı ama hala sahada tek Bobo vardı, nitekim gol de gelmemek de direndi. Geç kalınmış Nihat değişikliğinin pek etkisi olmasa da son dakikalarda Bobo kendi üstüne düşen görevi yapıp beraberliği getirdi takımına. Daha sonra Nobre’nin oyuna alınmasıyla taraftar en azından galibiyet için umutlanmıştı ki Ruslar yine tam köşeye sıkıştıklarında doğru bildiklerini yapıp ilk golün fotokopisi bir golü Beşiktaş’ın ağlarına bıraktı. Sanırım bu maç ile ilgili konuşulması gereken tek şey; her halükarda kazanması gereken bir maça, bu kadar golden uzak bir takımla başlamasıdır Beşiktaş’ın. Ama maçı izlerken bazen de aklıma şu soru takıldı. Beşiktaş yönetimi, camiası, teknik kadrosu, futbolcuları Avrupa’da devam etmeyi ne kadar istiyorlardı ki?

Bu sene Şampiyonlar Ligi organizasyonu  ve Sony firması sayesinde İnönü Stadın’da oynanan tüm Şampiyonlar Ligi maçını izleme, basın toplantılarına katılma, futbolcuları ısınırken sahanın içinden izleme ve daha bir çok fırsatım oldu. Bu inanılmaz deneyimi asla unutmucam. Bana bu şansı veren Sony firmasına ve tüm sıcakkanlı Sony çalışanlarına yani abilerime teşekkürü borç bilirim.

Kategori Maç Özeti, Namewith Yorumlanmamış →

Manchester Panteri11.26.09

manchester-bjk

Rüştü 13 sene sonra tekrar Old Trafford’daydı. Genç Manchesterlılar hevesleriyle ceza alanına çabuk yaklaştılar ama tecrübesizlikleriyle güçlü savunmayı geçemediler. Maçın özeti böyleydi aslında. Beşiktaş şu anda Türkiye’de en iyi savunma takımı, bunda hiç şüphe yok. Boliç-Tello benzetmesini yapmıyorum bile. Maçın çok kısa özetiydi bu.

Bir de evet, o gözlüklü kız çok sevimliydi.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Sebastien Frey11.25.09

Debreceni maçında Frey

Bir kaleci her şeyi yapmasına rağmen bu kadar az rated mı olur? Onu mili takımda iki kez oynatan Raymond Domenech’in sevilmemesini anlamak o kadar da zor değil. 2 sene önce takımını UEFA yarı finaline kadar taşımıştı. Yarı finalde 90+90+30 dakika oynanan ve bir tek gol dahi olmayan Fiorentina – Rangers eşleşmesini hatırlayın. Rangers’ı finale taşıyan isim şimdi Las Vegas kumarhanelerinde takılan Vieri olmuştu.

Önünde çok meşhur bir dondurmacı olan Artemio Franchi’de dün yine güller açtı sevgili okurlar. Açıkçası insanın kendisi orada olmasa bile iyi bir arkadaşın stadyumda olup olan biteni devamlı haber vermesi güzel bir olay. Bana göre dünyanın en iyi sol beki olan Juan Vargas’ın penaltısıyla kazandı Fiorentina. Gilardino’nun Güiza vari bir gol kaçırdığı, son dakikalarda Frey’in yine takımı ipten aldığı söyleniyor. Bu kaleci hep kurtarıyor takımı. Böylelikle Liverpool da Şampiyonlar Liginden elenmiş oldu. O kadroyla da pek şansları yoktu açıkçası, hiç şüphem yoktu. Merak ettiğim Frey mor menekşeleri nereye kadar taşıyacak?

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Bazı Şeyler Var, Anlatılmaz11.25.09

Inieta ve Eto'o bu pozisyonlarda birlikte oldu.

Bazı şeyler de var, yapılmaz. Dün Barcelona’da yapılanlar da bu türden şeylerdendi. Rıdvan Dilmen’in deyimiyle Barça Inter’e karşı özel bir problemi varmış gibi oynadı ilk yarı. İlk yarısı böyle geçen maçın ikinci yarısı rolantiye sarar diye izlemedim, sanırım da öyle olmuş.

Yedek kulübesinde Messi ve Ibrahimoviç varken Avrupa arenasındaki ciddi bir rakibini böyle özellikle ezerek ne yapmak istediklerini anlayamadım doğrusu Barcelona oyuncularının ve Guardiola’nın. Eto’o umarım daha iyi bir takım gittiğini iddia etmez artık, onun için de kötü bir akşamdı. Açık konuşmak gerek, sahadaki olaylar dün gece cinselliğe vardı. Inter’in bu durumlara düşeceğini tahmin etmiyordum eksikleri ve haftasonu büyük derbisi olan Barcelona karşısında.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Alaylık11.07.09

Bükreş anısı

Yukarıdaki adam Steaua Bükreş taraftarı. Bildiğiniz gibi İstanbul’da taraftarı yoktu bu takımın. Burada maçı izleyen biri olamaz yani. Bükreş’teki maçta futbolun birleştiriciliği ortaya çıktı o zaman diyeceksiniz. Hayır bu fotoğraf o maçtan da değil. Bu fotoğraf geçtiğimiz sene Şampiyonlar Ligi ön elemesinde karşılaşan Steaua Bükreş ve Galatasaray’ın Romanya’da oynanan hazırlık maçından. Asıl ilgi çekici olan Fenerbahçe bayrağının gösterilme sebebi de rakibi psikolojik olarak yıpratmak tabii ki. Ayrıca fotoğraftaki arkadaşın Türk ve Fenerbahçeli olma ihtimali de var. Zira yurtdışında tanıdığım pekçok Galatasaraylı tanıdığım Fenerbahçe’nin deplasman maçlarını rakip takım seyircileri ile birlikte tezahürat yaparak izliyor. Siyasi parti bayrağı açılmıyor tabi o tarafta. Bizimkilerin yapmadığı iş değil hani. Bir de bu maçtan önce hatırlarsanız Galatasaray yöneticisi Adnan Polat yarımız kadar diyordu Steaua için, pek de öyle değilmiş, sonradan öğrendik. Benzer bir vaka Tromso hezimetinde de yaşanmıştı. Futbolda erken konuşmamak lazım. Bak mesela aynı şey fotoğraftaki arkadaş için de geçerli. Bu fotoğrafı Bükreş sokaklarında yaymak lazımdı aslında.

Kategori Mediawith 1 yorum var →

Yeter Beşiktaş Yeter..11.06.09

0000037362

Bir başka hüzünlü şampiyonlar ligi gecesini daha İnönü’de Beşiktaş’a destek vermek amacıyla geçirdik, ama ne yazık ki bu desteklerin karşılığını veren takım Beşiktaş değildi. Stada girişin o heyecanı, büyük Beşiktaş taraftarının o tüyleri diken diken eden sesi, sanki bu maçın daha farklı bir skorla biteceği konusunda bizi heyecanlandırıyordu. Maç başlamadan benim o maçta bulunmamı sağlayan Sony firmasına ve onun sıcak kanlı çalışanlarıyla maç sohbeti arasında da dillendirdiğimiz gibi bu maç Beşiktaş için Almanya’da ki maçtan daha zor geçeceğe benziyordu.

Her ne kadar Türk futbolunun en büyük iki teknik direktöründen biri olarak gösterilse de Mustafa Denizli, ne hikmettir ki bir buçuk senedir başında bulunduğu takımla iki,en fazla üç maç üstüste aynı onbirle sahaya çıkmadı. Her ne kadar bunun pozitif getirilerinin olduğunu düşünsek de Beşiktaş’ın Salı gecesi kendi stadında rezil olmasında da büyük etken olduğunu düşünüyorum. Sahaya çıkan onbir ne staddaki taraftarı, ne de televizyon başındaki seyircileri memnun etmedi. Nitekim kaç haftadır oynamayan Serdar Özkan, sene başından beri belki sadece Kasımpaşa maçında forvette oynayan Bobo, ya da Ernst ve Fink’in arkasında üçüncü seçenek olarak bekletilen Uğur İnceman maça hiç hazır olmadıklarını gösterdiler. Ne köşelerden Serdar’la yada Ekrem’le ne ortadan Tabata,Fink ikilisiyle topu ileriye taşıyamayan bir Beşiktaş izledik ilk yarı. Bunun yanında toplu savunma, toplu hücum anlayışını benimseyen Wolfsburglu oyuncular sanki sahada Beşiktaşlı oyunculardan bir iki tane fazla gibi duruyorlardı.

İkinci yarının başında kıpırdanan bir Beşiktaş vardı. Serdar Özkan’ın oyundan çıkması başta taraftarı coşturmuştu(!) ki, Beşiktaşlı oyuncularda bu enerjiyle tehlike yaratmaya başlıyordu rakip kalede. Alman takımı skor avantajını korumak için ne kadar geriye yaslanırsa Beşiktaş’da o kadar rakibini sıkıştırmaya başladı. Ama bu formülün işe yaramayacağını bizden önce anlamış olacaklar ki topu rakip yarı sahada tutarak ve Hakan Arıkan’ın yine gününde olmasından (!) dolayı ikinci golle kendilerini garantiye aldılar. Zaten olan da bundan sonra oldu. Taraftarın başkana olan protestosunu zaten geçen senelerden biliyoruz ama bu sefer iş çığrından çıkmış olacak ki bütün stad Yıldırım Demirören’e karşı çok tepkiliydi ve hatta küfürlerini esirgemiyorlardı. Burda kimin haklı kimin haksız olduğu konusuna girmeden, gazetelerde okuduğumuz ‘Küfürü sahalarda görmek istemiyoruz.’ başlıklı toplumsal mesaja dikkat çekmek istiyorum. Tabi ki her futbol severin hatta spor severin küfürle işi olmaması lazım, ama sizce Beşiktaş taraftarı kendi başkanına karşı durup dururken küfür etmek ister mi, yada herhangi bir taraftar grubu? Ya kişisel problemleri vardır, ya da uzun süredir isteklerinin yerine gelmemesinden dolayı tepkilerini sertleştirerek gösterdiler, yine de umarım bu görüntülere bir daha ne İnönü Stadı’nda ne de başka bir yerde tanık oluruz.

Maç sonu basın toplantısında Mustafa Denizli, hazırlıklarını maça yansıtamadıklarını söylemekle yetindi, konuşmasından pek birşey çıkaramasam da sanırım kendi üzerine düşeni yapamadığını anlamış olmalıydı. Tıpkı Alex Ferguson gibi Armin Veh’de Beşiktaş taraftarını dünyanın hiç bir yerinde görmediğinden bahsetse de Türkiye’den yüzü gülerek ayrılıyordu.

Her ne kadar sonuç kötü olsa da bu maçta da yer almamı ve bu büyük tecrübeyi edinmemi sağladıkları için Sony firmasına ve yetkililerine teşekkürü borç bilirim..

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Fena Bir Wolfsburg Tecrübesi11.04.09

Beşiktaş - Wolfsburg

Kuralar çekildikten sonra Beşiktaş bu gruptan çıkabilir diyordum, dediğimle kaldım. Dün akşamki mağlubiyetle ilk  iki umudunu İnönü’ye gömdü Beşiktaş. Sene başından beri eleştirilen Mustafa Denizli’nin oyun şablonu yine yorumcuların ağzındaki sakız oldu maç ertesi yapılan programlarda ve yorumlarda. Haksız da değiller aslında. Beşiktaş bu sene gerçekten garip bir takım oldu. Daha önce bu kadar istekli olmasına rağmen böylesine bir seviyede kısır  bir futbol oynayıp pozisyon üreteyemen takım görmemiştim. Maç boyunca Beşiktaşlı oyuncuları Wolfsburg kalesine 25-30 metre mesafe aralıklardan kale arkası tribünlere yaptığı degajları izledik, arada heyecan yaratan şutlar da oldu. Diğer tarafta ise aynı mesafeden topu çok rahat bir şekilde köşeye asan Misimoviç vardı, sonuç da böyle oldu işte. Beşiktaş orta sahası aslında o kadar çalıştı ki 1-0 geride olmalarına rağmen ciddi kontraataklar yemediler ikinci gole kadar. İkinci golden sonra taraftar sahneye çıktı Beşiktaş’ta. Sonrası ise bildik sahneler. Beşiktaş’ta bir şeyler olmuyor, olacak gibi de durmuyor. Devre arasında Mustafa Denizli’nin takımdan ayrılacağını geçen mayıs ayından beri tahmin ediyordum aslında. Kahin misin diye soranlara aynı teknik adamın Fenerbahçe kariyerine göz atmalarını tavsiye ederim.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Şampiyonlar Ligi 2009-201008.27.09

A Grubu B Grubu C Grubu D Grubu
Bayern Manchester United Milan Chelsea
Juventus CSKA Moskva Real Madrid Porto
Bordeaux Besiktaş Marseille Atlético de Madrid
Maccabi Haifa Wolfsburg FC Zürich APOEL
E Grubu F Grubu G Grubu H Grubu
Liverpool FC Barcelona Sevilla Arsenal
Lyon Inter Glasgow Rangers AZ Alkmaar
Fiorentina Dinamo Kiev VfB Stuttgart Olympiacos
DVSC Debreceni Rubin Kazan Unirea Urziceni Standard Liege

Dördüncü torbadan Wolfsburg’un gelmesi Mustafa Denizli için çok kötü oldu. İlk maç içerde United ile. TSL’de bile becerilemeyen “hücum futbolu” olayı ŞL’de de denenirse hiç hoş şeyler olmaz.

Kategori Fikstürwith Yorumlanmamış →

Futbolu çok farklı bir yerinden kucaklayabilirim diyorsan..
Futbol ve Kızlar
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes