Soldado & Aduriz07.14.10

Benim gözümde Avrupa liglerinde alınır en yüksek olan forvetti Roberto Soldado, transfer sezonunun başında 12 milyon euroya gitti Getafe’den Valencia’ya. Real Madrid altyapısında yetişmiş, La Liga’da da her yıl önemli gol sayılarına ulaşan genç sayılabilecek bir forvet için normal bir rakam. David Villa ve Nikola Zigiç’i göndermişken mutlaka sağlam transferler yapmaları gerekiyordu ileri bölgeye. İkinci transer Fenerbahçe’nin de istediği öne sürülen Mallorcalı Aritz Aduriz oldu. Mallorca’nın çıkışında önemli ay sahibiydi İspanyol oyuncu. Valencia böylelikle olası bir Daniel Güiza transferi ihtimalini bitirerek, yani epey hayırlı bir şekilde iki forvet transfer edip kapadı forvetteki açığını. Özellikle Soldado’nun neler yapacağını çok merak ediyorum.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Aşk Adamı Cassano07.07.10

İtalyanların haylaz çocuğu Sampdoria’nın orkestra şefi Antonio Cassano geçtiğimiz Haziran ayında 18 yaşındaki su topu oyuncsu Carolina Marcialis ile evlendi.Yani bu demektir ki İtalya milli takımı Güney Afrika’dayken eski Roma ve Real Madrid futbolcusu Cassano dünya evine girdi.Lippi’nin Cassano’ya düğünü erteleme çağrısı olmuştu ama Cassano bunu reddetti ve 19 Haziran’da evlendi.Artık bu milli takıma çağrılmayışına karşı bir tepki midir onu bilemem ama Cassano’nun evlenmesi başlı başına bir muamma.Çünkü geçmişte sarfettiği sözleri hatırladığımda acaba evliliğin ne kadar süreceğini merak ediyorum.Umarım hiç ayrılmazlar ve daima evli kalırlar ama Cassano’nun geçmişteki söylemleri oldukça kafa karıştırıcı.

“11 yıl içerisinde 4 kez nişanlandım, ve bazı maceralar yaşadım.20 tanesi şov dünyasından olmak üzere,yaklaşık 600-700 kadınla birlikte oldum”

Tamam erkek biraz çapkın olur diyecem ama bu kadarı Osmanlı Sultanlarının sahip olduğu haremlere bile taş çıkartacak cinsten.

Kategori Media, Namewith Yorumlanmamış →

Mourinho’nun Total Futbola Gideri04.21.10

Cruyff’un Hollandası ve Barcelonası ile dünya futbol literatürüne geçip yıllar boyunca en keyif veren futbol stili olan “total futbol” karşısında Jose Mourinho’yu görünce ciddi anlamda error verdi dün akşam Milano’da. Guardiola’nın Barcelonası ilk kez bir takıma 2 farklı yenilerek adeta kısa devre yaptı. Geçen sene de Mourinho temelli Chelsea’ye takılacaklardı yarı finalde hakemler yardımcı olmasa. Bu kez eski ritmini kaybeden Mourinho’suz Chelsea’yi iki maçta yenip gelen Inter karşısında çok ama çok zor durumdalar.

Maçı naklen yayınlamayan Star TV’ye, insanlara d-smart satabilmek için her şeyi yapabilecek ışık saçan pazarlama beyinlerine dün Barcelona taraftarı sayısının İspanya’dan çok olduğu Türkiye’de herkes salladı zaten, ben konunun o kısmını es geçiyorum. Barcelona’yı kim nasıl durduracak sorusunun cevabını dünyayla aynı anda öğrenmek yerine yaşanmışlıklardan faydalanmak zorunda kaldım, pekçok kişi gibi.

Skor 3-1, final için yeter mi? Orasını tahmin etmek zor ama yarı finalde Barcelona ile karşılaşıyorsanız mükemmel, ki iki senedir kimsenin yapamadığı şeyi yapıyorsunuz zaten. Barcelona ŞL grup maçlarında olduğu gibi Inter’i kitler mi? Iniesta olmadan zor, hele ki Inter’in başında Mourinho, sahada da Mourinho kafasında aç adamlar varken.

Inter taraftarının “Madrid” kareogrofisi şık olmuş (acetoblog’a teşekkürler). O taraftarları görünce en çok sevinen de yine Mourinho olmuştur, ben söyleyeyim.

Maç sonunda Inter’de antrenmana çıkmaması gerektiğini düşündüğüm Mario Balotelli yine arıza çıkarmış. Milan forması giymesi, taraftarla ilişkisi… Bir Beşiktaşlı için Fabio Bilica ne olduğunu biliyorsanız benim için Balotelli’nin ne olduğunu belki tahmin edebilirsiniz.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Espanyol Deplasmanları04.18.10

Bu deplasmanları özellikle son iki sezondur başına bela oluyor Barcelona’nın. Hakemi yanlarına almaları gerekiyor kazanmak için, tabi bir de antifa duruşundaki samimiyetinin onda birini sahada göremediğimiz sahtekar Eto’o gibi bir oyuncuları olmalı. Espanyol karşısında dün Daniel Alves’in kırmızı kart görmesiyle on kişi kaldılar, maçı kazanabilirlerdi ancak buna rağmen. Barcelona için maç gidiyor dediğimiz anlar da olmadı değil. Barcelona bu sezon Valencia deplasmanında sonra ilk kez bir maçta gol atamadan ayrılmış, bu da en çok bahiscileri vurmuştur herhalde.

Barcelona’nın kazanmak zorunda olduğu bir maçta 60. dakikaya berabere girmesi müthiş bir seyir zevki doğuruyor. Messi sadece topa ve rakip kaleye kitlenip vites atıyor, Xavi mucizeleri deniyor, eteği tutuşan Guardiola Thiery Henry’yi oyuna sokuyor. Dün bunların hepsi oldu ama sonuç Katalanlar için hüsran verici. Bu arada Espanyol’un da hakkını yemeyelim. Barcelona’ya bu sezon en çok uzun pası yaptırmak zorunda bırakacak bir alan savunması gerçekleştirdiler dün.

Real Madrid bu akşam 10′da Valencia’yı konuk ediyor Santiago Bernabeu’ya. Kazanırlarsa Barcelona ile olan puan farkı 1′e iniyor, 1 puanlık fark da önümüzdeki haftalar için çok daha fazla heyecan demektir. Güzel oluyor İspanya!da devlerin bir

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Robben’in İkinci Baharı04.14.10

Kimi futbolcular vardır, istediği kadar yetenekli olsun, oynaması gerken takımda oynamazsa bu yeteneklerin hiçbirini sergileyemez ya da doku uyuşmazlığı sendorumu yaşar. Arjen Robben’in de oynaması gereken takım Bayern Münih’miş sanırım. Chelsea’deyken son dakikada çevirdiği maçlar olmadı mı? oldu. Portakal sevdasına yenik düşen R. Madrid’e giden Hollandalılardan biri şampiyonlukla Barcelona’da Rijkaard-Ronaldinho devrini bitirenlerden biri olmadı mı? oldu. Ama hiçbirinde takımın yıldızı Arjen Robben’dir dedik mi? Diyemedik.

Yazı daha fazla soru –  cevap şekliden gitmesin. Transfer bedeli 26 milyon euro olan oyuncunun takımına 79 milyon euro kazandırması sadece o takıma değil, takımın ülkesinin ekonomisine de büyük faydadır. Takımdan ayrılıp ayrılmayacağı yılan hikayesine dönen Frank Ribery’den daha çok iş yaptığı aşikar bu adamın, zira taraftarın da en sevdiği oyuncu oldu. Bayern Münich Bundesliga’da lider, Şampiyonlar Liginde de Manu’yu eleyip yarı finale çıktılar, rakipleri Lyon, bence final de oynarlar. Arjen Robben’in bu takıma daha neler kazandırabileceğini varın siz hesap edin. Bize de Manchester United’a attığı gibi goller seyrettirmeye devam etsin yeter. Ayrıca o golün kale arkası görüntüsünün futbol temalı reklam yapacak ilgililere de kazandırdığını düşününce Hollandalının ikinci baharının epey verimli geçtiğini söylemek farz oluyor. Bayern aradığı 10 numarayı buldu, bakalım Galatasaray bulacak mı?(!)

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Olacağı Buydu04.11.10

Tahminlerim tuttu, bahis yorumculuğuna adeta göz kırptım dün gece. Yine de Real Madrid’in gol atacağını düşünüyordum. İlk yarıda Higuain sol ayakla topu tribüne dikmese ya da van der Vaart, Guti’nin pasında topu kaleciye nişanlamasa daha değişik bir maç olabilirdi, ikisinin de son vuruş konusunda Pedro’nun golünü tekrar izlemesi lazım. Altı pas içinde topu kafayla direğin üstünden geçiren voleybolda plase olarak nitelendirilebilecek harika bir vuruş yapan Alonso’yu kutlamak lazım.

Yukarıdaki paragraftaki yazanlara baktığımızda Real’in o kadar silik oynamadığı gözükebilir ama maçın başından itibaren Barcelona’nın kazacağı ayyuka çıkıyordu. İlk golde D. Güiza koşusu yapıp golü atan Messi’den, ikinci golde topu önüne alıp kaleye nasıl gidilir ve nasıl vurulur dersiyle bütün geç oyunculara örnek olan Pedro’dan ve iki golün pasını veren sihirbaz Xavi’den bahsetmezsek ayıp ederiz. Aynı şekilde Messi’nin hat-trick yapamamasına sebep olan Iker Casillas’ı da kutlamak lazım.

Barcelona’nın La Liga’da zor deplasmanları olacak ama yine de bu saatten sonra şampiyonluğu kaybedeceklerini sanmıyorum, Şampiyonlar Ligi için de durum aynı bence. Şu dönemi futbolla iç içe geçiren herkesin asla unutmayacağı bir takım Barcelona, ve bunu çok kez daha ispatlayacaklar sanırım.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

El Clasico Öncesi04.10.10

Şüphesiz bu yıl kulüpler düzeyinde oynanacak en büyük karşılaşma, aslında yılda en az iki kez tekrarlanmıyor olsa Dünya Kupası finalinden de büyük diyebilirim, hangi ülke bu kadar yıldızı bir araya toplamış ki ? Daha önce hiçbir sezon La Liga şampiyonluğunun bu kadar önemli olduğunu zannetmiyor. Bu yıl tamamen iki takım arasında geçen, hatta yapısal olarak İskoç ligini anımsatan bir tabloyla karşı karşıyayız. İşte bu akşam da dananın kuyruğunu kopartmaya aday bir maç yapılacak Santiago Bernebau’da, Real ve Barcelona arasında.

Avrupa futboluyla ilk ilgilenmeye başladığım zamanlarda, -bu zaman 13-14 yaşlarıma, 2000-2001 yıllarına- İspanya’da esen Deportivo ve Valencia rüzgarı arasında El Clasico bugünkü kadar üstüne konuşulan bir maç değildi. O zamanlar Avrupa’nın zirvesinde olan İtalyan takımlarının birbirleri arasında oynadıkları derbiler benim için daha çekici olurdu esasında. Raul’lu, R.Carlos’lu, Rivaldo’lu, L.Enrique’li derbiler pek hafızamda yer etmedi bu yüzden. Sonrasında Eto’onun dünyaları kaçırıp (Brezilyalı olan) Ronaldo’nun sırtına 5 Barcelonalıyı dayayıp gol attığı maç, Messi’nin 3lediği maç, Ronaldinho’nun 50 metre topla gidip golü atıp, golün sevinciyle 50 metre de tribünlere depar yaptığı maç, Baptista’nın golüyle Nou Camp’ta 1-0 kazanılan derbi, Robben’in bile kafa golü atıp Barcelonalıların Madridlileri alkışladığı derbi aklıma geliyor. Geçen sene ise tamamen Barcelona hakimiyeti altındaydı her şey. 6-2′lik maçın Fiorentino Perez’i Madrid’e başkan yaptırıp o transferleri gerçekleşmesini sağladığını söyleyebiliriz.

acetobalsamico aracılığıyla maç kadrolarını alalım:

Real Madrid:Iker Casillas, Dudek, Arbeloa, Sergio Ramos, Raul Albiol, Garay, Metzelder, Marcelo, Gago, Xabi Alonso, Mahamadou Diarra, Lass, Guti, Granero, Van der Vaart, Cristiano Ronaldo, Raul, Higuain ve Benzema
Barcelona: Valdes, Pinto, Marquez, Pique, Chygrynskiy, Alves, Milito, Puyol, Maxwell, Xavi, Toure, Iniesta, Keita, Busquets, Henry, Pedro, Bojan, Messi ve Jeffren.

Madrid tarafında Kaka, Barcelona tarafında ise Ibra yok. Milano treni Madrid’te durmuyor desek yeri olur bu durum için. Kaka zaten uzun zamandır yok Real’de ve şunu söyleyebilirim ki oynadığı maçlarda da Milan’daki en kötü performansını dahi sergileyemeyen oyuncunun eksikliği belki de başkent ekibi(!) için bir şans. Ibrahimoviç ise kesinlikle Barcelona’nın yerini dolduramayacağı bir oyuncu ama Xavi, Iniesta, Messi gibi adamlar varken eksiklerden yakınmaması lazım Guardiola’nın.

Maç için özelikle C. Ronaldo ile Messi’yi karşı karşıya getiren bir görsel kullandım, zira iki oyuncu da sürekli bizim değil takımların mücadelesi olacak diyor ama uzun zamandır birbiriyle kıyaslanan bu iki oyuncunun aralarındaki kişisel rekabet maçı izlemek için çok önemli bir faktör. Önemli olan benim gol atmam değil takımın kazanması muhabbetini transit geçelim bu yüzden. Olur da Real Madrid, C.Ronaldo’nun golüyle kazanırsa Portekizlinin kimin daha iyi olduğunu herkes gördü açıklaması yapacağına eminim zira.

Maç öncesi Real tutkunları hariç hemen hemen herkesin favorisi Barcelona’dır sanırım. Bu maçı biri kazanacak olsa kim kazanır sorusuna da benim de cevabım aynı olur. Bunu söylerken de Lionel Messi’nin son maçlardaki olağanüstü demenin az kalacağı performansında etkilenmemek elde değil ama Real Madrid defansı Lionel Messi’nin süratını ve anatomiye aykırı tricklerini durdurabilir mi? Neden olmasın. Özellikle Barcelona’nın Arsenal maçında yediği ilk gol Katalanların defansta ani baskılar karşısından zaafiyet gösterebileceğine gözler önüne seriyor, her ne kadar o maçta yedek defans oyuncuları olsa da. İleride yapılacak bu ani baskılara rağmen top bir şekilde Xavi ve Iniesta’nın ayağına gelirse Santiago Bernabeu’da göz yaşları sel olur, akar gider. Bütün bu tahminlerimin doğrultusunda bu maçta da aşağıdaki karenin benzeri görüntülere rastlayacağımızı düşünüyorum. Yarın da Madrid’te Messi’li akşam seansı yazısını yazarım gibi.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Real Madrid’in En Kötü Forması04.05.10

Bu muydu acaba diye düşünüyorum ama bu formayla bile daha sempatiklerdi sanki…

Kategori Namewith 1 yorum var →

Futbol ve Kızlar
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes