Zoran Tosiç12.01.08

Manchester United scoutlarından Budimir Vujacic’in keşfettiği bir isim Zoran Tosic, Ocak 1′de imzayı atıyor ve artık Manchester United forması giyecek. Sol kanatta Nani’ye rakip geldi kısacası, bence de iyi oldu. Hiç sevmiyordum o adamı Manchester formasıyla izlemeyi o saç kesimi tarzıyla, bir taklaları sempatik geliyordu, onu da antremanlarda atsın artık. Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Liginde elediği Partizan’ın kadrosundaydı Tosic. Ölü topların uzmanıdır diyorlar Tosic için, geçen yıl U21 Avrupa Şampiyonasında da Hollanda’ya finalde yenilmişlerdi ve takımının yıldızlarından biriydi. Vidic sayesinde de pek yabancılık çekmeyecektir United’da, performansı şimdiden merak konusu.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Manchester Derbisi11.30.08

Derbiyi iki fotoğrafla anlatmak lazım, Rooney’nin golü getirdi maçı United’a. Cristiano Ronaldo ise ne hikmetse gelen topa böyle elle müdahele etti, artık hakem düdüğü mü duymuştur bilemiyorum. City’nin yenmesi zor gözüken maçtı her ne kadar son maçlarda önemli galibiyetler alsalar da.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Aslı & Veliahtı11.19.08

Ronaldo’nun veliahtı diyorlar ya Nani’ye ben de o yüzden öyle yazdım yoksa veliahtı falan olduğuna inanmıyorum. Hem aralarındaki yaş farkı 1, veliahtlık bir durum da yok ortada. 22. yaşını kutladı Nani, mutlu yıllar diyelim. Yalnız Ronaldo’nun doğum gününe daha çok var, orda işi ne? İkisi birlikte nereye bakıyorlar? Orada mum da göremiyorum, bembeyaz pastanın üstünde istenmeyen birşey görmüş olabilirler mi?

Kategori Namewith 2 yorum yazılmış →

Alex Ferguson11.14.08

50 yıl öncesi, 15 Kasım 1958 tarihi Alex Ferguson’un tozlu kramponlarıyla maça çıktığı ilk gün aynı zamanda. İskoçya 2. liginde Queen’s Park takımında 16 yaşında çıkmış ilk maçına. Stranraer takımına karşı 2-1 yenildikleri ilk maçında ilk golünü atmış, ama Ferguson’un deyimiyle, ilk maçın verdiği o stres ve sorumluluk yükünden olsa gerek, ”kabus” gibi bir maçmış. Ertesi gün İskoçya’nın Sunday Mail gazetesinde geleceğin yıldızlarından olarak lanse ediliyor. Alttaki fotoğraftaki amcamız o yıllarda Ferguson’un en iyi arkadaşlarından takımın kalecisi Bill Pinkerton ve elindeki 1958-1959 dönemine ait takım fotoğrafı. Alex Ferguson onu “Stonewall” diye çağırıyormuş o zamanlar.

Ferguson Antrenmanları pek sevmezmiş Pinkerton’un söylediklerine göre. İlk maçında 37.5 sterlin almış, bizim paramıza göre 100 lira civarında. River Clyde tersanesinde de işçi çırağı olarak çalışıyormuş antrenman olmadığı zamanlarda. Queen’s Park’taki en kötü hatırası QoS’a karşı yenildikleri 7-1′lik maç, o maçtaki tek golü atan da Ferguson. Burada geçirdiği başarılı 3 sezondan sonra neredeyse aynı seviyede olan diğer bir takım St. Johnstone’a transfer olmuş. 4 yıl boyunca bu takımda toplam 37 maça çıkmış, böyle bir genç yetenek için çok büyük bir kayıp. Forma sıkıntısı yaşadığı bu dönemlerde teknik direktörünün süpriz bir şekilde onu Rangers maçında ilk 11′de oynatması ve Ferguson’un alınan galibiyette yaptığı hat-trick onun için yeni bir başlangıç olmuş. O senenin yazında Dunfermline’a transfer olan Ferguson ilk profesyonel ücretini burda almış. 3 yıl boyunca oynadığı 88 maçta attığı 66 golle formunun zirvesine çıkan Ferguson, sadece İskoçya’da değil dünyada kabul gören bir oyuncu olmuş. 1966′da 31 golle İskoçya gol kralı olduktan sonra 1967 yılında 65.000 €’ya rüyalarının takımı Rangers’a gidiyor, doğduğu yere geri dönüyor bir anlamda. Ne kadar az para diyenler olabilir, belirteyim bu iki takım arasındaki o zamana kadar verilen rekor transfer ücreti.

Bu fotoğraf da 1967 yılındaki Glasgow - Celtic derbisinden, hava topuna çıkan Alex Ferguson. 2 sene oynadığı Glasgow’dan takım tarafından, kendi isteği dışında gönderiliyor. 1969 Ekim’inde onu İngiltere liginde fırtınalar estiren Nottingham Forrest çok istese de eşi Cathie’nin rızasıyla bir diğer İskoçya takımı Falkirk’e transfer oluyor. Yaşı itibariyle takımda abiliği üstlenen Ferguson takımda oyuncu / menajer olarak kariyerini devam ettiriyor. Daha sonra takımın başına getirilen John Prentice ile problem yaşayarak Ayr United’a transfer oluyor ve futbol hayatını burada noktalıyor.

Teknik direktörlük yaşamına başladığı East Stirling’den sonra sırasıyla St. Mirren, Aberdeen ve İskoçya milli takımını çalıştırdıktan sonra, şimdi çalıştırdığı Manchester United’ın başına geçiyor, yıl 1986. Yani 22 yıldır takımının başında ve Sir Alex Ferguson İngiltere’de istikrar kelimesinin eş anlamı nerdeyse. Bu 22 yıla sığdırdığı 21 kupa var, sonuncusu 2008 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Paragöz Ronaldo11.11.08

Premier Lig’de en çok kazananan oyuncu haftalık 160.000 sterlin ile Robinho. Cristiano Ronaldo’nun 120.000 sterlin. Ama altta kalır mı hiç menajeri Jorge Mendes 50.000 sterlin daha fazla istediğini iletmiş yöneticilere. Bu da yılda yaklaşık 2 milyon eder. Gerçi elindeki Real Madrid kozunu kaybetti ama Calderon’lar bitmez futbol dünyasında, Ronaldo’nun köpeği olacak en az 10 başkan sayarım burda. Hem adama hak veriyorum doğrusu, sen orda yıllardır Manchester United’ı sırtında taşı elin Robinho’su gelsin ilk senesinde senden fazla para alsın. Olmaz öyle şey, para yoksa sadakat da yok!

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Yaş 3011.07.08

Rio Ferdinan’ın yaşı olmuş 30, seneler ne çabuk geçiyor. Bu adamın 24 yaşında Manchester’a transfer olduğu günü daha dün gibi hatırlıyorum. Yaşlandıkça karizması artıyor sanki. Yarın önemli bir Arsenal maçı var. O maçı kazanırlarsa hem doğum gününü hem de galibiyeti kutlarlar artık. Partinin olmazsa olmazı da Cristiano Ronaldo olur.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Bayrak Adamlar11.04.08

Oyuncu

Takım

Yıl

 

Paolo Maldini

AC Milan

25

 

Sander Boschker

FC Twente Enschede

19

 

Roar Strand

Rosenborg BK

19

 

Ryan Giggs

Manchester United

19

 

Jean-francois Douence

FC Libourne St Seurin

18

 

Alon Harazi

Maccabi Haifa

18

 

Ladislav Pecko

Slovan Bratislava

18

 

Francesco Totti

AS Roma

17

 

Pedro Roma

Academica de Coimbra

17

 

Toni Huttunen

MyPa Anjalankoski

17

 

Gary Neville

Manchester United

17

 

Paul Scholes

Manchester United

17

 

Pavel Verbir

FK Teplice

17

 

Kim Daugaard

Brøndby IF

16

 

Steve Harper

Newcastle

16

 

Oliver Glasner

SV Ried

16

 

Jussi Kuoppala

Tampere United

16

 

Pedro

Paços de Ferreira

16

 

Vladimir Maminov

Lokomotiv Moskva

16

 

Alessandro Del Piero

Juventus FC Torino

16

 

Listedekiler Avrupa’da aktif olarak top oynayan 20 bayrak adam. Nesli birer birer tükenmekte olan, para yerine kulübünü tercih eden, beşikten mezara aynı takımın oyuncuları bunlar. Zirvede Paolo Maldini var 25 yıldır Milan’da oynuyor. Maldini soyu kökten Milancı zaten, babası Cesare Maldini(sağda) de uzun yıllar Milan’da oynamış. Paolo Maldini’nin oğlu 12 yaşındaki oğlu Christian(solda) da Milan altyapısında, bu nesil böyle başlamış böyle devam eder gider. Manchester bayrak adam yetiştirme konusunda şanslı biraz. Kulüp kültürü buna çok müsait, Ryan Giggs, Gary Neville, Paul Scholes gibi yıldızlar yıllardır Kırmızı Şeytanların yanında. Türkiye’den birisi var mı diye düşünüyorum “bayrak adam” tabirine uyan ama yok herhalde. En yakını, 3 sene öncesinde Bülent Korkmaz vardı Galatasaray’da, onun da takımdan gönderiliş hikayesini herkes bilir.

Kategori Namewith 3 yorum yazılmış →

Juan Sebastian Veron11.02.08

Hak etmediği yerde olanlardan biri de Juan Sebastian Veron aynı Riquelme gibi. Zaten ikisi de Boca’dan yolu geçip meşhur olanlardan. Sampdoria’dan Parma’ya 15 milyon, Parma’dan Lazio’ya 18 milyon, Lazio’dan Manchester’a 28 milyon, Manchester’dan Chelsea’ye 15 milyon sterline transfer olmuştu. Yaptığı bu transferlerle Chelsea’ye transfer yapan Nicolas Anelka’dan(85 milyon sterlin) sonra dünyanın en pahalı futbolcusu konumunda. Gözlerden uzak bir futbol yaşıyor Estudiantes’te. Hafta içi Estudiantes-Lanus maçında izledim Veron’u, bir oyuncu bu kadar katkı sağlayabilir takımına ancak. Her yere koşuyor, çok iyi paslar atıyor, sürekli mücadele ediyor bu yaşına rağmen. Chelsea’de oynayamadığı 4 yılın acısını çıkartıyor adeta. Türkiye’de bir takımda oynasa kral olur. Eğer edindiğim bilgiler yanlış değilse Chelsea’ye 1.5 milyon dolar para ödemiş Estudiantes, yıllık da 300 bin dolar veriyormuş. Hiçbirşey değil bu para Maldonado gibi bir adama milyon dolarların sayıldığı düşünülünce. Ama bizim takımlarımız niye alsın ki böyle bir adamı? Samet Aybaba Darko Kovacevic’i almak istemişti takıma Bursaspor başkanı yaşlı diye vize vermemişti bu transfere. Bugün bir Hakan Şükür 37 yaşına kadar top oynuyorsa ve daha da oynarım diyorsa 33 yaş çok mu fazla? Bu arada belirteyim Veron’un piyasa değeri 3.5 milyon € şu an. Veron’un Arjantin’de istatistikleri de şöyle: 06/07 sezonunda 30 maç 2 gol 15 asist, 07/08 19 maç 7 gol 1 asist, 08/09 18 maç 5 gol 2 asist. Bir de 2006 yılın futbolcusu ödülü var Arjantin’de. Bu oyunculara verilen paralarla Türkiye’deki oyunculara verilen paraları karşılaştırılınca içim ne kadar acıyor anlatamam.

Kategori Namewith 2 yorum yazılmış →

Pompacı Berbatov10.29.08

Yılın en sükse yapan transferlerinden biriydi Dimitar Berbatov. 6 maçta 1 gol atabildi ancak o da West Bromwich Albion’a. Yeni bir meslek arayışında galiba, pompacılığa soyunmuş bu sefer. Şaka bir yana halinden memnun Berbatov, parayı götürdü ne de olsa. İki yılını birlikte geçirdiği Tottenham’dan eski takım arkadaşlarının halini soruyor mudur acaba?

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Teddy Sheringham10.21.08

Efsanevi 99 şampiyonlar ligi finaliyle nostalji yaparken geldi aklıma Sheringham. Hani hemen herkesin Beckham’ın Ferguson’un yüzü suyu hürmetine Manchester’ı desteklediği bir maçtı ki maç sonunda sahadaki Bayern’e bakıp “yazık lan” demeyen pek yoktur.
17′lerde başlamıştı futbolculuk yolculuğu 41′lerde bitti Teddy’nin. Gerçi biz ona 97 Britanya güzeliyle aşk yaşarken millet olarak, kaptın hatunu kır kıçını otur demeye başlamıştık ama o her zaman 17 yaşındaki Milwall’lu çocuk gibi oynadı fotbolu ve 41 yaşında Premier ligte forma giyen en yaşlı sporcu olarak cevap verdi bize hatta o da yetmedi Colchester’da oğluyla karşı karşıya oynayarak gösterdi futbol sevgisini. Hatta bu da yetmedi gecenin tek golunude atarak hepimize bir yuh çektirdi.

İlk seferi de değildi bu, önce 31 yaşında düşüşe geçer dedik Ferguson böyle bir yeteneğin kaybolmasına izin vermedi, bu sefer tamam 34 oldu kim alır seni dedik aynı sezon 10 maçta 11 gollük bi seri yakaladı hemen arkasından Southampton’a 6 dakikada 3 gol atarak niye Sheringham olduğunu hatırlattı.
Tabi biz asistleriyle andık daha çok onu, öyle ki Klinsmann içinde “Yanında oynarken kendini en rahat hissettiğim adam” olmuştu.
99 senesinde Manchester önce lig kupasını sonra FA Cup’ı en sonda şampiyonlar ligi kupasını kaldırırken hep onun asistleri damgasını vurdu. O unutulmaz FA Cup yarı finalinde Arsenal Manchester karşılaştığında da Beckham’a asistini vererek açılışı yaptırmıştı. Gerçi birbirinden güzel üç tane gol kaçan penaltı dev adam Schmeichel ve tabi Giggs’in mükemmel bitirişiyle o maç ayrı bi yazı konusu olsun.
Ve yine o finalde Schmeichel bile ümitsizce ceza sahası içinde dolanırken golunu attı ki hiçbirimiz daha bunun şokunu atlatamadan bir de asist yaparak kupayı Manchester’a getirdi.
Şimdi nerdedir bilmiyorum ama eminim mangal partisinden önce yaptığı halı saha maçlarında da 17lik Milwall’ı çocuktan ya da 33lük dünya şampiyonundan daha farklı durmuyordur sahada…

Kategori Efsaneler, Namewith 1 yorum var →

CR7 Store II10.14.08

İş hayatına ilk atılımını doğduğu şehir Funchal’da CR7 Store açarak yapan Ronaldo, 2. CR7 Store’unu açtı geçen hafta Lisbon’da. Nerdeyse 2000 mil uzakta yaşadığı Manchester’a. Bu bir mesaj olabilir mi acaba Manchester’lı yöneticilere diye de düşünüyorum aslında.

Mağazaların yönetimi ablaları Ronaldo’nun solundaki Elma (Telma) ve Ronaldo’nun sağındaki Katia (Catia) kardeşlerin elinde (Fotoğraftaki diğer kişileri de merak edenler olur, biri Ronaldo’nun annesi Dolores diğeri abisi Hugo). Geçen yıl Mayıs ayında açmıştı ilk mağazayı, 1.5 sene içinde ikincisini açıverdi, işler tıkırında anlaşılan.

Hazır milli takım Portekiz’de toplanmışken, mağaza açılışı ve tanıtımını da çıkardı aradan. Büyük ilgiyle karşılanmış daha ilk günden. Tabi ikinci mağazayı Funchal yerine, daha zengin ve yaşam standartları daha yüksek Lisbon şehrine açması çok daha mantıklı olmuş. Manchester’da açsa böyle bir mağaza herhalde futbol oynamasına gerek kalmaz daha fazla ama Manchester’da uzun yıllar geçirmek istemiyor gibi. CR7 mağazasından takım arkadaşlarına hediye bişeyler götürmeyi ihmal etmemiş Ronaldo.

Mağazasının dizaynı da dikkatimi çekti. Çok klas olmuş bana göre. Ürünlerde görebildiğim kadarıyla siyah ve tonları ağırlıklı olarak kullanılmış, Manchester United kırmızısından eser yok(!) Bu mağazada cr7 damgalı tişörtler, jeanler, sweatshirtler, ayakkabılar, kemerler, takım elbiseler, çantalar bulmak mümkün. Hem bayanlar hem de erkekler için birçok ürün mevcut.

Cr7 damgalı bir ayakkabı bu, fiyatı nedir bilmiyorum ama onu da öğrenirsem yazarım buraya. Eminim Türkiye’den de bu ürünlerden sipariş ettirecek olanlar vardır. Portekiz’e yolu düşenler bu mağazayı gidip görmek isteyebilir. “De Puta Madre” yazılı sweatshirtler de satılıyormuş mağazada, bu yazının anlamını bilmeden alıp da göğsünüzü gere gere Lisbon sokaklarında dolaşmayın bence. Çünkü “Son of a Bitch” ile aynı anlamı taşıyor bu yazı, onun da ne demek olduğunu bilmeyenler vardır belki, araştırsınlar biraz o zaman.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Yer Çekimine Meydan Okumak10.10.08

Bu şovu Aghahowa sunmuştu bu hafta bize. Bu da Luis Nani’nin hareketi, hangi maçta attığı golden sonra yaptı hareketi bilmiyorum ama foto muhabiri çok güzel yakalamış pozisyonu. Obafemi Martins çok iyi yapar bu hareketi, ikisi de ondan öğrenmişler herhalde. Yer çekimine meydan okurken, Martins’e de meydan okuyorlar aynı zamanda ya da en azından ben öyle düşünüyorum.

Kategori Namewith 1 yorum var →

Edwin van der Sar09.25.08

Bazı futbolcular vardır. Zirvededirler, bir düşüş dönemi yaşarlar, sonra aniden sürpriz şekilde yine en tepeye tırmanırlar. Edwin van der Sar da bu tip futbolculara verilebilecek en güzel örneklerden biri. 1999′a kadar süren Ajax macerası boyunca pekçok büyük kulüp koştu peşinden. Zamanın Hollandalı avcısı Barcelona alamadı onu, Juventus’a gitti. Gitmeden de Hakan Şükür’den kafa golünü yemişti milli takım formasıyla Bursa’da, onu belirteyim. 2001′e kadar Juventus’ta kaldı, kötü geçiyor denemezdi o sezonlar van der Sar için. Bir anda Fulham’a gitti anlamsız bir şekilde. Herhalde para için gitmiştir diyordum. 4 yılda 127 maça çıktı Fulham ile birlikte. Peter Schmeichel ayrıldığından beri düzgün kaleci bulamayan Machester United kalesinde gördük onu bir anda. Kariyerinin zirvesine yeniden tırmandı bence Manchester ile, hatta Moskova’da Anelka’nın penaltısını kurtarıp kırmızılıları Şampiyonlar Ligi şampiyonu yaptığı an doruk noktasıydı onun için. Euro 2008′in en güzel maçı olan Hollanda - İtalya maçında  Pirlo’nun kullandığı frikiği kurtarışını çocuğuma anlatırım. Bir Dünya Kupası ya da Avrupa Kupası kaldırabilseydi elleri daha çok baba çocuğuna anlatırdı onu.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Oradan sağlam çıkmak09.24.08


Dün gece Old Trafford’ta oynanan maçta Machester United’ın genç oyuncusu Rodrigo Possebon çok ciddi bir darbe yedi Borolu Pogatetz’den. Ayağında kırık yokmuş, şimdiden geçmiş olsun. O darbeden kırık almadan çıkmak büyük şans. Pogatetz de kaç maç ceza yer bilemiyorum.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Cristiano Ronaldo Oynasın! (mı?)09.21.08

Chelsea-Manchester United, her zaman büyük çekişmeye sahne olan maçın adı. Kuşkusuz Liverpool mağlubiyetinden sonra zor bir kadro seçimi olacak Alex Ferguson için. Cristiano Ronaldo gibi bir yıldız oynamalı demiştim. Taraftarlar da aynı görüşte. Skysports’un anketinde oy veren kişilerden %70′i Ronaldo oynamalı demiş. Taraftar da özlemiş onu, biz de özledik doğrusu. Stamford Bridge’i iyi tanır Ronaldo çok maç yapmışlığı vardır. Alex Ferguson takımdan kimi keser bilmiyorum, muhtemelen kurban son haftaların yıldızı Darren Fletcher olur ve eğer Ronaldo oynarsa Portekiz Milli takımından hocası Scolari’ye Premier Lig’e hoşgeldin süprizi yapar diye düşünüyorum.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Cristiano Ronaldo09.20.08

George Best, Bryan Robson, Eric Cantona ve David Beckham’dan sonra Manchester’ın yıldızlaşan en önemli “7 numarası”. Sporting Lizbon’da oynarken ilk olarak o zamanki Liverpool teknik direktörü Gerrard Houllier keşfetmişti onu. Yaşının daha 16 olması onun Liverpool’a transferine bir engeldi. Daha sonradan yetenekli genç avcısı Alex Ferguson’un dikkatini çekti ve hemen transfer edildi. Manchester’a ilk geldiğinde Sporting’de giydiği 28 numaralı formayı istedi, 7 numaranın sorumluluğu altına girmek istemedi genç yaşta. Ancak Ferguson ona 7 numaralı formayı giydirdi zorla. Bu Cristiano’nun kendi deyimiyle hayatının değiştiği bir andı. Gençlik dönemlerinden şimdiki olgun Ronaldo’ya kadar her zaman Alex Ferguson onun yanındaydı. Geçen sene oynadığı maçlardaki istatistikleri ile damga vurdu. Manchester’ın 2007/2008 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğunda da finalde o penaltıyı kaçırsa da en büyük pay sahibiydi. Bu transfer sezonunda Los Galacticos’tan 100 milyon €’luk teklif almıştı ancak onu yetiştiren Sir Alex’ten vize çıkmadı. Şimdi de dev Chelsea-Manchester United maçı öncesi onu Ocak’ta kadrolarına katmak istediğini söyledi Chelsea teknik direktörü Scolari. Bu maç öncesi oynayıp oynamayacağı belirsiz. Alex Ferguson onu daha önceki lig maçlarında oynatmamıştı ama onsuz Manchester’ın hali perişan. Bence bu maçta ilk 11 de olmalı ve kendini uzak kaldığı taraftarına affettirmeli. Unutmayalım Ronaldo büyük sever!

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Param Var, Şak Şak Şak!09.04.08

Bu transfer dönemi bayağı hareketli geçti özellikle son günlerde. Ancak bonservis bedellerinde öyle bir uçtular ki takımlar, liglerindeki bazı takımların bütçelerinin 10 katını sadece bir futbolcuya verenler oldu. Bana göra yapılan en yanlış 5 transfer şöyle:

5-Ricardo Quaresma-20 milyon £ (Porto-Inter)

20 milyon £+ genç Pele verildi Quaresma için. Hep Cristiano Ronaldo ile kıyaslandı ama hep gölgesinde kaldı. iyi futbolcu, hareketli, kıvrak çalımları var Figo’nun yerini fazlasıyla doldurur. Ama zayıf Portekiz ligi dışında sadece Barca’da oynadı ve başarısız olunca gerisin geriye Portekiz’e postalandı. 6 milyon € almıştı Porto şimdi onun üzerinden 20 milyon € kar etmiş oldu. Kendini Portekiz ligi dışında kanıtlayamayan bir oyuncu için çok para. Mourinho, eski takımı Porto’ya ve ülkesi Portekiz’e para kazandırmayı seviyor.

4-Dimitar Berbatov-30.75 milyon £ (Tottenham-Manchester United)

Chelsea’ye mi derken Manchester United kaptı birden. Transfer penceresinin kapanmasına az kala bitirdi bu transferi Manchester. Sir Alex, takımının pivot forvet ihtiyacı olduğunu biliyordu ve Nistelrooy’dan sonra aranan adamı buldu belki de. Ama yanlış bir polika izledi Sir, zaten rezerv takıma gönderilmişti çıkardığı sorunlar yüzünden. Chelsea’de ısrarla isteyince onu galeyana geldi birden umduğundan fazlasını verdi Tottenham’a. Daha kelepir bir fiyata kapatabilirdi bu transferi. Genç oyuncuları yıldız yapan Ferguson’a yakıştıramadım doğrusu. Tottenham’ın son dakika golü.

3-Luca Modric-20 milyon € (Dinamo Zagreb-Tottenham)

Zagreb’e profesyonel imzayı attığı 2002 yılından sonra 2003 ve 2004 yıllarında kiralık gitti. Bu dönemden sonra bir çıkış yakaladı. İki ayağını da raket gibi kullanabiliyor ve 2007 yılında ligin en iyi futbolcusu seçildi. Robbie Keane’in eksikliğini doldurdu Tottenham bu transferle. Ama oradan kazandığı parayı aynen buna yatırdı. Ligde oynadığı ilk 3 maçta vasatı aşamadı. ilk defa Hırvat ligi dışında bir ligde oynayan Modric’in verdilen parayı karşılayamayacağı kanaatindeyim.

2-Robbie Keane-20 milyon € (Tottenham-Liverpool)

Tottenham’da kaptandı, tam bir profesyoneldi, yaklaşık 10 yıllık premier lig deneyimi var ama 28 yaşında. Çok para verdi Liverpool ona, bu bölgede bir transfere ihtiyacı yoktu bence ya da genç bir yetenek alınabilirdi onun yerine. Torres, Kuyt, Babel gibi oyuncular varken forma giymesi çok zor. Yıllardır maçlara ilk 11 çıkan bir oyuncunun kulübede beklemesi sorun yaratabilir. Rafa Benitez de kaprisi sevmeyen bir hoca zaten. Keane’in takım arkadaşları ve teknik heyetle çok iyi geçinmesi lazım.

1-Robinho-32.5 miyon £ (R.Madrid-Manchester City)

Genç yaşında, yetenekli. Büyük umutlarla transfer oldu Madrid’e bekleneni veremedi. Çoğu zaman yedek kulübesinde takım arkadaşlarını izledi. 30 dakikalık futbolcu görüntüsündeydi Madrid’de olduğu dönemde. Yeni Abramovic Al-Fahim piyasayı öğrenememiş herhalde ki bu isme Ronaldinho bonservisinin neredeyse 2 katını verdi yıllık 6 milyon €’da cabası. 1 numaralı kazık!

Kategori Namewith 1 yorum var →

UEFA Süper Kupa Zenit’in08.30.08

Avrupa’nın en iyisi, Süper Kupa’da Manchester United’ı yenen Zenit oldu. Çift maçlı finaller zamanında 1991 yılında Kızıl Yıldız takımını yenerek alan Manchester dün aynı başarıyı gösteremedi. Tahmin ettiğim gibi 90 dakika sıkıcı bir maç oldu. İnişli çıkışlı dönem geçiren Zenit ile lige daha yeni başlamış hazır olmayan bir Manchester’dan daha fazlası beklenemezdi zaten. Dikkatimi çeken Zenit tarafında Dick Advocaat’in rakibi çok iyi analizi ve Pavel Pogrebnyak’ın performansı, Manchester tarafında Rooney ve Nani’nin ekstra kötü oyunu oldu, bir de Alex Ferguson her zamankinden daha hızlı çiğniyordu sakızını ve yüzü daha bir kırmızıydı bu sefer. En süpriz isim ise Danny oldu, 30 milyon euroya gerçekleştirilen transferi herkesi şaşırtmıştı ama kumaşının kaliteli olduğunu iyi oynarak ve güzel de bir gol atarak kanıtladı dün. Maçın son 10 dakikasında rüya görüyordum, pozisyonsuz ve zevksiz olduğundan dalmışım sonlara doğru. Fatih Tekke’nin oynamaması beni üzdü ama en azından tarihin sayfalarında artık onun da adı var. Daha önceden de dediğim gibi kazanan Zenit oldu ve UEFA’dan gelerek Şampiyonlar Ligi Şampiyonunu yenen takımlara bir yenisi daha eklendi.

Zenit-Manchester: 2-1 maçının golleri:

Kategori Maç Özeti, Namewith Yorumlanmamış →

Zenit Petersburg vs Manchester United08.28.08

Uefa şampiyonu ile Şampiyonlar Ligi şampiyonunu bir araya getiren Süper Kupa yarın oynanacak malumunuz. Yalnız nedendir bilinmeç maça pek bir ilgi yok önceki Süper Kupalar gibi. Halbuki Avrupa’nın en iyisini belirleyen bir organizasyon. Zenit’in tarihinde yaşadığı en önemli olay ve Rusya’da hem yazılı hem de görsel basın basını fazlasıyla maça odaklanmış durumda, Manchester’ın güçlü bir takım olduğunu ancak Rus ekibinin kupayı alabileceğini yazıyorlar. Manchester tarafında ise herşey güzel, ligde ilk iki maçta aldıkları 4 puanın moraliyle çıkacaklar maça. Sir Alexander Ferguson ise bu maçların gediklisi, yaşlı kurt takımını en iyi şekilde sürecektir maça. Bahis şirketlerinin de favorisi Manchester. Kırmızı Şeytanlara 1.5-1.7 arasında, Zenit’e ise 4.5-5 arasında oran veriyor Betsson, Bwin, Bet365 gibi şirketler. Kağıt üzerinde favori Manchester olsa da gönlüm Fatih Tekke’li Zenit’ten yana. Manchester’ın sezon başlangıçı handikapını da düşününce bahisçilere Zenit’e oynayın demek geliyor içimden.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Berbatov Kızağa Çekildi08.26.08

 

Tottenham Hotspur’un Bulgar golcüsünün Manchester United’a transferi arap saçına döndü. Yaklaşık 6-7 aydır ManU’nun transfer listesinde olduğu söylenen oyuncu ligin ilk iki maçında Tottenham teknik kurmayları tarafından kulübede bekletildi. Daha önceden Kırmızı Şeytanlara transfer olmak istediğini sıkça dile getiren oyuncu buna da çok bozulmuş olacak ki Manchester United formasıyla imza dağıtmaya başlamış, e tabi bu da bardağı taşıran son damla olmuş. Berbatov artık rezerv takımla çalışmalara başlamış ve artık transferinin bitirilmesini dört gözle bekliyormuş.

Kategori Namewith 1 yorum var →

Moskova yolcuları belli oldu05.01.08

Sağlam defansıyla Barcelona’yı geçen Machester United ve bu kez (!) Liverpool’u eleyebilme başarısı gösteren Chelsea bu yılki Şampiyonlar Ligi finalinde mücadele edecek takımlar oldular. Barcelona karşısında her iki maçta da etkili bir oyun sergileyemeyen Machester United tek golle aldı final vizesini. Yarı finalin diğer ayağında ise daha çekişmeli bir mücadele izledik. İlk maçta 90+5′te kafayla Riise’nin attığı golün kırmızların başına dert olacağı belliydi. Normal süresi 1-1 biten mücadelede fiziksel olarak dünyanın en güçlü takımı Chelsea’ye fazla dayanamadılar. Ryan Babel’in attığı gol ise görülmeye değerdi, büyük yıldız olacak gerçekten.

Finalde Manchester United’ın “The Red Army”si ile Chelsea’nin “Headhunters” grubu karşı karşıya gelecek. Rus gruplarının finali izlemeye gelecek olan İngilizlere karşı hazırlıklar içerisinde olduğu da konuşuluyor. Peki finalde ne olur? Kırmızıların ileri ikilsi Rooney ile Tevez’in gününde olması lazım rahat gol bulabilmeleri için. Takım halinde hızlı ve seri atak yapmaları lazım yoksa kaybolurlar Chelsea defansının arasında. Chelsea’nin gol atabilmesi ise Drogba’nın boşluk yakalamasına bakar. Bakalım Mourinho’nun yapamadığını Grant yapabilecek mi?

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

  • You Avatar
    Futbol on birer kişiden oluşan iki takımın karşılıklı olarak birbirlerine gol atma çabasını konu eder. Name ise Farsçada mektup demektir, eski zamanlardan beri Türkçe içinde de kullanılır. İkisi birleşiyor ve Futbolname ortaya çıkıyor. Yukarıdaki hanım kızımızın bu olaylarla hiç ilgisi yok ama çok seviyoruz kendisini, eminim siz de seveceksiniz ^_*
  • You Avatar