Derbi Sonrası Geyikleri11.14.08

Az önce arkadaşım göndermiş, bunlardan binlercesi daha var belki ama bir tutam sunayım sizlere. İçlerinde çok yaratıcı olanları da var, kimse darılmasın gücenmesin.

Hatıralar sarmış 4-1 yanımı

***

4-1 kere maşallah

***

Tanınmamak için turuncu giymişler…. ama Fener yine tanıdı

***

Gelin kızımıza DEDE’sinden 4′ü 1 yerde

***

Galatasaray Fenerbahçe’nin 4 te 1 i etmez

***

Aslan’a sormuşlar: Senin rengin neden  turuncu?
Cevap vermiş: Aslında kırmızıydı.Kadıköye gelince korkudan rengim uçukladı.

***

İstersen donalatalım 4-1 yanı bayraklarla, İstersen çınlatalım 4-1 yanı şarkılarla…

***

Çıldırttık gönderdik

***

“4″ büyük yok “1″ büyük var..FENERBAHÇE

***

Galatasaray takvimlerden Kasım ayının çıkartılması talebinde bulunmuş

***

Biraz matematik çalışalım

6 – 0 = 6

4 – 1 = 3

6 + 3 = 9 Kasım

***

Galatasaray’ı koluma takarım, Kadıköy’de 4-1 tur atarım, olmadı bi de seneye 5 atarım

***

Kadıköy’e giden 4 yoldan 1i kasıma çıkar

***

Sevgili Selocan, Cimbomlu arkadaslarim 1 kere caldirip kapatti, 4 kere aradim cevap yok, hatlari mi arizali acaba?

***

Büyük İskender:Galatasaray Fenerbahçe’yi Kadıköy’de En son ne zaman yendi
Polatım?
Polat:Ha-Tır-La-Mı-Yo-Rum.

***

Land Rover ile FENERBAHÇE’nin ortak yanı nedir?
İkiside 4 çeker.

***

Kadıköy merkez şubemizde Yengeç Dansı Kursları verilmektedir.

***

Kadıköy civarından 4+1 ev aranıyor.

***

Dedemizin yüzünü güldürdünüz ya, Allah da sizi güldürsün

***

Aslan Terbiyecisi İş Başında 11.Sezon [DVD]

***Anonim

Kategori Namewith 3 yorum yazılmış →

2000 Ruhu Geri Döner Mi?11.07.08

2000 yılında UEFA şampiyonu olan kadronun 11′i böyleydi. Ümit’in yerine bazı maçlarda Emre Belözoğlu oynardı ama Leeds maçında aldığı cezadan dolayı yerine Ümit Davala görev alıyordu final maçında. 2000 ruhu nasıl birşeydi onu irdelemek lazım öncelikle. Kalede Brezilya milli takımının değişilmez kalecisi ve bu takımla Dünya Kupası’nda önemli başarılar kazanmış üst düzey tecrübeli bir kaleci. Sağ bekte Galatasaray’ın o yılki transferi, klasik tabiriyle “sanki 40 yıllık Galatasaray’lı” Capone. Arka direk adamıydı, Galatasaray gol atamazsa gizli forvet olarak ileri çıkar kornerlerden yan toplardan birşeyler yapardı. Stoperde kaptan Bülent takımın belkemiğiydi herşeyiydi, pozisyon uğruna, canı pahasına toplara yatar “Çanakkale Geçilmez’i” oynardı. Popescu da Hagi ile birlikte Steaua Bükreş ve Barcelona’dan kader arkadaşlarıydılar, Hagi’nin tavsiyesiyle geldi Galatasaray’a çok iyi işler yaptı oynadığı dönemde. Onun gibi oyuna topu sokabilecek, daha da önemlisi oyunu geriden kurabilecek bir oyuncu yok şimdi. Sol bekte Ergün Penbe tam bir istikrar abidesiydi, o dönemlerde sakatlık geçirdiğini ve maç kaçırdığını hatırlamıyorum. Orta sahanın üç bücürü Okan, Suat, Emre arı gibi çalışır, rakip oyunculara alan bırakmazdı. Okan ve Emre Avrupa’nın gözdeleriydi o sene. “Hugo” Suat formunun zirvesindeydi, Türkiye’de “ön libero” kavramının oluşma sebebiydi. Hagi bir liderdi zaten. Saha içi antrenörü olarak görev yapıyordu ve icabında rakibin sırtına yumruk koyacak kadar mücadelesini veriyordu. “10 numara”nın karşılığıydı o. Hakan Şükür bir senede 38 gol atan adamdı ve özellikle o yıl Avrupa’da yaptıklarıyla İnter gibi o zamanın en pahalı 2 forvet oyuncusu Ronaldo ve Vieri’nin bulunduğu takımın yılın transferi olmuştu. Arif uzaktan şutları, ara pasları, çapraz koşularıyla Hakan’la birlikte iyi bir ikili oluşturuyorlardı. Fatih Terim’in de büyük pay sahibi olduğunu unutmamak lazım. İyi kötü Türkçe konuşuyordu oyuncular, yani ortak bir dilleri vardı. Capone ile İspanyolca anlaşıyordu yabancılar. Kadrodaki oyuncuların çoğu 1996 yılı sonrası birbirini iyi tanıyan oyunculardı, saha içinde ortak konuşabilecekleri ikinci bir dilleri vardı yani. 1996′dan beri ŞL’de alınan vasat sonuçlar sonrası, 1999′da Ümit’in Milan’a son dakika penaltısı ya da son dakika mucizesi zafere açılan perde olmuştu.

Gelelim günümüz 2008′e. Dünkü kadro şöyleydi: De Sanctis / Sabri, Servet, Emre Aşık, Hakan / Lincoln, Meira, Ayhan, Arda / Ümit Karan, Milan Baros. Geçen seneki kadrodan Sabri, Servet, Hakan, Lincoln, Ayhan, Arda ve Ümit var. Yani 5 oyuncu yeni. “2000 Ruhu” dedikleri şey kendi kendine hortlamadı tabi, bir birikimin, bir istikrarın sonucu oluştu bu. Ortalama 4-5 sene birlikte oynayan oyuncular topluluğuydu o kadro. İtalyan, Portekizli, Çek, Brezilyalı hatta Kewell, Nonda ve Linderoth’un da oynadığı düşünülürse Avusturalya’lı, Kongo’lu ve İsveç’li. Bu oyuncuların saha içinde ve dışında konuşabilecekleri ortak bir dili olması lazım başarı için. Çoğu da henüz birbirini tanımayan, birbirine alışık olmayan oyuncular. 2000 yılındaki savaşçı ruhu taşıyan oyuncular Sabri, Ayhan ve Arda şimdilik. Takım olarak ciddi bir savunma problemi var, 5-0-5 gibi oynuyor sanki takım dünkü maçı hariç tutuyorum bu söylemden. İleride bir maç iyi üç maç kötü bir Ümit Karan var, geçen yıllardaki formundan çok uzak. Lincoln biraz daha liderlik vasıflarını öne çıkarmak, takımı yönlendirmek zorunda aynı Hagi gibi. Servet’in ayağı yere basmalı kendini Zidane sanıyor sanki. Bülent böyle miydi? Emre Aşık yeterli mi Avrupa’da başarılı olmak için? Kendimizi kandırmayalım kaç defa adamını kaçırdı, bir pozisyonda son anda müdahalesi var topa, o müdahale Suazo’ya olsaydı maçın geri kalanı kabus gibi geçerdi. Geçen sene Skibbe’nin takımı Leverkusen’den 5 yiyen takıma 3 takviye yapıldı da harika oynayan bir takım mı oluştu? Kabul etmek gerekir ki Benfica’da son derece kötüydü dün akşam, Di Maria, Reyes, Nuno Gomes evlere şenlikti. Bana pek bir inandırıcı gelmedi dünkü oyun, eğer hedef Kadıköy’de final oynamaksa bu sene, önce hafta sonu Kadıköy’den galibiyet alınmalı bence. 2000 yılında 3 kulvarda 3 günde bir maç oynayan ve kazanan, kazanamasa da oyununu çatır çatır oynayan bir takım görüntüsü vardı. “2000 Ruhu”nun geri dönmesi için bu kadro ve kadro yapısının en az iki sene daha korunması gerekir diye düşünüyorum. Fazla hayal kurmak, gerçekleri görememek yanlış olur. Daha dünkü maça kadar beraberliğin çok iyi bir netice olduğunu düşünen biz değil miydik?

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

18 İçinde Affetmem10.15.08

“İşim gol atmak ve ben işimi iyi yapıyorum. Ceza sahası içinde dünyada benden daha iyisi yok. On sekiz içinde yakaladığım pozisyonu kaçırmam çok zor. Kafam rahat olduğunda neler yapabileceğimi Erzurumspor maçında gösterdim… Eskiden benim hakkımdaki tüm yazıları tercüme ettirirdim. Ama artık benim için bir önemi yok. Benim nasıl bir golcü olduğumu sanırım herkes gördü. Brezilya Milli Takımı’nda gol için bir çok isim denendi. Ama ben davet edilmedim. Artık Milli Takım’dan davet bekliyorum…”

Ne Anorthosis’te tutunabildi ne de Avustralya takımı Newcastle Jets takımında. Kokain olayı mahvetti onu, şimdi Brezilya ikinci liginde aylığı 6,000 euroya oynuyor. Belki artık başlamıştır 18 içinde affetmeye

Kategori Efsanelerwith 10 yorum yazılmış →

Mustafa Denizli10.10.08

Yıldırım Demirören başkanı olduğu Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün kapısından içeri girdi Mustafa Denizli, hem de LİG TV stüdyolarından geliyor. Youtube altyapılı transfer çalışmalarından sonra LİG TV yorumculuğundan prim yapmış Denizli Beşiktaş’ta. Domestik kulvarlarda yarışacak Beşiktaş. Bakalım başarabilecekler mi bu yönetim ve teknik direktörlerle ?

Kategori Namewith 1 yorum var →

Fatih Akyel10.06.08

Kaderin pek gülmediği futbolculardan biri Fatih Akyel. Galatasaray altyapısında yetişip Bakırköyspor’da bir sene kiralık oynadıktan sonra Galatasaray’ın A takımına sarı-kırmızılıların en parlak dönemlerini yaşamaya başlayacağı 96/97 sezonunda geçti. Kariyerinin ilk basamaklarını hızla tırmanıyordu, yükselişi Galatasaray ile paraleldi. 4 yıl ard arda şampiyonluk ve sonrasında gelen UEFA Kupası.  Süper Kupa finalinde Jardel’e asisti yapıp ikinci Avrupa Kupası’nı kaldırması ve Türk futbol takımlarının ŞL efsaneleri arasında girecek bir Real Madrid maçında yaptığı 2 asistle 2-0 gerideyken maçın 3-2 ye gelmesi. Fatih Akyel ile ilgili hatırlanan iyi şeyler bunlar. Sonra kısa bir Mallorca macerası başladı ancak orada kendi kalesine gol atma rekoru kırıp geri döndü ülkesine, büyük başarılar yaşadığı Galatasaray’ın ezeli rakibi Fenerbahçe’ye. Fenerbahçe’de onu 4 Galatasaraylının kırmızı kart gördüğü maçta Bülent Korkmaz’la küfürleşirken hatırlıyorum. Maç sonlarında da soyunma odasına giderken taraftardan küfür yerdi. Sonra yine yurtdışına çıktı, gözlerden uzak olmadı istedi belki. Bochum ve PAOK’ta kısa dönem forma giydi ve bu kez Türkiye’nin dördüncü büyüğü Trabzonspor’a geldi. Böyle gidip gelmeler ve birbirinden çok farklı camialara girmeler yormuştu onu belki. Trabzonda’da çok kalamadı, Kasımpaşaspor’a gitti. Roberto Carlos Fenerbahçe’ye geldiği zaman Carlos’un ilacı benim, Fener Carlos’u aldıysa, G.Saray da beni transfer etmeli. Böylece sarı-kırmızılılar Carlos sorunu yaşamaz.” açıklamasını yapmıştı. 

Dün -4 Ekim- onu Kasımpaşaspor formasıyla Güngören Bld. ye karşı oynarken seyrettim. Unutmuştum hatta, görünce de şaşırdım, şarırıncada buraya yazmaya karar verdim. Devre arası yine hakemle diyalog içindeydi. Bir dönem Galatasaray forması giymiş bir diğer oyuncu Batista ile de takım arkadaşlığı yapıyor, “o değil de bir Batista n’oldu ona?” diye merak edenlere duyurulur. Üzülüyorum biraz da Fatih için, çok az kişi tarafından sevilen bir futbolcu oldu. Belki çoğu kişiye göre hatalıydı ama sonuçta o da insandı. Merak ediyorum iyi bir jübilesi olacak mı Türkiye’ye Süper Kupa getiren bu adamın? Yoksa sonu o kupayı getiren diğer adam olan Jardel gibi mi olacak?

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Galatasaray 3. Torbada10.03.08

1. TORBA
Milan (İtalya), Sevilla (İspanya), Valencia (İspanya), Benfica (Portekiz), Schalke 04 (Almanya), CSKA Moskova (Rusya), Tottenham (İngiltere), Hamburg (Almanya)

2. TORBA
Stuttgart (Almanya), Ajax (Hollanda), Olympiakos (Yunanistan), Deportivo (İspanya), Club Brugge (Belçika), Sp.Moskova (Rusya), Paris Saint Germain (Fransa), Heerenveen (Hollanda)

3. TORBA
Rosenborg (Norveç), Udinese (İtalya), Feyenoord (Hollanda), Sporting Braga (Portekiz), Slavya Prag (Çek Cum.), Manchester City (İngiltere), Galatasaray (Türkiye), Sampdoria (İtalya)

4. TORBA
Hertha Berlin (Almanya), Partizan (Sırbistan), Nancy (Fransa), Portsmouth (İngiltere), Aston Villa (İngiltere), R.Santander (İspanya), FC Kopenhag (Danimarka), Dinamo Zagreb (Hırvatistan)

5. TORBA
Saint Etienne (Fransa), Wolfsburg (Almanya), Standart Liege (Belçika), Twente (Hollanda), NEC Nijmegen (Hollanda), Metalist Kharkiv (Ukrayna), Lech Poznan (Polonya), MSK Zilina (Slovakya)

 

Yıllardır Avrupa’daki başarısızlıkların sonucu 3. torba oluyor elbette. En kolay rakipler Benfica, Heerenveen, R. Santander, MSK Zilina olur bence. 3. torbada Manchester City, Udinese gibi takımların olması kötünün iyisi. Grupları görmeden bu yorum belki erken olacak ama 1. Torbadan bütün takımlar bir üst tura çıkar, Benfica riskli biraz. Diğer torbalardan bir üst tur için Manchester City, Galatasaray, Portsmouth, Twente, Udinese favorilerim, Partizan, Metalist, Slavia Prag ve Aston Villa süpriz yapar. Tribün açısından da en keyifli grup Schalke 04, Olympiakos, Galatasaray, Partizan, St. Etienne olur.

Kategori Namewith 1 yorum var →

Yetim Kaldın Kapalı!09.27.08

Bir kere kendisiyle konuşma fırsatım olmuştu. Her cümlesinde kardeşlik, sportmenlik kelimeleri geçiyordu. Kulübüne köstek olanlara inat destek olanlardandı. Foto muhabiri olarak görev aldığı 2000 yılındaki Kopenhag’da oynanan Uefa Kupası finalini bize resmeden kişiydi. Eminim ki Galatasaray taraftarında onun yeri başkadır. Belki Alpaslan Dikmen bir Metin Oktay değil ama en az onun kadar Galatasaray’lıdır.

Yelda Cumalıoğlu’nun kaleminden Kophenag’da Alpaslan Dikmen:

Alparslan Dikmen, penaltılar atılırken kale arkasında…
Muhabir olarak fotoğraf çekecek.
Fotoğrafta kale, kaleci, top, golü atan futbolcu görünecek.
Bunların hepsini yakalayabilecek bir açıda.
Dört penaltının hepsini çekiyor ama “nasıl çektim gelin bir de bana sorun” diyor.
Tribün bağırıyor…
Tezahüratlar çığlık çığlığa…
“Dağ başını duman almış” söyleniyor.
Herkes ağlıyor…
Dikmen’in gözleri yaşlı…
Kameradan kaleyi odaklamakta zorlanıyor.
Elleri titriyor.
Görüntü deprem misali sallanıyor…
Çaresizlikle aklına bir fikir geliyor ve
başka gazetede çalışan bir ağabeyini önüne oturtuyor.
Kollarını omuzlarına koyuyor,
Kamerayı da adamın kel kafasının üzerine…
Son penaltı atılıyor,
Dikmen deklanşöre basıyor…
İşte şampiyonluk karesi…

Onu unutmayacak Galatasaray taraftarı. Her maçta 90 dakika avazı çıktığı kadar bağaran o “Kapalı” belki de yarın suskun kalacak, acısını içinde yaşayacak dışına vuramadan ya da haykıracak isyan edercesine…

Kategori Efsaneler, Holigan, Namewith 1 yorum var →

Bellinzona 3 – 4 Galatasaray09.19.08

Bellinzona-Galatasaray maçının geniş özeti:

Kategori Maç Özetiwith Yorumlanmamış →

Futbol ve Kızlar
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes