Gizli Stoper02.19.10

Bir Türk futbol takımının yaptığı en kötü transferdir. Bunu söylemem de maliyetinin büyük etkisi var tabi. Lille maçında sahada Fransızlar adına gizli stoper gibiydi. Fenerbahçe’nin daha kötü forvetleri oldu, mesela Sabin Ilie gibi ama bu adama formayı giydiren tek şey maliyeti. Yaptıklarıyla olası bir son 16 şansını tek başına harcadı diyebiliriz Güiza için. Türkiye’de hemen hemen herkesin nefret ettiği bir spiker olan Ertem Şener ise maç başında Fransız gazetelerinin Güiza’nın Marsilya’ya ya da Lyon’a gideceğini yazdığını söylerken Güiza sahada yaptıklarıyla “adeta yok öyle bir şey” dedi. Bundan sonra iş Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda maç izlemenin konforunu artırmak için Güiza yüzünden çıldıran taraftarın kullanıma sunulmak üzere sakinleştirici bulundurması gereken yönetime kalıyor, zira Güiza’yı göndermeyeceklerini biliyoruz.

Evet, okçu bu adam. Okçu, evet okçu. Osman Baydemirleşmeden bitirmek istiyorum yazıyı.

Kategori Namewith 2 yorum yazılmış →

Rakip Takımın Transferini Kutlayanlar01.16.10

Gökhan Ünal transferi gösterdi ki futbolumuzda dostluk ve barış anlayışı henüz ölmemiş. Bugün pekçok Galatasaraylı ve Trabzonsporlu’yu Fenerbahçeli arkadaşlarını kutlarken görebilirsiniz. Kutlamamak mümkün mü?

Açıkçası yukarıdaki görüntünün gerçekleşmesini bekliyorum ben. Bugüne kadar hiçbir büyük takımın başkanı rakiplerinden birinin şampiyon olması için bu kadar ciddi bir adım atmamıştı. Aziz Yıldırım ve ekibi fair-play’i de hak ediyor, sosyal sorumluluk ödüllerini de hak ediyor.

Bu arada Fenerbahçelileri de unutmamak lazım. Gökhan’lı Güiza’lı kadroyla hepsine sabır dilerim. Şampiyonluklar senin olsun.

Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un da en az Aziz Nesin kadar haklı olduğunu düşünmeye başladım bazı konularda.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Alaylık11.07.09

Bükreş anısı

Yukarıdaki adam Steaua Bükreş taraftarı. Bildiğiniz gibi İstanbul’da taraftarı yoktu bu takımın. Burada maçı izleyen biri olamaz yani. Bükreş’teki maçta futbolun birleştiriciliği ortaya çıktı o zaman diyeceksiniz. Hayır bu fotoğraf o maçtan da değil. Bu fotoğraf geçtiğimiz sene Şampiyonlar Ligi ön elemesinde karşılaşan Steaua Bükreş ve Galatasaray’ın Romanya’da oynanan hazırlık maçından. Asıl ilgi çekici olan Fenerbahçe bayrağının gösterilme sebebi de rakibi psikolojik olarak yıpratmak tabii ki. Ayrıca fotoğraftaki arkadaşın Türk ve Fenerbahçeli olma ihtimali de var. Zira yurtdışında tanıdığım pekçok Galatasaraylı tanıdığım Fenerbahçe’nin deplasman maçlarını rakip takım seyircileri ile birlikte tezahürat yaparak izliyor. Siyasi parti bayrağı açılmıyor tabi o tarafta. Bizimkilerin yapmadığı iş değil hani. Bir de bu maçtan önce hatırlarsanız Galatasaray yöneticisi Adnan Polat yarımız kadar diyordu Steaua için, pek de öyle değilmiş, sonradan öğrendik. Benzer bir vaka Tromso hezimetinde de yaşanmıştı. Futbolda erken konuşmamak lazım. Bak mesela aynı şey fotoğraftaki arkadaş için de geçerli. Bu fotoğrafı Bükreş sokaklarında yaymak lazımdı aslında.

Kategori Mediawith 1 yorum var →

Taraftarı Futbolcusundan Fazla Terleyen Takımın Maç Analizi08.30.09

Guiza

Haftasonundan çıktığımız şu Pazar gününde bir Fenerbahçeli olarak güne güzel bir şekilde veda etme amacındaydım maçı stadda ve televizyonda izleyen diğer Fenerbahçeliler gibi. Takımın en son gördüğümüzden beri ne kadar ileri gittiğini, geride bıraktığı bir haftada üzerine neler koyduğunu görme arzusundaydık hepimiz. Ancak 90 dakikaya sığanlar görme hevesinde olduklarımız değil görmeyi aklımızdan bile geçirmediklerimiz oldu maalesef.

Sahaya çıkan Fenerbahçe takımında yeni simalar gözümüze çarptı hemen.  Sakatlığı geçen ama açıkçası hazır olmadığını düşündüğümüz Alex ilk 11 de yerini almıştı. Bir diğer değişiklik de sakat Gökhan Gönül’ün yerine oyuna başlayan Bekir idi maça başlarken. Hatta Önder’in sağ kanada çekilmesini beklerken Bekir direk sağ kanatta kendisine yer bulmuştu takımda. Bilica da kontenjana takılarak kulübenin yolunu tutmuştu. Ama tüm bu saydıklarımız Fenerbahçe’yi sahada daha iyi işlere mi yöneltti,cevap maalesef hayır.Bir türlü ciddi anlamda oyuna ağırlığını koyamadı Fenerbahçe. Santos’un hiç görmediğimiz kadar kötü oyununa Cristian-Emre ikilisi de yeterli katkı sağlamayınca Fener takımı 40m lik bloklar halinde birbirinden kopuk şekilde oynamaya çalıştı. Savunmada topla iyi işler yapamayan oyuncular topu orta sahaya atmakta,orta saha topu ileri uç elemanlarına ulaştırmakta büyük zaafiyet yaşadı maç boyu. Alex de tam anlamıyla hazır olmayınca takım atılan 40-50 metrelik uzun pasların mucizesini bekleyerek dakikaları geçirmeye başladı. Bu sebeplerden dolayı da sahada 10 dakikayı aşmayan kıpırtılardan başka bir şey göremedik Fenerbahçe adına. Manisa takımı da Fenerbahçe’yi çözmenin bilenen en basit ve kısa yolu olan önde basma taktiğini sahada uygulayınca takımın formsuzluğunun yanında Manisa’nın bilinçli oyunu da ön plana çıktı. Manisa takımından söz açılmışken şunu da söylemeden geçmemek lazım ki biraz fazla sert bir oyun anlayışına sahiptiler. Sistematik şekilde biraz sınırları zorlayarak Fenerbahçe’yi sindirmeye çalıştılar.Derken ikinci yarıyla beraber de oyunun seyri değişmemişken 72.dk dan sonra maç üzerindeki ölü toprağını attı.Maç diyorum çünkü sahada yaşananlar futbol anlayışının değişmesiyle alakalı şeyler değildi. Semih-Mehmet Topuz ikilisi oyuna girdi ve Fenerbahçe rakip sahada baskıyı arttıracak derken baskı sözcüğünün belki de bu takımda hayat bulmuş en önemli ismi Emre psikopatlık düzeyine varan agresifliğinin cezasını saniyeler içerisinde gördüğü kırmızı kartla ödedi. İşler bu sefer Manisa lehine ciddi anlamda döndü derken Alex’in attığı bir pasla Guiza golü kazandırdı Fenerbahçe’ye.Bu dakikadan sonra da Fenerbahçe kalesine gelen Manisa bu sefer de Fenerbahçelilerin beklemediği şekilde bir hamle ile beraberliği yakaladı. Bu anlattığım gollü süreç içerisinde maçın psikolojisini de düşünürsek sahada aklı başında bir futbol olmadı tabi ki. Artık maçın bitiş düdüğünü beklerken geçmişteki Daum dönemini hatırlatırcasına ve yine Semih’in nöbetçi golcü sıfatını anımsatan gol geldi Hızır gibi adeta. 90 dakikalık sıkıntı yerini saniyelerle kazanılmış sevince bıraktı bir anda.

Geride kalan maçlarda zaten kıvamını pek beğenmediğimiz Fenerbahçe bugün daha bir kötüydü. Kalesinde onlarca pozisyon görüp rakibin oyuncağı olmadı elbette ama beklentileri de hiç ama hiç karşılayamadı. İşin belki de en kötü yanı haftalar geçtikçe her takımda ileri giden koordinasyonun bugün bir adım öteye gitmediğine tanık oluşumuzdu.  Dileriz ileriki maçlarda oturduğumuz yerden efor sarf etmediğimiz,saç tellerimizin ağarmadığı, sivilce dökmediğimiz maçlar izleriz Fenerbahçe takımından.

Kategori Namewith 2 yorum yazılmış →

UEFA Avrupa Ligi 2009-201008.28.09

A Grubu B Grubu C Grubu D Grubu
Ajax Valencia Hamburg Sporting de Lisboa
Anderlecht Lille OSC Celtic Heerenveen
Dinamo Zagreb Slavia Praga H. Tel Aviv Hertha Berlín
FC Timisoara Genoa Rapid Viena FK Ventsplis
E Grubu F Grubu G Grubu H Grubu
AS Roma Panathinaikos Villarreal Steaua de Bucarest
Basilea Galatasaray Lazio Fenerbahçe
Fulham Dinamo Bucarest Levski Twente
CSKA Sofia Sturm Graz FC Salzburgo Sheriff Tiraspol
I Grubu J Grubu K Grubu L Grubu
Benfica Shakhtar Donetsk PSV Eindhoven Werder Bremen
Everton Brujas FC Copenhaghe Austria Viena
AEK Partizan Sparta Praga Athletic
BATE Borisov Toulouse FC CFR Cluj Nacional de Madeira

Dün çektiğimiz kötü kuranın ardından bugün UEFA Avrupa Liginde iyi kuralar çekti Fenerbahçe ve Galatasaray. Galatasaray’ın Panathinaikos, Fenerbahçe’nin Steau deplasmanlarında zorlayanacağını düşünüyorum. Malum 2 sene önceki Galatasaray-Steau maçlarlarını hatırlarsınız. Romen takımları her zaman bana tehlikeli gelir zaten ama Dinamo’nun Galatasaray’a karşı çok fazla bir varlık göstereceğini sanmıyorum. Sheriff yıllardır Avrupa’da kendini gösterme çabasında ama başarılı olduğu dönemleri yok bugüne kadar. Twente de yetiştirdiğini satan bir takım önemli oyuncularını sattılar bu sene yine onlardan da pek zarar geleceğini sanmıyorum. Panathinaikos’ta çok fazla gelen-giden var bu sene birçoğunu tanımıyorum ama yeni transfer Djibril Cisse en göze batan oyuncuları kaldı ki o da çok fazla sakatlık geçirmiş bana göre futbolunun vasat zamanlarını yaşıyor. Ancak oradaki taraftar baskısı onların gücü olur. Strum Graz’ı hafife alamamak lazım ama zayıf bir takım onlar da.

İki takımımızdan da beklentimiz grup lideri olarak tamamlamaları, bu beklentiden de pek bir sapma olacağanı sanmıyorum. B ve I grupları güç dengeleri açısından en kıran kırana geçecek gruplar gibi gözüküyor.

Kategori Fikstür, Namewith Yorumlanmamış →

UEFA Avrupa Ligi Play-Off Sonuçları#108.21.09

Brøndby - Hertha BSC 2-1
Everton - Sigma Olomouc 4-0
BATE - Liteks 0-1
NAC - Villarreal 1-3
Lech Poznan - Club Brugge 1-0
Fulham - Amkar 3-1
Teplice - Hapoel Tel Aviv 1-2
Metallurg D. - Austria V 2-2
Twente - FK Qarabag 3-1
Kosice - Roma 3-3
Dinamo Moscow - CSKA Sofya 0-0
Genk - Lille 1-2
Bnei Yehuda - PSV 0-1
Lazio - Elfsborg 3-0
Partizan - MSK Zilina 1-1
Ajax - Slovan 5-0
Werder Bremen - Aktobe 6-3
Dinamo Zagreb - Hearts 4-0
PAOK - Heerenveen 1-1
A.Bilbao - Tromso 3-2
Sarajevo - CFR Cluj 1-1
Rapid - Aston Villa 1-0
Steaua - St Patrick 3-0
Maribor - Sparta Prague 0-2
Nacional - Zenit 4-3
Genoa - OB Odense 3-1
Dinamo Bük. - Liberec 0-2
Guingamp - Hamburger SV 1-5
Stabæk - Valencia 0-3
Vaslui - AEK 2-1
Benfica - Vorskla-Neftegaz 4-0
Slavia - Zvezda 3-0
Sturm Graz  - Metallist 1-1
Bakü - Basel 1-3
Trabzonspor - Toulouse 1-3
Sivasspor - Shakhtar 0-3
Sion - Fenerbahçe 0-2
Galatasaray - Levadia T 5-0

Pek sürpriz olmadı ilk tur maçlarında, favoriler iyi sonuçlar aldılar. Werder çok gol atıp çok gol yedi yine eminim Thomas Schaaf memnun değildir 6 gollü galibiyetten. Kosice’nin ilk maçtaki skoru Roma deplasmanında avantaja çevirmesi zor. Temsilcimiz Sivasspor beklenilen bir mağlubiyet aldı geçen yılki Kupa Beyinden. Trabzon işini mucizeye bıraktı Fransa futbolunun yükselen ekiplerinden Toulouse karşısında. Fransa kralı Gignac’ı Fransa’da da durdurması zor bu savunma hattıyla. 

Ali Sami Yen’de “rüzgarın oğlu” yaftasının çok yakıştığı Abdul Kader Keita şovu damgasını vurdu geceye. Son zamanlarda bu kadar futbol oynarken eğlenen, eğlendiren yaptığı hatalı hareketler sonrasında bile olumlu ifadesini koruyan bir oyuncu gelmemişti Türkiye’ye. Elano ve Mehmet Topal’ın takıma katılmasıyla kıyasıya rekabet Galatasaray’ı 3 kulvarda da başarıya götürecek gibi gözüküyor. Maçı fazla analiz etmeye gerek yok akılda kalanlar: Levadia’nın en pahalı futbolcusunun 250 bin avro olması, maça 3 forvetle çıkmalarına rağmen 80 dakika kendi yarı sahalarında oynamaları ve sunucu Ertem Şener’in “Haldun Üstünel transfer dönemindeki çalımları herkesi şaşırttı, yapacağı transferleri kendisinden bile gizliyor”, “Keita gol attıktan sonra sarfettiği işte Kader işte kısmet”, ”Milan Baros bu da hoş”, ”Harry Kewell Galatasaray şimdi cıvıl cıvıl” sözleri ve bir sürü gerekli gereksiz ince ayrıntı. Ertem Şener anlattığı maçlar içinde söylediklerini derleme yapsa “best seller” olur kanaatindeyim. 

Daum&Koch ikilisi elindekilerle yetinmeyi biliyor yine, Andre Santos Corinthians’ta iyi başladığı sezonun devamını Fenerbahçe’de getiriyor. Anlaşılması son ana kadar pamuk ipliğine bağlı Lugano’nun takım için bu kadar esansiyel konumda olması düşündürücü. Bir de Guiza’yı anlamakta güçlük çekiyorum bir bakıyorsun harika vuruşlar yapıyor, bir bakıyorsun inanılmaz goller kaçırıyor. Büyük maçlarda Daum’un canını sıkabilir hatta nöbetçi golcü sıfatını Daum zamanında alan Semih Guiza’yı kulübeye gönderebilir bu gidişle. Eğer Brezilyalılar arasındaki bu uyum sezon boyunca devam ederse ve yerli transferler -daha henüz pek izleme fırsatı bulamasak da- iyi adapte olursa hem ligde hem Avrupa’da zevkli maçlar izleriz.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Süper Kupa Ne İşe Yarar ?08.05.09

alexdesouza_superkupa2009_fenerbahçe

Tatil dönüşü konu daha da bayatlamadan duygu ve düşüncelerimi paylaşayım dedim pek haşmetli Süper Kupa konusunda. Süper Kupa finali Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynandı ve Fenerbahçe Alex’in 2 golü ile kupayı kazandı geçen sezonun lig ve kupa şampiyonu Beşiktaş karşısında.

Beşiktaşlıları iki kupa kesmemiş olacak ki üçüncü kupayı kaybettikten sonra da hakem konuşuldu yenilenin tarafında. Hakem ciddi anlamda hatalar yapmadı mı? Yaptı tabi. Destur demek lazım yine de, lig daha başlamadı. Bir de Mehmet Topuz olayında iki camia yine karşı karşıya gelmiş, lig böyle nasıl ilerleyecek falan denmişti. O eyyamcılıkta da ben yokum.

Beşiktaş’ın güzel transferi Micheal Fink. İlk kez Fenerbahçe – Frankfurt maçında izlemiştim onu. Hem gol hem penaltı teriminin kahramanı olmuştur kendisi Semih Şentürk’ün röveşata golünü elle kesmeye çalışarak. Belki de Beşiktaş o anda transfer etmeye karar verdi bu adamı. Bana kalırsa Avrupa futbolunda averaj bir adam ama biz de yapılan o kadar kötü transferden sonra göze çok iyi görünüyor.

Fenerbahçe’de dos Santos ve Cristian Baroni’yi izledik. Transfer açıklandığı andan itibaren mükemmel bir sol kanat oyuncusuna ve orta direkt bir ön liberoya sahipti Fenerbahçe yorumculara göre. Açıkçası tam tersini düşünmekteyim ben. Baroni Fenerbahçe’nin geçen sezondan en önemli farkı olacak kanımca.

Süper Kupa Avrupa’daki en kaliteli versiyonu tuttukları takım tarafından kazanılmış olan Galatasaraylılar bu maçı nasıl kazandı bilmiyorum ama ben bu uygulamanın epey gereksiz olduğunu düşünüyorum. Eskiden yapılan ve taraftar kavgalarını artırmaktan başka bir işe yaramayan TSYD Kupalarının sponspor alt yapılı versiyonundan başka bir şey değil. Olimpiyat Stadı olayı ayrı bir bomba ki ilgi oldukça azdı. Bu maçlar Almanya’dayken gurbetçilerimiz sevindiriliyordu, ardından onlara çim üzerinde 70 80 metrelik depar atma şansı veriliyordu, sağlık için spor bu olsa gerek.

Daha süper kupalarda görüşmek üzere…

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Oguchi Onyewu Fenerbahçe’de ?06.23.09

Fabianolarla, Robinholarla boğuşmak

Doğruluğundan emin olmadığım bir haber. ABD’li stoper Oguchi Onyewu’nun Fenerbahçe ile anlaştığı söyleniyor. Standart Liege forması giyen oyuncunun Newcastle United’ta kiralık forma giymişliği de var. Önceki sezonun şampiyon Standart kadrosunda yer alması önemli bir artık gibi gözüküyor en başta.

Fenerbahçe’nin son zamanlarda yaptığı en iyi transferlerden biri olabilir. 1,96 boy ve 95 kilo ağırlığa sahip 27 yaşındaki oyuncu. Oyuncu menajeri ise Fenerbahçe ile görüştüklerini kesin olarak açıkladı. Fenerbahçe’ye geldiğini düşünelim. Muhtemelen Bilica ile defansta birlikte oynayacaklar. Ne kadar uyum sağlayacakları meçhul. Bilica’nın topu oyuna sokmasındaki becerisini biliyoruz. Bu adamın bu konuda ne denli başarılı olduğu tartışılır ama duran toplardaki golcülüğü meşhur. Zira 1,96 boyla hava topunda hakimiyet sağlayamamak -hele bizim ülkemizde- ayıptır.

Bu transfer henüz dedikodu boyutunda. Bütün bu dedikodular kulaktan kulağa dolaşırken Galatasaray sürpriz bir transferle Gökhan Zan’ı kadrosuna kattı ki benim iki sezondur transferlerde çok başarılı bulduğu Galatasaray’a pek de yakıştıramadığım bir hareket. Performası epey merak uyandırmakta benim için. Bir de Real Madrid ve Galatasaray transferlerde büyük paralelliklere sahip. Hala bir stoper, bir sağ bek ve bir kaleci diyorum Galatasaray için.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Futbolu çok farklı bir yerinden kucaklayabilirim diyorsan..
Futbol ve Kızlar
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes