Yazıya uygun başlık arıyorudm fakat aklıma gelmedi hiçbir şey. Ümit Karan’ın hikayesi de başka hiçbir hikayeye benzemediği için hikayesinin başlığı da özgün olsun istedim.
Gurbet ellerde başlyan bir hikaye Ümit’inki. Almanya’da yükselemeyen pekçok yerli oyuncunun yaptığı gibi en iyisi
Türkiye’de oynamaktı onun için. O da öyle yaptı, geldi Ankara’ya Gençlerbirliği’ne. Gençlerbirliği’nde kim keşfetmişse önemli iş yapmış, İlhan Cavcav da futbolda süksesini sürdürebilmek için oluşturduğu genç cengaverler listesine en büyük kozlarından birini yerleştirmişti. Gençlerdeyken bütün büyük İstanbul kulüplerine gideceği yazıldı gazetelerde, yetmedi milli formayı da giydi. Büyük kulüplerden istenmemesinin sebeplerinin arasında da hep onlara gol atması vardı, kendisini bir Beşiktaş maçından önce verdiği “iyi maç olsun, biz kazanalım” demeci ve attığı golle de hatırlarım.

Ümit Karan savaşını İstanbul’da Galatasaray kazandı, hazırlık maçlarında çektiği ve çekmeye çalıştığı röveşatalarla formama ısındım mesajı veriyordu gazetelere. Lucescu ve Terim dönemlerinde iyiydi, Hagi kararttı kariyerini Ankaraspor’a kiralanmasına sebep olarak.
Ümit Karan’ın her maça yoğun kazanma arzularıyla çıktığını düşünürüm hep. Bazen bu istek insana hata yaptırıyor, bazen mümkünatı olmayan şeyleri mümkün kıldırıyor. Bir Roma, Bir Barça deplasmanlarını hatırlarım Ümit’in, bir Manisa maçında attığı golü bilirim. Bunların yanında geçen sene Leverkusen maçında kaçırdığı golü de unutmam tabi. Grafiği bir dipte, bir zirvede olan bir futbolcu Ümit ama her zaman Türk futbolunun önemli bir değeri. Ümit Karan gibi bir de Necati Ateş vardı, şimdi Sociedad’ta kiralık oynuyor. Zamanında Ümit Avrupa’nın iyi takımlarına gitseydi ne yapardı acaba diye düşünüyorum hep Necati ile aralarında kurduğum benzerlikten, bu arada Necati’nin Sociedad’ta bir şey yaptığı falan yok maalesef.

Bugün (24 Ocak 2009 Cumartesi) kaptan olarak çıktı Sivasspor karşısına. Bir kaptanın yapmaması gereken şeylerden birini de yaptı maalesef, disiplinsiz bir davranışla oyundan atıldı kırmızı kart görüp. Tabi sahada neler olduğunu bilmiyorum ama kariyerinin sonlarına iyice yaklaşmış bir Ümit’in düşmemesi gereken bir durum. Maç 0-0 iken 10 kişi kaldı Galatasaray ve maçı 2-0 kaybettiler.
Kimi insan şansa inanmaz, kimisinin yaşamı sırat köprüsünün halatı misali bağlıdır şansa. Ümit Karan’ın futbol hayatı ikinci grupta bahsettiklerimden. Gün geldi krallığa oynadı, gün geldi dipteydi. Futbolu ufak bir kulüpte bırakırsa büyük ihtimalle de hatırlanmaz, en fazla NTV Spor’da yorumculuk yapar(!)