Ronaldo Olmak Zor01.25.10

Dün gece Real Madrid ve Malaga arasında oynana La Liga mücadelesini ev sahibi ekip Cristiano Ronaldo’nun attığı 2 golle kazandı.Galacticos ligde evinde oynadığı 10.maçı da kazanmasına rağmen Barcelona’yı 5 puan geriden takip etmeyi sürdürüyor.Gelelim maçtan önemli bazı ayrıntılara.İlk yarı Ronaldo’nun 35. ve 39.dakikalarda attığı gollerle sonuçlandı.2.yarı açıkcası farkın açılmasını bekliyordum ta ki Ronaldo’nun 70.dakikada Malaga defans oyuncusu Patrick Mtiliga’ya dirsek atana kadar.Hakem tereddütsüz kırmızı kartını çıkardı ve Ronaldo’yu oyundan ihraç etti.Ve maç 2-0 sonuçlandı.Ama maçta şaşırdığım nokta Ronaldo’nun karara itiraz etmesi.Görüntülerden o kadar da iyi görünüyor ki Ronaldo rakibine dirsek atmış.Anlamadığım nokta bu düzeyde bir oyuncunun neden bu denli itiraz ettiğiydi fakat bugün Ronaldo’nun açıklamalarını okuduğumda taşlar biraz  da olsa yerine oturmaya başladı. :)

Maçtan sonra yaptığı açıklamada  “It was not my intention to injure Mtiliga,I’m very sad for what happened.This is not a red card here or in anywhere in the world.I didn’t mean to injure the lad.”
“Niyetim Mtiliga’yı sakatlamak değildi (daha fazla…)

Kategori Maç Özeti, Media, Namewith 1 yorum var →

Manchester’ın Özlediği Adam10.10.09

Cristiano Ronalda antrenmanda

Bu adamın Real Madrid’teki performansı aşikar. Manchester’da nasıl bıraktıysa öyle devam ediyor. Yıldız oyuncu için istikrar önemli. Ronaldo da fazlasıyla sağladı bu istikrarı. Aksini beklemek de olmayacak duaya amin demekti zaten. Manchester’lılar izleyip ah çekmiyorlar mı? Çekiyorlar tabi. Son zamanlarda İngiltere’nin en çok konuşulan konulardan biri Cristiano Ronaldo meselesi. Her ne kadar soğuk yüz ifadesiyle belli etmese de Aex Ferguson’un iç dünyasıyla nasıl bir muhasebe yaptığını tahmin etmek zor değil.

Bu aralar sakat, milli takımda oynayıp oynamayacağı belli değil. Portekiz milli takımının hali içler acısı dünya kupası elemelerinde. Madrid’i kurtarmaya gelen adam ne yaparsın yetmeyecek gibi ülkesine.

Kategori Namewith 1 yorum var →

La Liga Başlarken08.27.09

İspanyol taraftarlar epey heyecanlı gördüğünüz gibi.

Tartışmasız Avrupa’nın en ahenkli futbolunun oynandığı lig olan La Liga bu hafta onu başlıyor. İspanyol gazeteleri lig başlamadan takımların oyuncularının, başkanlarının ve teknik kadrolarının gereğinden fazla iddialı açıklamalarına yer verdiler hatta gazetecilik gereği gerçek dışı mübalağalara da yer vermiş olabilirler (!)

Geçen sezonun şampiyonu Barcelona dömine etmişti hem İspanya’yı hem de Avrupa’yı. Bu sene forvette önemli değişiklikğe gittiler, bakalım tutacak mı Ibrahimoviç aşısı. Real Madrid’in yaptığı transferleri herkes biliyor. Valencia oyuncualrını elinde tuttu, özellikle David Villa’yı satacaklarını sanıyordum. A. Madrid’in hazırlık maçlarını izlediğim kadarıyla ellerinde çok yetenekli genç oyuncular var, gelecek sezonun transferde para kazanan ekibi olacakları kesin. Zaten Agüero transferi bir iki sezondur basının ilgisini çekiyor (Gönlüm tabii ki de onlarla, rengimi belli edeyim buradan). Sevilla ve Villareal istikrarlı ilerleyişine devam eder gibi. C. Ronaldo ve Ibrahimoviç’in performansları epey merak konusu hakikaten.

Geçen sezon olduğu gibi bu sezon da İspanya ligini NTV Spor ekranlarından izleyeceğiz. Yayın akışını vereyim hemen. İlk haftada Valencia – Sevilla maçı epey leziz görünüyor.

29 Ağustos Cumartesi
21.00 Real Madrid-Deportivo / Ntv
23.00 Zaragoza-Tenerife / Ntv Spor

30 Ağustos Pazar
18.00 A.Bilbao-Espanyol / Ntv Spor
20.00 Valencia-Sevilla / Ntv

31 Ağustos Pazartesi
23.00 Barcelona-Sporting Gijon / Ntv Spor

Kategori Namewith 1 yorum var →

Michael Owen & Transfer Dosyası #407.04.09

Michael Oewn

Liverpool’da kazandığı ünü David Beckham ile dergilere kapak olarak kullandı bu Michael Owen. Real Madrid yılları ve ardından önlenemez bir çöküş. Manchester United bonservis ücreti olmadığı için transfer etti sanırım, Premier Lig için düşünülebilir sahada.  Bu arada MANU’nun Antonio Valencia ile geçtiğimiz günlerde anlaştığını da sözlerimize ekleyelim. Ronaldo’dan kazandığı parayı harcamaya başladı Alex Ferguson.

Beni biraz şok eden transfere geçeyim. Lucho Gonzalez gelecek yıl Marsilya’da. 18 milyon euro bonservis ödeyecek Fransızlar Porto’ya. Bu adamın futbolu ya Porto’da ya da ülkesinde bırakacağını düşünürdüm, bundan sonrası için ikinci şık geçeli olacak. Genoa bu sezon Hernan Jorge Crespo’nun yanında forvet olarak Robert Aquafresca’yı oynatacak. Hamburg iki yıllk sözleşme imzaladı Ze Roberto ile. Hoffenheim ciddi bir paraya Hertha Berlin’in stoperi Josip Simunic’i kadrosuna kattı. Bundesliga tecrübesi yüksek düzeyde olan bir oyuncu ama benim kasap stoperler listemdedir, hayırlı olsun Hoffenheim’a. Kaleci Gregory Coupet neyin peşinde bilmiyorum ama geri döndü Fransa liginie bir senelik aranın ardından, PSG kalesini koruyacak. Betis’li Juanito bonservissiz olarak Atletico’ya geçti.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Manchester A.Ş.06.20.09

Solda Şampiyonlar Ligi kupası, ortada Sir Alex Ferguson, sağda Premier Lig şampiyonluk kupası

İngiltere’den çıkıp dünyayı kasıp kavuran iki akım varsa bunlardan biri endüstri devrimi, diğeri de futboludur herhalde. Zamanımızda bu ikisinin yollarının kesiştiğini görünce de bu konuda işin ehli diyebileceğimiz adamların İngiltere’den çıkması tesadüf olmasa gerek.

Sir Alex Ferguson ve David Gill… Zamanında demir yolu işçilerini kurduğu takımın başındaki iki isim. David Gill’in işi anlaşmlara, transferlere yön vermek, kulübe büyük karlar sağlamak. Fergie saha içi olaylarla da ilgili. Kimse artık Manchester United’ın bir futbol kulübü olduğunu iddia etmiyor zira. Resmi mağazalarıyla, merchandising hizmetiyle, Old Trafford’uyla, bulundurduğu ya da gönderdiği yıldız futbolcularla artık dev bir şirketler.

Futbolda endüstrileşmeden bahsediyorsak dünyada Manchester United kadar bu süreci iyi yöneten kulüp yoktur. Kurumsallaşma ya da onların deyimiyle “institutionalization” başka futbol kulüplerinde Manchester’de olduğu kadar başarılı olamadı. Son olarak Cristiano Ronaldo satıldı, 94 milyon euro’ya. Tarihin en büyük transferi olarak kaydedildi bu olay. Carlos Tevez ile de yollar hemen ayrıldı, muhtemelen o da önemli bir rakamı Manchester’a kazandıracak olan takıma gidecek. Dimitiar Berbatov gibi bir adam Ferguson’un gözünde her zaman satılacak bir adam. Bence turnayı gözünden asıl Anderson ile vurdular. Biraz daha Premier Lig tecrübesi kazandığında çok daha iyi olacağını düşünüyorum onu. Ferguson ve Gill’in kulaklarında “çink çink” şeklinde kasa seslerinin çınlatıyordur eminim. Böyle adamların yanında genel olarak Ada orijinli Premier Ligde her zaman iş yapacak topçularla da işi sürükleyebiliyor Manchester. Avrupa kupalarında zaten hep iyiler. Tek adam Abramovçile yönetilen Chelsea ya da artık iyice Gençlerbirliği havasına bürünmüş Arsenal rakip olamıyor kurumsallaşma olayında onlara (diğer alanlarda da sonuçlar malumunuz). Ciddi bir kurumsallaşma adımını atan takım Liverpool ise yoluın henüz başında ve orada uzun süre kalacak gibi.

Uzak Doğu’dan Kuzey Amerika’ya tam bir futbol imparatorluğu kurdu Manchester United. Endüstrileşen futbola kimi karşıdır, kimi karşı duruşun ütopik düşünmekten öte geçemeyeceğini düşünür. Ama ileride de zaman kurusallaşanların, kapitali iyi yönetenlerin devri olmaya devam edecekse Manchester United yine en tepede olacaktır, bunda hiç şüphe yok.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Transfer Dosyası06.12.09

Transfer sezonunun yıldızları

Gazete köşelerinde gördüğümde hep ilgimi çeken sütunlar olurlarda “transfer dosyası” ya da “transfer günlüğü” diye başlayıp giden haber silsileleri. Bir tane de benim yazmamın zamanı gelmişti.

Öncelikle transfer olayında mübalağalar yapıp taraftarını orgazm etmeyi seven Fiorentino Perez yine sahnede. Tam 94 milyon euro’ya Crsitiano Ronaldo Manchester United’tan Real Madrid’e gitti, evet tam 94 milyon euro. Ronaldo’nun tepkisi çok komik, “değer verilmek bir iltifat gibi” (ya da öyle bir şey). Perez’in Frank Ribery ve David Villa’yı da kadroya katacağı söyleniyor. İki senedir takımın her şeyi olan Gonzalo Higuain ve Arjen Robben ile takım için aynı işi senelerdir yapan Raul Gonzales bu kadroda on bire nereden girer bilemem ama saçmalıyor Perez. Hadi diyelim bu transferler de yapıldı. Rüya bir kadro ama defansta Metzelder, sol bekte Heinze mi oynayacak ? Mantığın yoluna davet ediyorum Perez’i.

Türkiye’deki olaylardan da bahsedelim. Fenerbahçe’nin iki üç sezon ard arda başarılı transfer sezonu geçirdiği nadiren görülür. Bu sene bir de Mehmet Topuz olayı var ki evlere şenlik. 50 milyon verseler giymem dediği formayı giyecek bu arkadaşımız, hem de daha uygun bir fiyata. Allahtan ülkemizde gol atıldıktan sonra yerli futbolcunun önce soyadı anons edilir, sonra taraftarlar hep birden futbolcunun adını haykırır. 52,000 Fenerbahçeli birden “Topuz” diye bağırmayacak Şükrü Saraçoğlu’nda. Fenerbahçe’nin ikinci bombası ise Aurelio. Yılda 1 milyon euro ödememek için elden kaçan oyuncuya kaç milyon bonservis ödenecek acaba? Bilica’nın rüyalarının takımına geldiğini de gazetelerden okuduk. Galatasaray cephesi yine sürpriz transferlerle ileriliyor. Futbolsever olarak Frank Rijkaard’ın ne yapacağını en çok merak edenlerdenim dersem samimi olmayan medyadan farkım kalmaz. Bir Fenerbahçeli olarak başarı dileyemem tabi kendisine ama mantığım çok yerinde teknik direktör seçimi diyor.

Serie A’dan kaçan kaçana. NTV ligin yayın haklarını almayacakmış büyük ihtimalle. Jose Mourinho için üzülüyorum biraz. İtalya’da bir Anadolu(!) takımının şampiyon olması lazım artık bu sene. Juventus ve Milan hala toparlanamadı, Milan’ın şansı varken yapamadı bunu. İtalyanlar pek garip insanlar, ligleri de enteresan olacak önümüzdeki sezon.

Los Galacticoslarla, Kakalarla, dos Santoslarla dolu bir transfer sezonu geçiriyoruz, geçen seneden daha bereketli. Kriz ortamında “kıroyum ama para bende” akımı menşeli bir akıl hareketiyle ilerleyen Real Madrid yönetimi daha başlangıçta işin suyunu çıkarmış durumda (ama en azında El Clasicolar daha güzel geçecek). Keşke Türkiye’den bir genç oyuncu parlasa da şöyle yağlı müşteriler çıksa. Olmuyor vatandaşım olmuyor.

Kategori Namewith 4 yorum yazılmış →

2’si 1 Arada06.11.09

B914_127470_0004

Florentino Perez yine yaptı yapacağını önce Kaka’yı bitirdi, şimdi Ronaldo için yaptığı 80 milyon sterlinlik teklifi kabul ettirerek görüşmelere başladı. Bu saatten sonra geri dönüşü olmaz diye düşünüyorum, zaten CR7′nin de  hayal ettiği takımdı Real Madrid, eğer bu teklifi Alex Ferguson’a sormadan kabul ettilerse çok kızmıştır buna Sir. Böyle özel bir yeteneği sattırmazdı bence Ferguson, zaten ilerde yeni bir Ronaldo olur umuduyla özel olarak ilgilediği Nani’den istediği verimi alamayınca Ronaldo’nun kesinlikle satılmaması gerektiğini söylüyordu, kararı değişmişse sonradan onu bilemem tabi.

Madrid açısından bakılırsa Los Galacticos II olur bence bu kadro. Bu transferlerin devamı da gelir, varlığı 1.8 milyon dolar olan bir adam için bunu söylemek çok da zor değil. İlerleyen zamanlarda bu oyuncuların katkısını, takımın kimyasına olan etkilerini göreceğiz. Yıllık 9-10 milyon eurolardan bahsediliyor ki bunlar vergiden sonraki ücretler, takımdaki maddi dengelerin yanında liderlik probleminin de doğuracağı manevi dengelerin de bozulması söz konusu. Daha önceden bu kadar değerli yıldızlarla çalışmayan Manuel Pellegrini’nin işi bir hayli zor, diken üstünde teknik direktörlük yapmak nasıl birşeymiş onu öğrenecek bu sezon. Oluşturulan bu kadroyla bırakın şampiyon olamamayı alınacak bir beraberlikte bile adama neden puan kaybettin diye sorarlar.

Kaka-Ronaldo’nun aynı dili konuşması işin farklı bir boyutu, zaten saha içi ve dışında anlaşacaklarından şüphem yok, ancak olası bir takım içi gruplaşması bir çuval inciri berbat eder. Futbolda paranın saadet getirmediğini biliyoruz, örnekleri çok. Ama bu kadro bir “takım” olursa kimse tutamaz. 7 numarayı kim giyecek sorusu da ayrı bir tartışma konusu olur.

Kategori Namewith 4 yorum yazılmış →

Sezonun Finali05.28.09

Barcelonalılar mutluydu

Muhteşem geçen sezonun ardından yer yer çok iyi geçen ama yine de beklentileri tam olarak karşılayamayan bir final oldu. Final maçlarında da böyle olması normaldir herhalde. Iniesta’nın alıp gitmeleri, Xavi’nin ortası, Messi’nin kafası ve sanki Barcelonalıların maçın sonlarında Puyol’a gol attırmaya çalıştırması benim aklımda kaldı.

Format Şampiyonlar Ligi olarak belirlendiğinden bu yana kupayı iki kez ard arda kaldıran takım yok. Manchester United da başaramadı bunu geçen sene ki şampiyonluğun ardından. Maçın yorumcusu Rıdvan’ın derdi Alex Ferguson’laydı. Verdi veriştirdi maç boyunca, çok da haksız değil. Kendi kendini yiyip bitiren Manchester United vardı sahada.

Barcelona La Liga şampiyonluğu ve Kral Kupası ardından Şampiyonlar Ligi’ni de kazandı. Barcelona’nın kupalarını yerleştirdiği müzeyi 100 yıl sonra gezecek olanlar efsane diye bahsedecek bu kadrodan. Bu anlara şahitlik etmek de bize nasip oluyor, daha da şahitlik edeceğimiz çok şey var.

Final ile canımı sıkan nokta son üç senedir kupayı kazanan takımların içime sinmemesi. Milan o meşhur şike cezasından sonra UEFA tarafından Avrupa kupalarından men edilmiş, sonra nasılsa bu turnuvaya tekrar kabul edilip almıştı kupayı. Geçen sene Moskova’da iki topu direkten dönen Chelsea penaltılarda John Terry’nin ayağının kaymasıyla kupayı kaybetmişti. Keza bu sene Chelsea yine hakemlerden muzdarip elenmiş Barcelona’ya yarı finalde, öyle böyle değildi hem de o olay.

Bu Barcelona’yı yenebilecek bir Chelsea var sanırım şu dünyada. Bir iki ay önceki yazılarda yok diyordum. Varmış, yarı finalde ortaya çıktı. Buna rağmen kupa dün Katalanların elindeydi, şu kareden (yukarıdaki) sonra da kelime israfı yapmaya gerek yok zaten.

Kategori Namewith 2 yorum yazılmış →

Futbolu çok farklı bir yerinden kucaklayabilirim diyorsan..
Futbol ve Kızlar
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes