Joe Cole Liverpool’da07.22.10

Bugüne kadar gerek yok ŞL’de, gerek Premier Lig maçlarında Chelsea – Liverpool maçlarının efsane oyuncularından olmuş Joe Cole artık olayın diğer tarafında. Chelsea onu sezon sonunda serbest bırakmıştı, bonservisi elinde gidiyor Merseyside’a. Liverpool için cefa dolu geçen sezondan sonra gereken bir transfer. Takımın hücum gücüne büyük etkinlik gelecek önümüzdeki sene. David N’Gog’tan kurtulduklarını da söyleyelim hemen. Aynı zamanda Rangers’ın 18 yaşındaki stoperi Wilson’u da kattılar kadrolarına.

Bu arada senelerce izlediğimiz Carlsberg promosyonlu formadan sonra buna alışmak epey zaman alacak.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Londra’nın Efendileri04.18.10

Tottenham üst üste ikinci Londra derbisinden de galibiyetle ayrıldı beklemediğim şekilde. Arsenal’in yarım kadroyla çıktığı maçta kazanmaları şüphesiz sürpriz değildi ama şampiyonluğa bu kadar yakın olan Chelsea’yi yenmeleri rüştlerini ispatlamaya yetiyor. Şampiyonlar Ligi biletini hazırlayacak ilk dört içinde de yer buldular. İngiltere’de böyle bir sırada yer bulmak Tottenham için elbette büyük başarı.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Robben’in İkinci Baharı04.14.10

Kimi futbolcular vardır, istediği kadar yetenekli olsun, oynaması gerken takımda oynamazsa bu yeteneklerin hiçbirini sergileyemez ya da doku uyuşmazlığı sendorumu yaşar. Arjen Robben’in de oynaması gereken takım Bayern Münih’miş sanırım. Chelsea’deyken son dakikada çevirdiği maçlar olmadı mı? oldu. Portakal sevdasına yenik düşen R. Madrid’e giden Hollandalılardan biri şampiyonlukla Barcelona’da Rijkaard-Ronaldinho devrini bitirenlerden biri olmadı mı? oldu. Ama hiçbirinde takımın yıldızı Arjen Robben’dir dedik mi? Diyemedik.

Yazı daha fazla soru –  cevap şekliden gitmesin. Transfer bedeli 26 milyon euro olan oyuncunun takımına 79 milyon euro kazandırması sadece o takıma değil, takımın ülkesinin ekonomisine de büyük faydadır. Takımdan ayrılıp ayrılmayacağı yılan hikayesine dönen Frank Ribery’den daha çok iş yaptığı aşikar bu adamın, zira taraftarın da en sevdiği oyuncu oldu. Bayern Münich Bundesliga’da lider, Şampiyonlar Liginde de Manu’yu eleyip yarı finale çıktılar, rakipleri Lyon, bence final de oynarlar. Arjen Robben’in bu takıma daha neler kazandırabileceğini varın siz hesap edin. Bize de Manchester United’a attığı gibi goller seyrettirmeye devam etsin yeter. Ayrıca o golün kale arkası görüntüsünün futbol temalı reklam yapacak ilgililere de kazandırdığını düşününce Hollandalının ikinci baharının epey verimli geçtiğini söylemek farz oluyor. Bayern aradığı 10 numarayı buldu, bakalım Galatasaray bulacak mı?(!)

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Kıs(f)met03.17.10

Başlıktaki kelimeyi güzel Türkçemize kazandıran Hayrettin Demirbaş’ın tekrar futbola döndüğü bu sezon içerisinde yine kısmetsel olaylar olageliyor. Olayların olagelmesi epey ilginç zaten bu arada. Sevilla yine Şampiyonlar Ligi’nde umutluyken kendi sahasında CSKA Moskova’ya yenilerek çeyrek finale yükselemedi, aynı şeyi iki sezon önce Fenerbahçe’ye karşı kazandırmışlardı. Diyeceğim Sevilla Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline her seferinde outsider bir takımı taşıyarak turnuvaya renk katıyor.

Maça gelelim. CSKA’nın forvetleri yine iş başındaydı. Tomas Necid kendisinden beklemediğim bir plaseyle attı golünü, cevap Perrotti’yle geldi. Ardından Japon oyuncu Honda’nın Cristiano Ronaldo stili frikiği Sevilla ağlarıyla buluştu ki golde sol ayakla kesilecek plaseyi bekleyen Sevilla kalecisi Palop’un beklemediği kadar sert bulduğu topu tutamadığını sözlerime ekleyeyim. Maç 1-1 iken ilk golü atan Perrotti ile gole epey yaklaştılar. Maalesef maç sonunda çekilmiş yukarıdaki kare her şeyi anlatıyor.

Sevilla’nın maçı kazanacağını düşünmüyordum aslında. Hafta sonunda Deportivo maçında çok yorulmuşlardı, yine de maçı beraberlikten çeviremediler. Yeni transfer Negredo’nun kalitesi belliyken sakatlıklardan yeni çıkan Kanoute ve Luis Fabiano henüz eski formlarına dönemediler. Bu şekilde giderlerse ligdeki sıralarını tehlikeye atabilirler. Açıkçası teknik direktör Jimenez’in de formsuz olduğunu düşünüyorum. İlhinç bir anekdot da Sevilla başkanının CSKA maçnın ikinci yarısında kulübede Jimenezle birlikte maçı izlemesiydi.

Dün akşamın önemli maçı aslında Standford Bridge’deydi. Mourinho eski takımını alt etmeyi başardı. Star TV’nin Türk futbolseverine armağanı olarak bu sene Şampiyonlar Ligi maçlarını izleyememe furyası aldı başını gidiyor. Bu yüzden maçı ben de izleyemedim ve sadece bir kez izlediğim Eto’onun golü ofsayt kokuyordu, her şeye rağmen ataklarına bakarsak Inter’in gol atacağı ortada bir ikinci yarı geçmiş gibiydi. Chelsea ofansif olarak yaratıcılıktan uzak bir takım, genel olarak fizik güçleriyle çok takımı eziyorlardı ama kendileriyle aynı kalibrede olan bir takıma karşı, hele de ilk maçtan gelen kötü bir skorun rövanşında işler onlar için iyi gitmiyor. Samuel Eto’onun Londra’da hala persona-non-grata olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Miroslav Stoch03.02.10

2010 Dünya Kupası pek çok futbolcu için önemli bir vizyon. Uluslararası turnuvalada pek gözükmeyen ülkelerin futbolcuları için ise ayrı bir önem arz ediyor tabi. 2010 Dünya Kupası’nda Avrupa kıtasından sürpriz yapabiliri en yüksek olan takım bence Slovakta. Marek Hamsik gibi nama sahip futbolcular yanında Miroslav Stoch gibi yıldız adaylarını da barındırıyorlar kadrolarında. Miroslav Stoch ise aslen Chelsea’nin oyuncusu, Twente’de kiralık oynuyor. Türkiye’deki futbolseveler onu en azından Fenerbahçe’nin Avrupa Ligi maçlarından bilirler. Açıkçası anatomisini süper yıldız olmak için yetersiz bulsam Stoch kadar arzulu adamları gördükçe futbol sevgim bir o kadar artıyor. Sahada varını yoğunu ortaya koyup hep gole gitmek isteyen bir hücum oyuncusu Stoch. E tabi farklı özellikleri de var onu Chelsea’ye götüren. 2010′da kendisine ve arkadaşlarına başarılar diliyoruz.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Sheva Yuvaya Döndü08.30.09

ve Sheva kürkçü dükkanına döner

Futbol dünyasında son zamanlarda yaşanan yuvaya ve memlekete dönüş transferlerine bir yenisi daha eklendi ve Andriy Shevchenko da eski kulübü Dynamo Kiev ile anlaştı.23 yaşında çıktığı Serie A arenasında Milan formasıyla kazanabileceği hemen her kupa ve ödülün sahibi oldu.Ardından da hızla düşüşe geçen bir kariyer ile Chelsea formasıyla yaşadığı hayal kırıklıkları,Milan’a geri dönüşün yeterli olmayışı hatta ligimize bile transfer olma spekülasyonları derken Sheva Ukrayna’nın yolunu tuttu.Bana göre Sheva şu şartlarda yapabileceği en mantıklı tercihi yaptı.

Kategori Namewith 1 yorum var →

42 Derecede FA Cup05.31.09

Michael Ballack, Chelsea ve FA CUP

İngiltere’de hava sıcaklığı ortalamasının 20 derecenin üstüne çıktığını sanmıyorum ama dün öğle saatlerinde Londra’da Wembley Stadyumu’nda oynanan FA Cup finalinde zeminde sıcaklık 42 dereceyi buluyordu. Everton ile Chelsea karşı karşıyaydı finalde, bu iki takım söz konusu turnuvada en çok kupa sahibi olan Manchester United’ı (11) ve Arsenal’i (10) yarı finalde eleyerek gelmişlerdi finale.

Luis Saha’dan beklemediğim güzel bir vuruşla öne geçti Everton maçında başında ancak Lampard’a ve yoğun Chelsea ataklarına dayanamadılar. Didier Drogba ve Frank Lampard’ın golleri kupayı Chelsea’ye kazandırdı. Maçında son dakikalarında bile Chelsea daha atak olan taraftı, Everton’ın mutlak gol bulmasına rağmen. Chelsea’dan Nicolas Anelka, Everton’dan Steven Pienaar dün İngiliz stili futbolu ekstrem hareketleriyle renklendirdiler. Bir de Florent Malouda’nın verilmeye muhteşem golü var.

Everton için kupa önemliydi. Ligi 5. sırada bitirdiler ve pekçok yabancı yatırımcının dikkatini çekmişlerdi. İngiltere’de yeterli finansal kaynağı bulamadan “big 4” arasına girmek gerçekten mucize. Senelerdir Premier Lig’de figüran olmuş, büyükleri dışarıdan izleyen ve kendi arasında birbirini yiyen takımlar mevcut. Aston Villa, Tottenham, Fulham, Everton bu durumdan kurtulamadı. Manchester City kaynak bakımından cennete düştü ama onların da başarı hanesi halihazırda boş.

Chelsea’li oyuncular Guus Hiddink’i kupa ile uğurlamak istiyorlardı ki bunu da başardılar. Kısa zamanda bütün oyuncular tarafından sevilmeyi başardı başarılı teknik adam. Bu teknik adamın zamanında Fenerbahçe’ye nasıl gelip nasıl gittiğini de merak ederim, pek aklımın bir şeye ereceği zamanlar değildi o zamanlar. Gerçi Nicolas Anelka da Fenerbahçe’de oynamıştı. Paralel çizgide ilerletiyorlar olmalılar bu iki futbol insanı da kariyerlerini.

Chelsea orta sahasına da değinmek lazım. Rakipler için gerçekten tam bir korkulu rüya haline geldiler. Frank Lampard, John Obi Mikel ve Micheal Essien üçlüsüyle başladılar dün. Sonradan Micheal Ballack oyuna girdi. Deco uzun zamandır sakat ki o da oyunda olsa neler olur bilmiyorum. Bir de bunlar yetmiyormuş gibi ortaya Milan’lı Andrea Pirlo’nun Chelsea’ye gideceği yönünde iddialar atılıyor. Aynı zamanda Micheal Ballack’ın da sözleşmesinin uzatıldığını sözlerimize hemen ekleyelim.

Futbolun için parasal konular girdikçe işin tadı tuzu kaçıyor ama ne Chelsea üç dört sene önceki Chelsea, ne de Abramoviç o ilk tanıdığımız Abramoviç. Aç gözlülükle bütün turnuvalara saldırış ve akabinde gelen başarısızlıklar Abramoviç’in dilinin sütten yanmasına sebep olmuştu ki kendisi kulübü satmayı düşünüyordu ancak sezon içinde yoğurdu üfleyerek yemeyi öğrendi. Her ne kadar yüksek meblağlarla kurulmuş bir takım olsa da Chelsea’nin bundan sonra transfer döneminin monopolü ya da şımarık zengin çocuğu olacağını sanmıyorum. Keşke bir de Guus Hiddink gibi bir hoca bulabilseler

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Hey Gidi Sheva05.17.09

Shevchenko ve 76 numaralı Milan forması

7 numarayı Pato’ya kaptırtıktan sonra Milan’a dönmenin ne anlamı kaldı ki? Hayatta atılan adımların ne kadar büyük öneme sahip olduğunun kanıtı oldu resmen Andrei Shevchenko’nun futbol kariyeri.

D. Kiev’de oynarken Barcelona deplasmanında yaptıklarını biliyorum, dar etmişti Nou Camp’a. Gittiği büyük takım da İtalyan devi Milan oldu. 7 numaralı formayı sırtına geçirip yıllarca harikalar yarattı Milan formasıyla. Sen kalk,  çocuğum İngilizce öğrenmeli, eşim böyle istiyor gibi bahanelerle Chelsea’ye git. Sonrası ise tam facia!

Chelsea’da yedek kal, yedek kalmanın stresiyle çok kısa dakikalarda futbol oynayabil, rezerv takım oyuncusu ol. Bunlar Shevchenko’nun yaşamaması gereken şeylerdi. Eski Sovyet ülkelerinden 90larda çıkan en büyük yetenek Shevchenko yıllarca üst üste taşları dizere bir yerlere getirdiği kariyerine tek Chelsea transferi ile bitirdi.

Dün Milan Udinese’ye 2-1 mağlup oldu deplasmanda. Sonradan girdi yine oyuna, uzun saç da çok yakışmış kendisine. 7′nin yanına bir 6 ekledikten sonra olmuyor maalesef Shevchenko. Bizim gazeteler Burak Yılmaz’ın formasını yaz boyunca giydirirler ona, o kısmı ayrı tabi.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Futbol ve Kızlar
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes