
İngiltere’de hava sıcaklığı ortalamasının 20 derecenin üstüne çıktığını sanmıyorum ama dün öğle saatlerinde Londra’da Wembley Stadyumu’nda oynanan FA Cup finalinde zeminde sıcaklık 42 dereceyi buluyordu. Everton ile Chelsea karşı karşıyaydı finalde, bu iki takım söz konusu turnuvada en çok kupa sahibi olan Manchester United’ı (11) ve Arsenal’i (10) yarı finalde eleyerek gelmişlerdi finale.
Luis Saha’dan beklemediğim güzel bir vuruşla öne geçti Everton maçında başında ancak Lampard’a ve yoğun Chelsea ataklarına dayanamadılar. Didier Drogba ve Frank Lampard’ın golleri kupayı Chelsea’ye kazandırdı. Maçında son dakikalarında bile Chelsea daha atak olan taraftı, Everton’ın mutlak gol bulmasına rağmen. Chelsea’dan Nicolas Anelka, Everton’dan Steven Pienaar dün İngiliz stili futbolu ekstrem hareketleriyle renklendirdiler. Bir de Florent Malouda’nın verilmeye muhteşem golü var.
Everton için kupa önemliydi. Ligi 5. sırada bitirdiler ve pekçok yabancı yatırımcının dikkatini çekmişlerdi. İngiltere’de yeterli finansal kaynağı bulamadan “big 4” arasına girmek gerçekten mucize. Senelerdir Premier Lig’de figüran olmuş, büyükleri dışarıdan izleyen ve kendi arasında birbirini yiyen takımlar mevcut. Aston Villa, Tottenham, Fulham, Everton bu durumdan kurtulamadı. Manchester City kaynak bakımından cennete düştü ama onların da başarı hanesi halihazırda boş.
Chelsea’li oyuncular Guus Hiddink’i kupa ile uğurlamak istiyorlardı ki bunu da başardılar. Kısa zamanda bütün oyuncular tarafından sevilmeyi başardı başarılı teknik adam. Bu teknik adamın zamanında Fenerbahçe’ye nasıl gelip nasıl gittiğini de merak ederim, pek aklımın bir şeye ereceği zamanlar değildi o zamanlar. Gerçi Nicolas Anelka da Fenerbahçe’de oynamıştı. Paralel çizgide ilerletiyorlar olmalılar bu iki futbol insanı da kariyerlerini.
Chelsea orta sahasına da değinmek lazım. Rakipler için gerçekten tam bir korkulu rüya haline geldiler. Frank Lampard, John Obi Mikel ve Micheal Essien üçlüsüyle başladılar dün. Sonradan Micheal Ballack oyuna girdi. Deco uzun zamandır sakat ki o da oyunda olsa neler olur bilmiyorum. Bir de bunlar yetmiyormuş gibi ortaya Milan’lı Andrea Pirlo’nun Chelsea’ye gideceği yönünde iddialar atılıyor. Aynı zamanda Micheal Ballack’ın da sözleşmesinin uzatıldığını sözlerimize hemen ekleyelim.
Futbolun için parasal konular girdikçe işin tadı tuzu kaçıyor ama ne Chelsea üç dört sene önceki Chelsea, ne de Abramoviç o ilk tanıdığımız Abramoviç. Aç gözlülükle bütün turnuvalara saldırış ve akabinde gelen başarısızlıklar Abramoviç’in dilinin sütten yanmasına sebep olmuştu ki kendisi kulübü satmayı düşünüyordu ancak sezon içinde yoğurdu üfleyerek yemeyi öğrendi. Her ne kadar yüksek meblağlarla kurulmuş bir takım olsa da Chelsea’nin bundan sonra transfer döneminin monopolü ya da şımarık zengin çocuğu olacağını sanmıyorum. Keşke bir de Guus Hiddink gibi bir hoca bulabilseler