Komplike İşler Bunlar07.07.10

2009 yılında takımı Shaktar Donetsk ile UEFA kupasını kazanma başarısını gösteren Dmytro Chygrynskiy aynı yılın yaz transfer döneminde dünya devi Barcelona’ya 25 milyon€ karşılığında transfer olmuştu.Takımda yıldız oyuncuların gölgesinde hep yedek kalan ve yedek kulübesinde yapay ısıtma görevi gören Dmytro şimdilerde içinde bulunduğumuz trasnfer döneminde eski takımı Shaktar’a 15 milyon€ karşılığında döndü.Buraya kadar herşey iyi hoş ama Barcelona bu transferden neden “10 milyon€” zarar etti onu alayabilmiş değilim.Bu olsa olsa “Demirören Yönetimi”nin bir hamlesi olabilir.Demekki neymiş sadece ülkemizde yapılan transferlerden zarar edilmiyormuş bir dünya markası olan Barcelona bile bir sene önce  aldığı futbolcuyu öteki sene 10 milyon€ zarar ederek göndermesi bir yönetim başarısından başka bir şey değildir.Ama şu da var adamların ilk 11′indeki 5 oyuncu altyapı ürünüyse o takıma saygı duymak lazım.Altyapı için nice 10 milyon€’lar o zaman feda edilebilir.Bizimkiler gibi Ümit Milli takımda profesyonel kontratı olmadan oynayan tek oyuncu olan Orhan Gülle’yi şirketimizin ortağı Gaziantep’e bedelsiz olarak kaptırmıyorlar.Ne kadar trasferden yetiştirme ücreti alınsada birkaç yıl sonra nice 10 milyon€’lar verip Orhan Gülle’yi geri alacağımızdan eminim.

Kategori Media, Namewith Yorumlanmamış →

TPAO’dan Bilica’ya Teşekkür04.19.10

TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı), dün akşam Bilica’nın Kadıköy’de penaltı noktası üzerinde yaptığı özverili petrol arama çalışmalarından dolayı Brezilya’lı oyuncuyu vermiş olduğu bu hizmetten dolayı plaket vererek ödüllendireceğini açıkladı.

Maçtaki fark 25 metreden topu köşeye vuran Alex ile penaltıyı kalecinin soluna vuracağını topa vurmadan 2 saniye önce belli eden Bobo’dan ortaya çıktı sanırım. Defansif kadroyla sahaya çıkıp ikinci dakikada yenebilecek bir gol karşısında mutlaka B planı bulundurmak lazım. Verilen-verilemeyen penaltılar, kırmızı kartlar vs. hepsini bir kenara bırakmak lazım. Şampiyonluk yarışı artık üç takımın arasında. Bütün Fenerbahçeliler Ali Sami Yen’den Bursaspor’un çıkamaması isteyecektir, bence de öyle olacak. Trabzonspor’u Avni Aker’de yenip Kadıköy’ü bayram yerine çeviren takım da Galatasaraydı zaten. Şampiyonlar Ligi kontenjanında Fenerbahçe ve Galatasaray’ın yer alacağını düşünmekteyim.

Kategori Namewith 1 yorum var →

Yetmez Yıldırım Demirören Yetmez(!)02.01.10

Beşiktaş Kongresi’nde başkanlığa yeniden Yıldırım Demirören seçildi. Murat Aksu ile girdiği yarışta oyların 4506′sını alan Demirören, üst üste 3. dönem siyah-beyazlıların başkanlığını yapacak.2004′ten bu yana üst üste 3. kez kongreden galip ayrılan Demirören, 2013′e kadar başkanlık koltuğunda oturacak.Böylelikle Demirören seçimi kazanarak taraftara ilk golünü atmış oldu.Demirören’in seçim sonuçlandıktan sonra salona girişinde ayağa kalkan üyeler, ”Yetmez Yıldırım Demirören, yetmez” diye tezahüratlar yapıp adeta taraftara davetiye çıkardılar.

Öte yandan Demirören yönetiminin ilk uygulaması Matias Delgado’nun lisansını yenilememe kararı oldu.Ben bir Beşiktaşlı olarak bu durumdan kalben ve de vicdanen rahatsızım.Çünkü sene başında Delgado II.yarıda tekrar oynaması halinde lisansının dondurulmasını kabul etmişti.Ama ne hikmettir ki Yıldırım Demirören ve listesi daha zaferi kutlamadan Beşiktaş taraftarına 2.golü de Delgado ile attı.

Bu yüzden haftaya oynanacak Gençlerbirliği maçında taraftarın tepkisini ve vereceği cevabı merakla bekliyorum.Ama şundan eminim 3 yıl daha;

“Yeter(!)Yıldırım Demirören Yeter(!)”

Kategori Media, Namewith Yorumlanmamış →

Futbolun Ünlü Taraftarları (Beşiktaş)01.27.10

Futbolun ünlü taraftarları yazı dizisinde 2.yazımı da bitirmiş durumdayım.”B” harfinden devam ediyoruz ve bu sefer yurdum takımlarından Beşiktaş’ın ünlü taraftarlarını sizlerle paylaşmaya çalıştım.Liste yine bir hayli kabarık.İstanbul hovardası “Kaya Çilingiroğlu”,Haydi Ferdi Zamanı Geldi “Les Ferdinand”,Acı var mı acı? “Reha  Muhtar”,Sergen’e golü attırıp Şampiyonluğu getirten “Ercan Taner”,Sabah şekeri Ece Erken, Eski Cumhurbaşkanımız vetolarını şimdilerde aradığım Ahmet Necdet Sezer ve liste uzayıp gidiyor.

Devlet Adamları: Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül, Hilmi Özkök, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Musharraf, Süleyman Demirel, Turgut-Semra Özal, Bülent Arınç, Afganistan NATO Yüksek Komiseri Hikmet Çetin, Saadettin Tantan

Spor: Memduh Ün, Mustafa Denizli, Les Ferdinand

Müzik: Mustafa Sandal, Hülya Avşar, Kutsi, Gülşen, Ufuk Yıldırım, Neco,Feridun Düzağaç,Hakan Altun,Ragga Oktay,Ege,Şevval Sam,Manga Grubu,Haluk Levent

TV: Yılmaz Erdoğan, Ece Erken, Cenk Koray, Reha Muhtar, Ercan Taner, Güntekin Onay, Gündüztekin Onay, Haşmet Babaoğlu, Birol Güven, Aykut Oray, Melih Gümüşbıçak

Diğer: Celalettin Cerrah, Rahmetli Vehbi Koç, Kaya Çilingiroğlu, Cem Dizdar, Bedirhan Gökçe, Rahmi Koç, Eşber Yağmurdereli, Tuncay Özilhan, Turgay Ciner

Kategori Name, Ünlü Futbol Taraftarlarıwith Yorumlanmamış →

Çirkin kadın yoktur, korkak futbol vardır..12.10.09

bjk-cska

İnönü’de maç öncesi atmosfer her zamanki gibi nefes kesici ve merak uyandırıcıydı. Yeni tezahüratları merak eden tribünler de bunun yanında gerginlik de üst safhadaydı. Her Avrupa maçında ki inanılmaz destek bakalım bu maçta takımı bir iki adım dahi bile olsa ileri götürebilecek miydi?

Ama maç başlamadan önce kadrolar okunmaya başlandığında bu takımı ne yeni tezahüratlar ne de elle atılmış bir golü kabul eden hakem kurtaramayacağı çok açıktı. Kadroda bulunan üç İbrahim ( hepsi defans oyuncusu) takımın normalden daha fazla savunma yapmaya çalışacağı anlamına gelmekteydi. Buna rağmen takımın tek hücum ismi Bobo’ydu. Yani topu Bobo getircek, pozisyonu Bobo yaratıcak ve bu pozisyonda da topu ağlara Bobo gönderecekti. Zor işti yani Mustafa Denizli’nin yapmaya çalıştığı.

Tüm bu olumsuz düşüncelere rağmen Beşiktaş agresif başladı ve tam aradığı hatta maç içinde buna benzer bir tane daha bulamadığı pozisyonu maçın başlarında Tello ile buldu. Ama Tello defansın bu hatasını ve yalnız kaldığı kaleciye karşı çok cömert davrandı. Bu pozisyon her ne kadar taraftarı sinirlendirse de bir umut vermedi de diyemeyiz. Oyun sıkıştıkça sıkışıyor, Cska bunalmaya başlıyordu. Köşeye sıkışan kedi gibi ters tepki verdi Ruslarda. Bir iki tane başarısız kontra atak denemesinden sonra, sahaya 9 defansla çıkan Beşiktaş’a karşı çok rahat bir gol attı Krasic. Rusya’da ki maçta da Kartalı yıkan isimdi Krasic ve maçtan önce de nerdeyse tek önlem alınacak adamda yine kendisiydi.

İkinci yarı ise gol bulması gereken takım yine Beşiktaş’dı ama hala sahada tek Bobo vardı, nitekim gol de gelmemek de direndi. Geç kalınmış Nihat değişikliğinin pek etkisi olmasa da son dakikalarda Bobo kendi üstüne düşen görevi yapıp beraberliği getirdi takımına. Daha sonra Nobre’nin oyuna alınmasıyla taraftar en azından galibiyet için umutlanmıştı ki Ruslar yine tam köşeye sıkıştıklarında doğru bildiklerini yapıp ilk golün fotokopisi bir golü Beşiktaş’ın ağlarına bıraktı. Sanırım bu maç ile ilgili konuşulması gereken tek şey; her halükarda kazanması gereken bir maça, bu kadar golden uzak bir takımla başlamasıdır Beşiktaş’ın. Ama maçı izlerken bazen de aklıma şu soru takıldı. Beşiktaş yönetimi, camiası, teknik kadrosu, futbolcuları Avrupa’da devam etmeyi ne kadar istiyorlardı ki?

Bu sene Şampiyonlar Ligi organizasyonu  ve Sony firması sayesinde İnönü Stadın’da oynanan tüm Şampiyonlar Ligi maçını izleme, basın toplantılarına katılma, futbolcuları ısınırken sahanın içinden izleme ve daha bir çok fırsatım oldu. Bu inanılmaz deneyimi asla unutmucam. Bana bu şansı veren Sony firmasına ve tüm sıcakkanlı Sony çalışanlarına yani abilerime teşekkürü borç bilirim.

Kategori Maç Özeti, Namewith Yorumlanmamış →

Manchester Panteri11.26.09

manchester-bjk

Rüştü 13 sene sonra tekrar Old Trafford’daydı. Genç Manchesterlılar hevesleriyle ceza alanına çabuk yaklaştılar ama tecrübesizlikleriyle güçlü savunmayı geçemediler. Maçın özeti böyleydi aslında. Beşiktaş şu anda Türkiye’de en iyi savunma takımı, bunda hiç şüphe yok. Boliç-Tello benzetmesini yapmıyorum bile. Maçın çok kısa özetiydi bu.

Bir de evet, o gözlüklü kız çok sevimliydi.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Yeter Beşiktaş Yeter..11.06.09

0000037362

Bir başka hüzünlü şampiyonlar ligi gecesini daha İnönü’de Beşiktaş’a destek vermek amacıyla geçirdik, ama ne yazık ki bu desteklerin karşılığını veren takım Beşiktaş değildi. Stada girişin o heyecanı, büyük Beşiktaş taraftarının o tüyleri diken diken eden sesi, sanki bu maçın daha farklı bir skorla biteceği konusunda bizi heyecanlandırıyordu. Maç başlamadan benim o maçta bulunmamı sağlayan Sony firmasına ve onun sıcak kanlı çalışanlarıyla maç sohbeti arasında da dillendirdiğimiz gibi bu maç Beşiktaş için Almanya’da ki maçtan daha zor geçeceğe benziyordu.

Her ne kadar Türk futbolunun en büyük iki teknik direktöründen biri olarak gösterilse de Mustafa Denizli, ne hikmettir ki bir buçuk senedir başında bulunduğu takımla iki,en fazla üç maç üstüste aynı onbirle sahaya çıkmadı. Her ne kadar bunun pozitif getirilerinin olduğunu düşünsek de Beşiktaş’ın Salı gecesi kendi stadında rezil olmasında da büyük etken olduğunu düşünüyorum. Sahaya çıkan onbir ne staddaki taraftarı, ne de televizyon başındaki seyircileri memnun etmedi. Nitekim kaç haftadır oynamayan Serdar Özkan, sene başından beri belki sadece Kasımpaşa maçında forvette oynayan Bobo, ya da Ernst ve Fink’in arkasında üçüncü seçenek olarak bekletilen Uğur İnceman maça hiç hazır olmadıklarını gösterdiler. Ne köşelerden Serdar’la yada Ekrem’le ne ortadan Tabata,Fink ikilisiyle topu ileriye taşıyamayan bir Beşiktaş izledik ilk yarı. Bunun yanında toplu savunma, toplu hücum anlayışını benimseyen Wolfsburglu oyuncular sanki sahada Beşiktaşlı oyunculardan bir iki tane fazla gibi duruyorlardı.

İkinci yarının başında kıpırdanan bir Beşiktaş vardı. Serdar Özkan’ın oyundan çıkması başta taraftarı coşturmuştu(!) ki, Beşiktaşlı oyuncularda bu enerjiyle tehlike yaratmaya başlıyordu rakip kalede. Alman takımı skor avantajını korumak için ne kadar geriye yaslanırsa Beşiktaş’da o kadar rakibini sıkıştırmaya başladı. Ama bu formülün işe yaramayacağını bizden önce anlamış olacaklar ki topu rakip yarı sahada tutarak ve Hakan Arıkan’ın yine gününde olmasından (!) dolayı ikinci golle kendilerini garantiye aldılar. Zaten olan da bundan sonra oldu. Taraftarın başkana olan protestosunu zaten geçen senelerden biliyoruz ama bu sefer iş çığrından çıkmış olacak ki bütün stad Yıldırım Demirören’e karşı çok tepkiliydi ve hatta küfürlerini esirgemiyorlardı. Burda kimin haklı kimin haksız olduğu konusuna girmeden, gazetelerde okuduğumuz ‘Küfürü sahalarda görmek istemiyoruz.’ başlıklı toplumsal mesaja dikkat çekmek istiyorum. Tabi ki her futbol severin hatta spor severin küfürle işi olmaması lazım, ama sizce Beşiktaş taraftarı kendi başkanına karşı durup dururken küfür etmek ister mi, yada herhangi bir taraftar grubu? Ya kişisel problemleri vardır, ya da uzun süredir isteklerinin yerine gelmemesinden dolayı tepkilerini sertleştirerek gösterdiler, yine de umarım bu görüntülere bir daha ne İnönü Stadı’nda ne de başka bir yerde tanık oluruz.

Maç sonu basın toplantısında Mustafa Denizli, hazırlıklarını maça yansıtamadıklarını söylemekle yetindi, konuşmasından pek birşey çıkaramasam da sanırım kendi üzerine düşeni yapamadığını anlamış olmalıydı. Tıpkı Alex Ferguson gibi Armin Veh’de Beşiktaş taraftarını dünyanın hiç bir yerinde görmediğinden bahsetse de Türkiye’den yüzü gülerek ayrılıyordu.

Her ne kadar sonuç kötü olsa da bu maçta da yer almamı ve bu büyük tecrübeyi edinmemi sağladıkları için Sony firmasına ve yetkililerine teşekkürü borç bilirim..

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Fena Bir Wolfsburg Tecrübesi11.04.09

Beşiktaş - Wolfsburg

Kuralar çekildikten sonra Beşiktaş bu gruptan çıkabilir diyordum, dediğimle kaldım. Dün akşamki mağlubiyetle ilk  iki umudunu İnönü’ye gömdü Beşiktaş. Sene başından beri eleştirilen Mustafa Denizli’nin oyun şablonu yine yorumcuların ağzındaki sakız oldu maç ertesi yapılan programlarda ve yorumlarda. Haksız da değiller aslında. Beşiktaş bu sene gerçekten garip bir takım oldu. Daha önce bu kadar istekli olmasına rağmen böylesine bir seviyede kısır  bir futbol oynayıp pozisyon üreteyemen takım görmemiştim. Maç boyunca Beşiktaşlı oyuncuları Wolfsburg kalesine 25-30 metre mesafe aralıklardan kale arkası tribünlere yaptığı degajları izledik, arada heyecan yaratan şutlar da oldu. Diğer tarafta ise aynı mesafeden topu çok rahat bir şekilde köşeye asan Misimoviç vardı, sonuç da böyle oldu işte. Beşiktaş orta sahası aslında o kadar çalıştı ki 1-0 geride olmalarına rağmen ciddi kontraataklar yemediler ikinci gole kadar. İkinci golden sonra taraftar sahneye çıktı Beşiktaş’ta. Sonrası ise bildik sahneler. Beşiktaş’ta bir şeyler olmuyor, olacak gibi de durmuyor. Devre arasında Mustafa Denizli’nin takımdan ayrılacağını geçen mayıs ayından beri tahmin ediyordum aslında. Kahin misin diye soranlara aynı teknik adamın Fenerbahçe kariyerine göz atmalarını tavsiye ederim.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Futbol ve Kızlar
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes