Robben’in İkinci Baharı04.14.10

Kimi futbolcular vardır, istediği kadar yetenekli olsun, oynaması gerken takımda oynamazsa bu yeteneklerin hiçbirini sergileyemez ya da doku uyuşmazlığı sendorumu yaşar. Arjen Robben’in de oynaması gereken takım Bayern Münih’miş sanırım. Chelsea’deyken son dakikada çevirdiği maçlar olmadı mı? oldu. Portakal sevdasına yenik düşen R. Madrid’e giden Hollandalılardan biri şampiyonlukla Barcelona’da Rijkaard-Ronaldinho devrini bitirenlerden biri olmadı mı? oldu. Ama hiçbirinde takımın yıldızı Arjen Robben’dir dedik mi? Diyemedik.

Yazı daha fazla soru –  cevap şekliden gitmesin. Transfer bedeli 26 milyon euro olan oyuncunun takımına 79 milyon euro kazandırması sadece o takıma değil, takımın ülkesinin ekonomisine de büyük faydadır. Takımdan ayrılıp ayrılmayacağı yılan hikayesine dönen Frank Ribery’den daha çok iş yaptığı aşikar bu adamın, zira taraftarın da en sevdiği oyuncu oldu. Bayern Münich Bundesliga’da lider, Şampiyonlar Liginde de Manu’yu eleyip yarı finale çıktılar, rakipleri Lyon, bence final de oynarlar. Arjen Robben’in bu takıma daha neler kazandırabileceğini varın siz hesap edin. Bize de Manchester United’a attığı gibi goller seyrettirmeye devam etsin yeter. Ayrıca o golün kale arkası görüntüsünün futbol temalı reklam yapacak ilgililere de kazandırdığını düşününce Hollandalının ikinci baharının epey verimli geçtiğini söylemek farz oluyor. Bayern aradığı 10 numarayı buldu, bakalım Galatasaray bulacak mı?(!)

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Das Rache03.31.10

İntikam diye buna denir. 98-99 CL finalinde Nou Camp’ta son dakikada yenilen iki golle Manchester United’a kaptıran Bayern, bu kez kendi sahasında maçı çevirdi. Daha maçında başında Rooney ile 1-0 öne geçen İngilizler haftasonu oynayacaklar Chelsea maçını düşünüyorlar olsa gerek 1-0′ı korumayı amaçladılar. O dakikalarda İngilizlerde sadece Fletcher orta sahadan alıp gittiği toplarla etkili olmaya çalıştı. Çalışırken de Almanların ön liberosu van Bommel’e epey boşluk bıraktı aslında. Maçın sonlarında Frank Ribery’nin hiç ama hiç güzel olmayan frikik golü ve Evra’nın hatasıyla topu kapan Oliç Bayern’i galibiyete taşıdı.

98-99 finaliyle karşılaştırmak imkansız olsa da önemli bir galibiyet ligde son iki haftadır kaybeden Bayern için. Çünkü o final her zaman hatırlanacak, dün oynanan ise sadece bir çeyrek final maçı ki zira Old Trafford’da Bayern’i çok zor dakikaların da beklediğini belirtmek lazım.

Kategori Namewith 1 yorum var →

Louis van Gaal03.07.10

Hafta arasında Hollandalı teknik direktörden iddialı bir açıklama gelmişti. 52 hafta sonra Bayern’i Bundesliga’da liderlik koltuğuna oturtan teknik adamı isteği kendisinde yaşta çok küçük bir meslektaşının oturduğu Alman milli takımı kulübesiydi. Optimistliğine verdim bu açıklamayı.

Haftasonunda oynanacak Köln maçı ayrı bir önemliydi Bayern için. Bence teknik direktörlerinin basiretsizliği yüzünden iki puanı bıraktılar, geç gelen değişikliklerinin kurbanı oldular. Bundesliga şampiyonluğu Bayern için cepte olmadığı son iki sezonda anlaşıldı çok net biçimde zaten. 52 hafta sonra gelen liderlik bunu kanıtlıyor. Ligin dibine demir atmış takımın karşısında da Ribery ve Klose’yi yedek oturtup sonradan sihir yaratmalarını istersen çok kalamazsın liderlik koltuğunda ki büyün teknik direktörlük olmanın anlamı da bu zaten.

Barcelona sonra kariyeri bulanık Hollandalının. Türkiye’de olsa Hollandalı teknik adamlarla olmuyor önyargısı çoktan yerleşmişti, Almanya’da olduğu için biraz daha şanslı.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Ribery Böyle İstedi02.14.10

21 Ocak günü antrenmanlara başlamıştı Frank Ribery. Real Madrid’e gidip gitmeyeceğinin de tartışıldığı bir zamanda onsuz bir 4 ay geçirdi Bayern Münih. Uzun zamandır maçlarını izleyemediğim oyuncuyu dün Borussia Dortmund karşısında izleme fırsatı buldum. Kondüsyon eksikliğinden olsa gerek başlarda yerden zor kalkıyordu ancak sonuç ne? Bayern maçı 3-1 kazandı ve Ribery’den 3 asist! Mükemmel bir geri dönüş yaşadı Ribery ve takımını sırtladı. Bayer 04 Leverkusen ile aralarında geçecek müthiş bir şampiyonluk mücadelesi bekliyorum bundan sonra Bundesliga’da.

Bu arada Borussia Dortmund’un şu hali Werner Lorant’ın Fenerbahçe’sine bile rahmet okutturur. Söylemeden edemiyorum.

Kategori Namewith 1 yorum var →

Şampiyonluğa Giden Takla01.24.10

Bundesliga takımlarının kendi içlerindeki rekabet seyrine doyum olmayan mücadeleler sunmaya bu sene de devam ediyor. Artık bir şampiyonluk kazanması ve ülkeyi dışarıda temsil edebilen en büyük takım Bayern Münih  dün Werder Bremen deplasmanındaydı. Bremen de lige iyi başlamasına rağmen istikrarsızlık sürecine girip altıncı sıraya kadar gerilemişti, Bayern üçüncüydü. 3-2lik Bayern galibiyeti çıktı sahadan, akıllardan kalan ise Robben’in attığı enteresan golden sonra kulübeye hem hocası hem vatandaşı van Gaal’e  gittikten sorna olanlardı.

Bakalım aynı sahneyi sezon sonunda görebilecek miyiz ?

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Bu Münich, Başka Münich!08.30.09

Mario Gomez

İlk olarak futbolname.com sitesine katılmanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Umarım birçok futbol aşığı arkadaşla güzel sohbetler sürdürebiliriz.

Geçen seneki kaybedilen şampiyonluğun arkasından Münich’den beklenilen flaş transferler ve karizmatik bir hocaydı. Nitekim bunu Mario Gomez gibi Alman futbolunun en yetenekli forvetlerinden biriyle ve Hollanda’da Alkmaar’la şampiyonluğu güle oynaya kazanan Van Gaal’i takımın başına getirerek gerçekleştirdiler. Ama ilk üç hafta da beklenenleri karşılamayan Bayern için bu maç resmen dönüm noktası olabilirdi. Üstelik taze transfer Robben’in bu maçta oynayabileceğinin açıklanması bu maçtan beklentileri daha da çoğalttı. Bavyera temsilcisi geçen sene Wolfsburg deplasmanında aldığı ağır hezimetin rövanşını taraftarlarına ve biz futbol seyircilerine güzel bir futbol izleterek aldı. Aslında geçen sene olsa yine bu futbolun şampiyonluk için yetmeyeceğini düşünebilirdik ama bu sene Münich’in karşısında ilerleyen haftalarda rakip göremeyeceğimizi düşünüyorum, ama bunu öğrenmek için daha çok 90 dakika izlememiz gerektiğini unutmayalım.

Kategori Maç Özeti, Namewith 2 yorum yazılmış →

Bayern’in Derdi08.24.09

mainz_bayernmünih

Bayern Münih geçen sezonhem ligde, hem de Şampiyonlar Liginden ağır darbeler almış takım. Alman futbolunun dinamo kulübü konumundaydılar ancak düşüşleri Alman futbolunun düşüşüyle paralel oldu. Özellikle de kulüpler düzeyinde Avrupa’nın diğer devlerine kesinlikle kafa tutabilecek  bir ülke değil artık Almanya.

Açıkçası sezon başında Bayern beni epey umutlandırdı oynadığı hazırlık maçlarında. Milan’ın 4-1 yendikleri maçta inanılmaz oynadılar. O maçlarda izleyip bu seneye damgasını vuracağını düşündüğüm Bastian Schweinsteiger’ı Bundesliga’da pas atmaktan azi buldum. Bayern’li futbolcuların form düzeyleri tepetaklak aşağı gitmiş konumda. Ligde iki puanla 14. sıradalar. Bu hafta da ligin yeni ekibi Mainz’a 2-1 yenildiler deplasmanda. Attıkları gol de Mainz defansının kendi kalesine atarak hediye ettiği bir gol. Bu arada Mainz’a Panathinaikos’dan gelen Andreas Ivanschitz harika bir performans sergiledi bu maçta.

Bayern Münih’da daha şimdiden çok teknik direktörler gider gelir gibi gözüküyor geçen sene olanların ardından, taraftarın da kahrı bitecek gibi değil.

Unutmadan söyleyeyim, Türk asıllı oyuncu Eren Derdiyok Leverkusen formasıyla bu hafta 2 gol attı, Stefan Kießling (B. Leverkusen) ve Jiri Štajner (Hannover 96) ile gol krallığını paylaşıyor, şimdilik.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Haftasonu Notları #108.17.09

Andre Dos Santos çoşturdu Kadıköy'ü

Haftasonu izlediğim en güzel gollerden biriydi dos Santos’un attığı. Maç boyunca yok gibiydi ortalıklar da ama bir anda çıkıp Kaka golü attı (stili de benziyor aslında Kaka’nınkine). Fenerbahçe kalesinde Volkan Demirel’le gol yemeden devam ediyor bu sezon lige. Sanırım Galatasaray ile birlikte götürecekler sonuna kadar. Zengin kadro yapısıyla Galatasaray’ı hala biraz daha önde görüyorum, bakalım zaman neler getirecek. Ankaragücü’nde Vassell ilk golünü attı, takımını son dakikada kurtardı, göremedim ama Manisaspor’un golünü atan Isaac Promise de güzel gol attı diyorlar. İki gol atan Diyarbakırsporlu Tazemata da parladı bu hafta, ikinci golü izlemeye değer hakikaten.

Didier Drogba

Türkiye’de bunlar olurken İngiltere’de de Premier Ligin ilk hafta maçları oynandı. City yeni kadrosuyla galip, Chelsea’yi Drogba sırtladı iki golle. Yalnız Arsenal Everton’ı kötü dağıttı. Big 4‘un tek kaybedeni Liverpool oldu bu hafta, Tottenham deplasmanında 2-1 mağlup oldular.

Fransa’da favorim Bordeaux yine galip, Spchaux deplasmanında 3-2 galip geldiler pek zorlanmadan. Marsilya – Lille ve Toulouse – St. Ettienne maçlarını izleyebildim televizyonda. Marsilya’nın iki büyük transferinde Lucho Gonzales tribünde, Fernando Morientes kulübedeydi. Toulouse maçı hakikaten güzel oldu, Gignac çok önemli bir forvet, bunu bir kez daha kanıtladı. Moussa Sisokko da önemli oyuncu. Bir de Trabzonspor’a gözdağı verdiler diyelim ama gerçekten az görüyorum bordo-mavililerin şansını, yine de mükkemel bir eşleşme. Lille’in ön liberosu Rio Mavuba Avrupa’nın her takımında oynayabilecek oyuncu sıtafını bence hala taşıyor bu arada. Mevlüt Erdinç de PSG formasıyla ligdeki ilk golünü attı bu hafta.

Sissoko ve Gignac

Almanya’da Bayern dökülmeye devam ediyor, bu hafta da kazanamadılar. Wolfsburg geçen sene kaldığı yerden devam ediyor, Köln deplasmanında aldılar üç puanı. Yedek bekleyen Köln’lü Milivoje Novakoviç için çok üzüldüm açıkçası, çok iyi bir futbolcu. Bundesliga’da değişen bir şey yok pek geçen seneye göre. Yine dakikada 3 gol pozisyonu izleyebileceğiniz maçlar oluyor.

İspanya Süper Kupası’nı alan Barcelona alabileceği bütün kupaları almış oldu dün itibariyle, Athletic Bilbao’yu 2-1 yendiler. Hollanda’da üçte üç yapan takım yok ama Marteens – Dembele -El Hamdoui üçlüsüyle AZ Alkmaar yine şampiyon olur bence. Portekiz’de ilk hafta maçları bir maç dışında oynandı. Sadece tek kazanan var, o da Braga, diğer maçların hepsi berabere bitti. Bahisçiler çok para kazanmış olabilir. Bir de Rusya’daki şampiyonluk mücadelesi hakikaten çok fena.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Futbol ve Kızlar
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes