Atletico Madrid 2010-2011 • 06.09.10

Ev Sahibi Deplasman

Ev Sahibi Deplasman

Avrupa Ligi yarı finalinde izlenebilecek geçen sene oynanan ŞL maçlarından sonra helalleşmesi gereken iki takım karşı karşıya geliyor; Atletico – Liverpool.
Hakemlerin iki maçta da Atletico’yu nasıl yaktığını biliyoruz. 1 metre içeriden çıkan Simao’nun golüne ofsayt diyen, Carragher’ın yaptığı penaltıyı görmeyen, Gerard’ın penaltısını yaratan hakemler giremez Vicente Calderon’a (!). Maçta nolur peki? Atletico’da Agüero cezalı, Liverpool’da F. Torres sezonu kapattı. Bu sezonu kapama olayları milli takımların oyunları mı bilmiyorum ama çok olmaya başladı bu zamanlarda. Torres’siz bir Atletico – Liverpool maçını ancak M. Rodriguez kurtarabilir, geçen sene Liverpool’a golü vardı bu arkadaşın.
Sezon boyunca yaptıklarıyla futbol tarihinin en iyi dengesiz takımlarından biri olabileceğini gösteren Atletico gönlümden geçen takım ama temposuyla Liverpool’un bu engeli aşacağı da mantıksal çözümlememin sonucu. Maçın sonucundan çok hakemlerin performansını merak ediyorum aslında.
Atletico – Sevilla maçı dün gecenin ne kadar güzel geçeceğini gösteren bir işaret gibi gelmişti ki maç boyunca kasılmaktan mide spazmına varana kadar yaşadığım ağrılar gecemi kabusa çevirdi. Geçen sene olsa Jesus Navas sağdan uçarak çizgiye indi, Luis Fabiano ölümcül bir vuruşla noktayı koydu; Agüero ceza sahası önünde topu sürdü, arkaya bıraktı, Forlan sağla düzeltip solla doksana çaktı diyebilirdim bu maç için ama hiç de öyle olmadı maalesef. Duscher’in garip kafa golü, Atletico’nun kaptan Antonio Lopez imzalı hatırlayamadığım iki golü ve forvetteki Ibrahim aklımda kalanlar. Evet, Atletico ileri ikilisinde Forlan’ın yanında İbrahim diye biri vardı. Bu arada Galatasaray’ın en büyük belası Mallorca’dan gelen Jurado olacaktır, Rijkaard dışında bunun farkında olan birinin olacağını düşünmüyorum, misal Osman Tamburacı olmayacak.
Bu arada yıl yeni başlamasına rağmen saçma bir açıklama yapacağım ve ilk gol öncesinde Henry’nin Villareal maçındaki direkten topu gol olsaydı yılın golü olurdu diyeceğim.

Messi mi daha önce gelecek yoksa bu çocuk mu diye merak ediyordum, sorunun cevabı beklemediğim şekilde oldu. Atletico Madrid’i burada izlemek keyif verecek, tabi Galatasaray yenerse daha da keyifli olur. Deplasman maçını atlatırsa tur zaten Galatasaray’ın. Gervinho’nun böyle bir fotoğrafı olsa Lille – Fenerbahçe için de yapacağım aynısını ama maalesef yok.

İspanya’da gönlümün takımı olan Atletico’da işler düzelmedi gitti. Dün Athletic Bilbao deplasmanında 1-0 mağlup oldular, aynı dakika içerisinde Forlan ve Agüero’nun topları direkten döndü, Simao’nun kaçırdığı çok net bir pozisyon var. Bilbao kalecisi hakikaten şanslıydı, aynı şekilde şanssız bir Atletico vardı. Javi Martinez’in duran top organizasyonunda attığı gol Bilbao’ya üç puanı getirdi. Hafta Madrid derbisi var. O maç pek tabii ki farklı olur, büyük ihtimalle de Real’i eli boş gönderirler. Arada da Chelsea ile oynanacak Şampiyonlar Ligi maçı var.

Liverpool’da kazandığı ünü David Beckham ile dergilere kapak olarak kullandı bu Michael Owen. Real Madrid yılları ve ardından önlenemez bir çöküş. Manchester United bonservis ücreti olmadığı için transfer etti sanırım, Premier Lig için düşünülebilir sahada. Bu arada MANU’nun Antonio Valencia ile geçtiğimiz günlerde anlaştığını da sözlerimize ekleyelim. Ronaldo’dan kazandığı parayı harcamaya başladı Alex Ferguson.
Beni biraz şok eden transfere geçeyim. Lucho Gonzalez gelecek yıl Marsilya’da. 18 milyon euro bonservis ödeyecek Fransızlar Porto’ya. Bu adamın futbolu ya Porto’da ya da ülkesinde bırakacağını düşünürdüm, bundan sonrası için ikinci şık geçeli olacak. Genoa bu sezon Hernan Jorge Crespo’nun yanında forvet olarak Robert Aquafresca’yı oynatacak. Hamburg iki yıllk sözleşme imzaladı Ze Roberto ile. Hoffenheim ciddi bir paraya Hertha Berlin’in stoperi Josip Simunic’i kadrosuna kattı. Bundesliga tecrübesi yüksek düzeyde olan bir oyuncu ama benim kasap stoperler listemdedir, hayırlı olsun Hoffenheim’a. Kaleci Gregory Coupet neyin peşinde bilmiyorum ama geri döndü Fransa liginie bir senelik aranın ardından, PSG kalesini koruyacak. Betis’li Juanito bonservissiz olarak Atletico’ya geçti.

Bu yıl kaleci arayanların bir numaralı gözdesi olması gerektiğini düşündüğüm kaleciydi Sergio Asenjo. Valladolid’teki performansı göz doldurucuydu. Geçtiğimiz günlerde Barcelona’ya gideceği yazılıp çiziliyordu fakat Leo Franco’yu Galatasaray’a postalayan Atletico kaptı genç kaleciyi.
İspanya’da yeni dönemin Casillas’ı deniyor kendisi için. Barcelona’nın da uzun zamandır iyi bir kaleciye ihtiyacı var. Sokakta kimi çevirip sorsanız Barcelona kalesini zayıf halka olarak gösterirler. Kaç sezondur da Victor Valdes kalede, önümüzdeki sezon da Barcelona’da eldivenlerin sahibi değişmeyecek gibi görünüyor.
Atletico Madrid geçtiğimiz sezonun başında Lyon’un efsane kalecisi Coupet’yi getirmişti Fransa’dan bonservis bedeli ödemeden ama önündeki Ujfalusi-Heitinga ikilisi yaktı onu. Barça’dan 6 yedikten sonra daha göremedik kendisini Atletico kalesinde, futbolu bırakma zamanı da gelmişti keza. Sonrası Leo Franco vardı Atletico kalesinde, geçmiş yıllarda olduğu gibi. O da artık Galatasaray’da. İstanbul’daki performansı da epey merak konusu bu arada ama Morgan de Sanctis’den çok da farklı olacağını sanmıyorum hatta onu bile aratabilir.
Espanyol kalecisi Idriss Kameni’nin de sözleşmesi bu yıl bitiyordu. Uzatıp uzatmadığımdan haberim yok ama La Liga’da kaleci arayan bir takımın öncelik vermesi gereken isimlerden biri. Hem Espanyol, hem de Kamerun milli takımıyla çok başarılı maçlar çıkartıyor kendisi.
Yıldızı çabuk parlayan bir kaleci Sergio Asenjo, Atletico Madrid de hala Fernando Torres’ten kazandığı parayı harcıyor. Başarılı bir transfer bu. Üç sene sonra Agüero ve Asenjo’dan kazandığı parayı harcıyor yazacağımdan eminim bu blog hala yazarlığım devam ederse. Leo Franco için ne yazarım bilemem.

Yukarıdaki isimlerin ortak özellikleri Madrid derbilerine hem Real, hem de Atletico formalarıyla çıkmış olmaları. Hafızalarımızı çok az zorlarsak La Liga’da ilk devre oynanan maçın ne kadar büyük bir mücadeleye sahne olduğunu anımsarız. Real kendi sahasında da 3 puanı zorlayacak, Barça ile puan farkını bu kadar azaltmışken kayba tahammülleri yok. Atletico geçen hafta Barça’yı üzüp sevindirmişti Real’i, bakalım tam tersini yapabilecekler mi? Bu dev randevu NTVSpor’da. Şahane yayın anlayışları var gerçekten, maçtan önce de Genoa – Inter maçını veriyorlar. Milito ile Ibra karşı karşıya gelece orada da.