Tribünden Jose Mourinho03.08.10

Roma – Milan maçından çıkan 0-0′lık sonuç en çok Inter taraftarını ve Jose Mourinho’yu sevindirmişti. İtalya’nın oynadığı futbolla Kasımpaşası konumunda bulunan takımını Milano’da konuk ettiler. Maçtan önce herkesin düşüncesi Inter’in galip geleceğiydi ki Genoa savunmasını rahatlıkla geçebileceklerini düşünüyordum bende. Mourinho tribündeydi, bağırıp durdu futbolculara, duymuşlar mıdır bilmiyorum. Eğer Mourinho “Balotelli’ye moral verin” dediyse hepsi duymuş ondan eminim. Oynadığı futboluyla torpili olduğunu düşünmüyor değilim Balotelli’nin. Diego Milito, Pandev ve sonra onun yerine giren Eto’o ve sonrada oyuna katılan Quaresma’nın bütün çabaları sonuç vermedi. Balotelli’yi bu gruba dahil bile etmiyorum. Açıkçası bu sene çok futbolseveri bu spor dalından nefret ettirem Inter’in şampiyonluk yolunda yaşadığı bu sıkıntı hemen hemen kimeyi üzmemiştir diyor, Roma’nın (şampiyonluk adayları arasında Napoli’ye en yakın şehir) şampiyon olması dileğiyle yazımı bitiyorum.

Paylaş:
  • Print
  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Stefano Maggadino tarafından 22:54 vaktiyle filelere bırakıldı. Şu an itibariyle 1 yorum var →

Louis van Gaal03.07.10

Hafta arasında Hollandalı teknik direktörden iddialı bir açıklama gelmişti. 52 hafta sonra Bayern’i Bundesliga’da liderlik koltuğuna oturtan teknik adamı isteği kendisinde yaşta çok küçük bir meslektaşının oturduğu Alman milli takımı kulübesiydi. Optimistliğine verdim bu açıklamayı.

Haftasonunda oynanacak Köln maçı ayrı bir önemliydi Bayern için. Bence teknik direktörlerinin basiretsizliği yüzünden iki puanı bıraktılar, geç gelen değişikliklerinin kurbanı oldular. Bundesliga şampiyonluğu Bayern için cepte olmadığı son iki sezonda anlaşıldı çok net biçimde zaten. 52 hafta sonra gelen liderlik bunu kanıtlıyor. Ligin dibine demir atmış takımın karşısında da Ribery ve Klose’yi yedek oturtup sonradan sihir yaratmalarını istersen çok kalamazsın liderlik koltuğunda ki büyün teknik direktörlük olmanın anlamı da bu zaten.

Barcelona sonra kariyeri bulanık Hollandalının. Türkiye’de olsa Hollandalı teknik adamlarla olmuyor önyargısı çoktan yerleşmişti, Almanya’da olduğu için biraz daha şanslı.

Paylaş:
  • Print
  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Stefano Maggadino tarafından 18:30 vaktiyle filelere bırakıldı. Şu an itibariyle yorumsuz →

Real Madrid Şampiyon Olur mu?03.07.10

“mu”su fazla aslında. Benim dün Santiago Bernabau’da gördüğüm beyaz formalı adamlar bu istekle, bu arzuyla, bir de sonradan oyna girip maçı istediği gibi hareket ettirebilen Guti’yle şampiyon olabilir. Barcelona, Almeria deplasmanın 2 puan kaybetmişken içeride oynanacak Sevilla maçı çok daha kritik hale gelmişti. Ligin başında Real’in galibiyet serisini bozan takımdı Sevilla, illa ki kolay maç olmayacaktı. Kolay maç olması bir kenara 2-0 öne de geçti Sevilla. Ardından Pellegrini’nin Guti şoku geldi, bir anda durum 2-2 oldu. Yine sonradan oyuna giren van der Vaart’ın golüyle uzatmalarda aldılar maçı, zira Hollandalı o dakikaya kadar da yaramaz çocuk gibi her yere kafasını, ayağını uzatıyordu.

Real Madrid’te akşamın kötü ismi Kaka’ydı, maçı kulübede tamamladı zaten. Gonzalo Higuain direklere nişanladı çoğu topu. Maç daha farklı olabilir. Cristiano Ronaldo sürekli bir şeyler yapmaya çalıştı, en azından Kaka’dan kat ve kat daha başarılı olduğu söylenebilir bu konuda. Görkemli ve müthiş bir galibiyetti Real için. Tribündekilere de bizlere de muhteşem bir maç izlettiler. Barça ile aynı puandalar ve averajla liderler.

Barça ise dünün kaybedeniydi. Almeria deplasmanında 2-2 berabere kaldılar. Maç boyunca sert markaja mağruz kalan Zlatan Ibrahimoviç dirseklerini konuşturup kırmızı kartla çıktı oyundan maç 2-1 Almeria üstünlüğüyle sürüyorken. Milli maç arasına vermek lazım bu formsuzluklarını ama Real’in o araya rağmen gösterdiği mücadele şampiyonun kim olacağını şimdiden söylüyor gibi.

Paylaş:
  • Print
  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Stefano Maggadino tarafından 10:59 vaktiyle filelere bırakıldı. Şu an itibariyle 3 tane yorum var →

İspanya’yı Yenecek Var mı?03.04.10

İspanya’nın sürekli güçlü takımlarla hazırlık maçı yapmasını lümpence bir güç gösterisi olarak görüyorum ancak bu maçların ardındaki realiteye dikkat etmek lazım. Adamlar gümbür gümbür geliyoruz diyor. Dün eski Fenerbahçeli Nicolas Anelka ve eski Galatasaraylı Frank Ribery’li Fransa’ydı İspanyolların gazabına uğrayan. Halihazırda Fenerbahçeli olan Daniel Güiza bu maçta yine son dakikalarda giydi ülkesinin formasını, sahada milli takım formasıyla daha sağlam duruyor bu adam. Bu arada hatırlatalım bu hazırlık maçları aynı zamanda spor markalarının yeni formalarını tanıtmasına da yardımcı oldu. Futbolun özelliklerinden birinin promosyon olduğunu anlatıyordu her şey, maalesef.

Santra vuruşunda bu maç 2-0 biter dedim, İspanya’yı yenecek takım yok dünya üzerinde şu anda. Belki bir sürprizle ABD gibi takımlar devreye girse bile eminim Vicente del Bosque elindeki gizli koz Daniel Güiza’yı kullanacaktır. Şunu kabul etmek gerekiyor, İspanya’da daha verimli bizim okçu. Hoş, bunu söylemek de kelime israfı oldu. Bu arada bütün bunlardan sonra kimse bana G. Afrika’da favorin kim diye sormasın.

Paylaş:
  • Print
  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Stefano Maggadino tarafından 12:03 vaktiyle filelere bırakıldı. Şu an itibariyle 1 yorum var →

Mario Balotelli03.02.10

Milano denince aklıma sadece Milan takımı geliyor

Yukarıdaki sözlerdaha daha yukarıdaki adama ait. Futbolunu sevmeyip overrated olduğunu düşünenlerdendim. Bir de Mourinho çeker kulağını, sonra eline bavulunu verirler herhalde. Bu laflar formanın mavisine yakışmaz.

Paylaş:
  • Print
  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Stefano Maggadino tarafından 19:45 vaktiyle filelere bırakıldı. Şu an itibariyle yorumsuz →

Miroslav Stoch03.02.10

2010 Dünya Kupası pek çok futbolcu için önemli bir vizyon. Uluslararası turnuvalada pek gözükmeyen ülkelerin futbolcuları için ise ayrı bir önem arz ediyor tabi. 2010 Dünya Kupası’nda Avrupa kıtasından sürpriz yapabiliri en yüksek olan takım bence Slovakta. Marek Hamsik gibi nama sahip futbolcular yanında Miroslav Stoch gibi yıldız adaylarını da barındırıyorlar kadrolarında. Miroslav Stoch ise aslen Chelsea’nin oyuncusu, Twente’de kiralık oynuyor. Türkiye’deki futbolseveler onu en azından Fenerbahçe’nin Avrupa Ligi maçlarından bilirler. Açıkçası anatomisini süper yıldız olmak için yetersiz bulsam Stoch kadar arzulu adamları gördükçe futbol sevgim bir o kadar artıyor. Sahada varını yoğunu ortaya koyup hep gole gitmek isteyen bir hücum oyuncusu Stoch. E tabi farklı özellikleri de var onu Chelsea’ye götüren. 2010′da kendisine ve arkadaşlarına başarılar diliyoruz.

Paylaş:
  • Print
  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Stefano Maggadino tarafından 19:03 vaktiyle filelere bırakıldı. Şu an itibariyle yorumsuz →

Cacau02.25.10

Son haftalarda ligde iyi bir grafik yakalayan Stutgart’ın gol yollarındaki başarısının arkasındaki adamdı Cacau. Golcüler için zirve yaşı 28-30′dur derler, o da 28′inde yıldızlaşmaya başladı. Ligde şimdiden başlayarak gol krallığına oynayabilir, hafta arasında Barcelona’ya da golünü attı. Brezilyalı forvet önümüzdeki bir iki sene isminden epey söz ettirecektir.

İlginç bir anekdot. Cacau’nun Almanya’da futbola başldığı kulüp Münih Türkgücü.

Paylaş:
  • Print
  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Stefano Maggadino tarafından 9:41 vaktiyle filelere bırakıldı. Şu an itibariyle yorumsuz →

Diniyar Bilyaletdinov02.21.10

Dün oynanan en güzel maçlardan biriydi Everton – Manu maçı ve fotoğraftaki  adam Everton adına öyle güzel bir gol attı ki tekrar tekrar seyretmek lazım topun kaleye girdiği yeri. Diniyar Bilyaletdinov gerçekten harika bir sol ayağa sahip. Maç 1-1 iken kaleciyi geçen eski Everton’lı Rooney eski Manu’lı Neville tarafından durdurulması kazanan farklı olabilirdi. Bilyaletdinov ve arkadaşları kendi sahalarından 3-1 le gönderdiler Manchester’lıları. Bu maçtan sonra en çok sevinen de Chelsea teknik direktörü Ancelotti olmuştur herhalde.

Paylaş:
  • Print
  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Stefano Maggadino tarafından 10:41 vaktiyle filelere bırakıldı. Şu an itibariyle yorumsuz →

Futbolu çok farklı bir yerinden kucaklayabilirim diyorsan..
Futbol ve Kızlar
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes