Seçtiğin yazarın arşivi böyle, nazar değmesin.

Futbolu Okumak06.27.09

24018_2

Futbol bir seyir sporudur. Gözlerinizle izler, beyninizle yorumlar, ağzınızla kelimlere dökersiniz. Futbol içindeki politik ihtiraslara, nüfuz mücadelesine, etrafındaki onca olumsuz şeye rağmen sahada oynanmaya başladımı sizi bulunduğunuz mekandan alır, futbolun en güzel yerine yerleştirir.

Ama gün gelirde “bu kadar izledim, birazda okuyayım” derseniz ilk tercihiniz Türkçe adıyla “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir.” olsun. 1994 yılında Simon Kuper tarafında İngilterede yayınlanan kitap  1996 yılında Türkçe olarak okurlarıyla buluştu ve ünü bir anda yayıldı.

İçerik olarak çok zengin olan kitap bir futbol seyyahının anıları gibi de düşünülebilir ama “Futbol-Siyaset” bağlamında anlattıkları zaman zaman herkesi dehşete düşürecek nitelikte.

İnsanlara “futbol dostluktur” mesajı vermenin bazen suya yazı yazmaktan farksız olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Zaten kitabın orjinal adı “Football Against Enemy” yani “Düşmana Karşı Futbol”.  Güney Amerika ve Afrika ülkelerinin İngiltere ve İspanya maçları için önemi hiç kuşkusuz ki çok önemlidir. Yıllarca onlar tarafından sömürüldükten sonra eşit olarak bir karşılaşma şansı yakalamak oldukça önemli olabilir.

Avrupa, Amerika, Güney Amerika ve Afrikadan izlenimler aktaran Kuper’ı okudukça futbolun neden bu kadar kirlendiğini daha iyi anlıyorsunuz.

Futbol hakkında birşeyler okumak istiyorsanız ilk tercihiniz Simon Kuper’ın “Futbol Asla Futbol Değildir”i olsun.

Kategori Mecmuawith Yorumlanmamış →

Senin Kalbinden Sürgün Oldum İlkin…06.17.09

atlante_1_1024x768

Beşiktaş’ın İzmir’e, Fenerbahçe’nin Kırşehir’e taşındığını düşünebiliyor musunuz? En son Jet Fadıl’ın Hacettepe’nin isim hakkını istemesi ile tekrar gündeme geldi takımların taşınma olayı. Türkiye’de böyle bir durum olması şimdiki kanunlara göre söz konusu değil. Ancak…

Meksika’da 1916 yılında kuruldu Atlante. Sinaloa adıyla kurulan takım,1920 yılında 1. Dünya Savaşının bitişiyle Atlantik okyanusundan esinlenerek Atlante adını aldı. Takımdaki kalbur üstü oyuncular sayesinde taraftar sayısı hızla arttı ve “Halkın Takım”ı olarak anılmaya başladı.

1930 Dünya Kupasında Meksika’nın ilk golünüde yine bir Atlante’li, efsane Juan Carreno attı. Artan popüleritesine rağmen Meksika Federasyon’u Atlante’yi Liga Mayor’a dahil etmedi. Ertesi sene ise Atlante lige alındı ama önce 2 güçlü takımı geçmek zorundaydı. Bu maçlar bir nevi Atlante’nin kendini kanıtlama maçlarıydı. Toluca’yı 7-2, America’yı 2-1 yenerek saygınlığını perçinledi.

1943′te kurulan profesyonel lige alınan altı takımdan biri de Atlante oldu. Ligteki 4. sezonunda fantastik futbolcusu Horacio Casarin büyük katkısıyla şampiyonluğa ulaştı. Leon ile oynanan final maçını 48.622 kişi izledi.

Bu şampiyonluk Atlante için adeta sonun başlangıcı oldu. Takım bir daha ki şampiyonluğu için 45 yıl beklemek zorundaydı. 1976 sezonuna kadar Meksika liginin iddasız takımlarından biri oldu. 1976 da ise amansız bir yarışa girdi ancak ligten düşmekten kurtulamadı.

Bir sezon sonra tekrar 1. lige dönen Atlante, 1978 yılında IMMS’e satıldı. Meksika Spor Enstitüsü olan IMMS Atlante’yi bir dünya kulübü yapacağını deklare etti. Hedef tüm dünyadan 22 milyon üyeydi. Biraz iddaalı bir hedefti ancak devletin desteği ile finansal krizi aşan Atlante, eski efsanesi Herecio Casarin’i takımın başına getirdi. 3 yıllık bir yeniden yapılma sürecinin ardından Atlante şampiyonluğa çok yaklaştı. 1981-1982 lig finalinde Atlente’nin rakibi Tigres’ti. Normal süresi berabere biten karşılaşmada, şampiyonluk penaltılarla Tigres’e gitti. Ancak yıllar sonra gelen bu başarı bile insanları heyecanlandırmaya yetmişti. Ertesi sezon şampiyonluk geldi ancak ligte değil CONCACAF Şampiyonlar Liginde. Rakip Surinam’ın SV Robin Hood takımıydı.

Takım hala %100 devlete aitti ve yönetim DDF  Enstitüsüne geçti. 1989 yılında ise takım iş adamı Jose Antonio Garcia’ya satıldı. Bu satışla birlikte Atlante, Azteca Stadın’dan sürgün edildi ve maçlarını Corredigora Stadından oynamaya başladı. Her sürgün gibi buda kötüydü ve takım 2. lige düştü.

İçinde yanan sıla hasretine daha fazla dayanamayan Atlante kurulduğunda maçlarını oynadığı stada geri döndü. Yeni stadından inanılmaz bir başlangıç yapan Atlante bu formunu sezon sonuna kadar sürdürdü. 1.Lige çıkacak takımı ve aynı zamanda şampiyonu belirleyecek maçta Pachuca’yı, kalecisi Felix Fernandez’in son penaltısıyla 9-8 yenerek 1. Lige geri döndü.

1992-1993 sezonunda 2. şampiyonluğunu kazandı Atlante. Monterrey ile Monterrey’in Tecnologico Stadında oynanan şampiyonluk maçında, maçı kazanan Atlante  45 yıl sonra 2. şampiyonluğuna ulaşıyordu ve bunu bir alt ligten henüz çıkmışken başarıyordu. Monterrey taraftarları stadı terketmeyerek yeni şampiyonu kutladılar.

Kazanılan bu şampiyonluktan sonra playoff”lara kadar yükselebildi Atlante. O zaman kadroda röveşataları ile hatırladığımız Hugo Sanchez, renkli kıyafetleri ile hafızalara kazınan Jorge Campos ve Gabriel Miranda gibi iyi oyuncular olmasına rağmen takım bir türlü finale çıkamıyordu.Hatta bir sezon küme düşme tehlikesi bile yaşamıştı.

Yaramaz çocuklar gibi yerinde duramayan Atlante tekrar Azteca Stadına taşındı. Bu taşınma ile birlikte yeniden eski gücüne kavuşmak için kayda değer oyuncular transfer ettiler ve Amerika 94′te Meksika’ya başarılı sonuçlar aldıran teknik adam Miguel Mejia Baron’ı takımın başına getirdiler.

Yeni yapılanma ile 96 ve 97 sezonlarında yine Playoff’larda elendiler ancak düşme hattından oldukça uzak olmakta kabul edilebilir bir sonuçtu.Çok kötü playoff serileri geçiren Atlante bir türlü başladığı işi bitiremiyordu. 1997′de Toros Neza’ya 9-2 kaybettikleri maçı hiç yaşamamış olmayı dilerlerdi eminim.

1900′lü yılların sonu yaklaştıkça sanki Atlante’ninde sonu yaklaşıyordu. Baron’dan sonra gelen tecrübesiz teknik adamlar, sıradan ve yeteneksiz oyuncular, günü kurtarmak için alınan kararlar ve son olarak takımın renklerinin kırmızı-mavi’den turuncuya dönmesi kimliksiz bir takım yarattı. Taraftarlar artık “Halkın Takımı”ndan uzaklaşıyordu. Sıkıcı ve kötü maçlar sonunda Atlante tekrar küme düşme tehlikesiyle yüzyüzeydi.

Meksika Federasyonun aldığı karar Atlante için bir şans daha demekti. Primera Lig kurulmuştu ve takım sayısı 2 artıralacaktı. Atlante, katılım payı 5 milyon dolar verek bu iki takımdan biri olmaya hak kazandı.

2000′li yıllarla birlikte Atlante yeni bir strateji belirledi. Altyapıya önem veren bir düzen ile birlikte Atlante, Primera Lige çok genç bir kadro ile başladı.Simge oyuncular takımın başına getirildi. Sebastian Gonzales, Luis Gabriel Rey ve Federico Vilar gibi oyuncularla tekrar playofflarda boygöstermeye başladı Atlante. Bu süreçte 3 çeyrek final, 2 yarı final oynadı Atlante.

Huylu huyundan vazgeçmez derler ya Atlante’de öyle, bu sürede maçlarını bir süre Azulgrana Stadında oynayan Atlante istediği başarıyı yakalayamayınca tekrar Azteca stadına döndü.

14 Mayıs 2007′de Atlante sadece Azteca Stadından ayrılmadı aynı zamanda Mexico City’den de ayrıldı. Azteca’daki karsız maçlar, dolmayan tribünler bu sürgünü gerekli kılan unsurlardı. Bu sefer istikamet Cancun şehrindeki Quintana Roo stadıydı. Cancun’da taraftarları giderek artan Atlante, stadı doldurmaya başladı ve yeni taraftarları ile harika bir sezon geçirdi. Yeni stadına çabuk adapte olan Atlante, içerde ve dışarda önemli maçları kazanarak belkide ilk defa sürgünde bir şeyler başarıyordu.

Playoff’larda sırasıyla Cruz Azul ve Guadalajara yı geçen Atlante için 25 yıllık hasretin bitmesine bir maç kalmıştı. Rakip ise Pumas UNAM’dı. Yeni stadına taşındıktan 5 ay sonra finalde Federico Vilar’ın iz bırakan oyunuyla Pumas’ı geçip 3. şampiyonluğuna ulaştı Atlante.

Stadı farklıydı ama renkleri kırmızı-mavi’ydi tekrar. Yeni şehri Cancun’da şampiyonluğunda etkisiyle popülerliği giderek arttı. Atlante Cancun’u, Cancun Atlante’yi kucaklamıştı. Artık orası sürgün değildi.

Kategori Efsaneler, Namewith 1 yorum var →

Futbol ve Kızlar
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes