Seçtiğin yazarın arşivi böyle, nazar değmesin.

UEFA Avrupa Ligi 2009-201008.28.09

A Grubu B Grubu C Grubu D Grubu
Ajax Valencia Hamburg Sporting de Lisboa
Anderlecht Lille OSC Celtic Heerenveen
Dinamo Zagreb Slavia Praga H. Tel Aviv Hertha Berlín
FC Timisoara Genoa Rapid Viena FK Ventsplis
E Grubu F Grubu G Grubu H Grubu
AS Roma Panathinaikos Villarreal Steaua de Bucarest
Basilea Galatasaray Lazio Fenerbahçe
Fulham Dinamo Bucarest Levski Twente
CSKA Sofia Sturm Graz FC Salzburgo Sheriff Tiraspol
I Grubu J Grubu K Grubu L Grubu
Benfica Shakhtar Donetsk PSV Eindhoven Werder Bremen
Everton Brujas FC Copenhaghe Austria Viena
AEK Partizan Sparta Praga Athletic
BATE Borisov Toulouse FC CFR Cluj Nacional de Madeira

Dün çektiğimiz kötü kuranın ardından bugün UEFA Avrupa Liginde iyi kuralar çekti Fenerbahçe ve Galatasaray. Galatasaray’ın Panathinaikos, Fenerbahçe’nin Steau deplasmanlarında zorlayanacağını düşünüyorum. Malum 2 sene önceki Galatasaray-Steau maçlarlarını hatırlarsınız. Romen takımları her zaman bana tehlikeli gelir zaten ama Dinamo’nun Galatasaray’a karşı çok fazla bir varlık göstereceğini sanmıyorum. Sheriff yıllardır Avrupa’da kendini gösterme çabasında ama başarılı olduğu dönemleri yok bugüne kadar. Twente de yetiştirdiğini satan bir takım önemli oyuncularını sattılar bu sene yine onlardan da pek zarar geleceğini sanmıyorum. Panathinaikos’ta çok fazla gelen-giden var bu sene birçoğunu tanımıyorum ama yeni transfer Djibril Cisse en göze batan oyuncuları kaldı ki o da çok fazla sakatlık geçirmiş bana göre futbolunun vasat zamanlarını yaşıyor. Ancak oradaki taraftar baskısı onların gücü olur. Strum Graz’ı hafife alamamak lazım ama zayıf bir takım onlar da.

İki takımımızdan da beklentimiz grup lideri olarak tamamlamaları, bu beklentiden de pek bir sapma olacağanı sanmıyorum. B ve I grupları güç dengeleri açısından en kıran kırana geçecek gruplar gibi gözüküyor.

Kategori Fikstür, Namewith Yorumlanmamış →

UEFA Avrupa Ligi Play-Off Sonuçları#108.21.09

Brøndby - Hertha BSC 2-1
Everton - Sigma Olomouc 4-0
BATE - Liteks 0-1
NAC - Villarreal 1-3
Lech Poznan - Club Brugge 1-0
Fulham - Amkar 3-1
Teplice - Hapoel Tel Aviv 1-2
Metallurg D. - Austria V 2-2
Twente - FK Qarabag 3-1
Kosice - Roma 3-3
Dinamo Moscow - CSKA Sofya 0-0
Genk - Lille 1-2
Bnei Yehuda - PSV 0-1
Lazio - Elfsborg 3-0
Partizan - MSK Zilina 1-1
Ajax - Slovan 5-0
Werder Bremen - Aktobe 6-3
Dinamo Zagreb - Hearts 4-0
PAOK - Heerenveen 1-1
A.Bilbao - Tromso 3-2
Sarajevo - CFR Cluj 1-1
Rapid - Aston Villa 1-0
Steaua - St Patrick 3-0
Maribor - Sparta Prague 0-2
Nacional - Zenit 4-3
Genoa - OB Odense 3-1
Dinamo Bük. - Liberec 0-2
Guingamp - Hamburger SV 1-5
Stabæk - Valencia 0-3
Vaslui - AEK 2-1
Benfica - Vorskla-Neftegaz 4-0
Slavia - Zvezda 3-0
Sturm Graz  - Metallist 1-1
Bakü - Basel 1-3
Trabzonspor - Toulouse 1-3
Sivasspor - Shakhtar 0-3
Sion - Fenerbahçe 0-2
Galatasaray - Levadia T 5-0

Pek sürpriz olmadı ilk tur maçlarında, favoriler iyi sonuçlar aldılar. Werder çok gol atıp çok gol yedi yine eminim Thomas Schaaf memnun değildir 6 gollü galibiyetten. Kosice’nin ilk maçtaki skoru Roma deplasmanında avantaja çevirmesi zor. Temsilcimiz Sivasspor beklenilen bir mağlubiyet aldı geçen yılki Kupa Beyinden. Trabzon işini mucizeye bıraktı Fransa futbolunun yükselen ekiplerinden Toulouse karşısında. Fransa kralı Gignac’ı Fransa’da da durdurması zor bu savunma hattıyla. 

Ali Sami Yen’de “rüzgarın oğlu” yaftasının çok yakıştığı Abdul Kader Keita şovu damgasını vurdu geceye. Son zamanlarda bu kadar futbol oynarken eğlenen, eğlendiren yaptığı hatalı hareketler sonrasında bile olumlu ifadesini koruyan bir oyuncu gelmemişti Türkiye’ye. Elano ve Mehmet Topal’ın takıma katılmasıyla kıyasıya rekabet Galatasaray’ı 3 kulvarda da başarıya götürecek gibi gözüküyor. Maçı fazla analiz etmeye gerek yok akılda kalanlar: Levadia’nın en pahalı futbolcusunun 250 bin avro olması, maça 3 forvetle çıkmalarına rağmen 80 dakika kendi yarı sahalarında oynamaları ve sunucu Ertem Şener’in “Haldun Üstünel transfer dönemindeki çalımları herkesi şaşırttı, yapacağı transferleri kendisinden bile gizliyor”, “Keita gol attıktan sonra sarfettiği işte Kader işte kısmet”, ”Milan Baros bu da hoş”, ”Harry Kewell Galatasaray şimdi cıvıl cıvıl” sözleri ve bir sürü gerekli gereksiz ince ayrıntı. Ertem Şener anlattığı maçlar içinde söylediklerini derleme yapsa “best seller” olur kanaatindeyim. 

Daum&Koch ikilisi elindekilerle yetinmeyi biliyor yine, Andre Santos Corinthians’ta iyi başladığı sezonun devamını Fenerbahçe’de getiriyor. Anlaşılması son ana kadar pamuk ipliğine bağlı Lugano’nun takım için bu kadar esansiyel konumda olması düşündürücü. Bir de Guiza’yı anlamakta güçlük çekiyorum bir bakıyorsun harika vuruşlar yapıyor, bir bakıyorsun inanılmaz goller kaçırıyor. Büyük maçlarda Daum’un canını sıkabilir hatta nöbetçi golcü sıfatını Daum zamanında alan Semih Guiza’yı kulübeye gönderebilir bu gidişle. Eğer Brezilyalılar arasındaki bu uyum sezon boyunca devam ederse ve yerli transferler -daha henüz pek izleme fırsatı bulamasak da- iyi adapte olursa hem ligde hem Avrupa’da zevkli maçlar izleriz.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Nihat’ın Yuvaya Dönüşü06.25.09

nihat

Beşiktaş’ın transfer politikasını her zaman eleştirmişimdir. Nihat Kahveci transferi eğer gerçekleşirse ki Beşiktaş kulübü tarafından görüşmelere başlandığına dair borsaya bildirilen herhangi birşey yokken ve henüz İspanyol baını da bu konuyu gündeme almamışken bunu söylemek biraz erken ama, yerinde olmayan bir transfer olacağı kanaatindeyim. Geçen yılı sakatlıklarla ve golsüz geçiren bir golcünün(!) seneye şampiyonlar liginde üst düzey takımlarla karşılacak bir takıma katkısının ne olacağı kocaman bir soru işareti. Holosko’nun bile kimi zaman Denizli oyun modelinde yedek kaldığı bir takımda Nihat gibi veteran bir golcünün yedek kalması muhtemel. Neden Holoskoyla karşılaştırıyorsun ki diyenler olabilir saha içindeki mevkileri ve oyun anlayışlarına istinaden onunla karşılaştırıyorum yoksa bana kalırsa background olarak Bobo’yla kıyaslamam bile Nihat’ı. Ben bu transferin gerçekleşmemesi gerektiği kanaatindeyim en azından Nihat 1 sene daha Villareal’de şansını denemeli ki Konfederasyon Kupasında yıldız parlayan Rossi’nin de takımdan ayrılma ihtimalini düşünürsek yerini biraz daha sağlama alması da söz konusu. Baktı bu sene de olmuyor ondan sonra İspanyollarn sevgisini kazanan El Turco misyonunu tamamlamış bir şekilde düşük maliyetle yuvaya döner. Sözün özü Nihat’ın transferini doğru bulmuyorum eğer Türkiye’ye dönerse sevindirici tek şey milli takım kamplarına son gün değil takımla birlikte katılması olur. 

Kategori Namewith 1 yorum var →

2′si 1 Arada06.11.09

B914_127470_0004

Florentino Perez yine yaptı yapacağını önce Kaka’yı bitirdi, şimdi Ronaldo için yaptığı 80 milyon sterlinlik teklifi kabul ettirerek görüşmelere başladı. Bu saatten sonra geri dönüşü olmaz diye düşünüyorum, zaten CR7′nin de  hayal ettiği takımdı Real Madrid, eğer bu teklifi Alex Ferguson’a sormadan kabul ettilerse çok kızmıştır buna Sir. Böyle özel bir yeteneği sattırmazdı bence Ferguson, zaten ilerde yeni bir Ronaldo olur umuduyla özel olarak ilgilediği Nani’den istediği verimi alamayınca Ronaldo’nun kesinlikle satılmaması gerektiğini söylüyordu, kararı değişmişse sonradan onu bilemem tabi.

Madrid açısından bakılırsa Los Galacticos II olur bence bu kadro. Bu transferlerin devamı da gelir, varlığı 1.8 milyon dolar olan bir adam için bunu söylemek çok da zor değil. İlerleyen zamanlarda bu oyuncuların katkısını, takımın kimyasına olan etkilerini göreceğiz. Yıllık 9-10 milyon eurolardan bahsediliyor ki bunlar vergiden sonraki ücretler, takımdaki maddi dengelerin yanında liderlik probleminin de doğuracağı manevi dengelerin de bozulması söz konusu. Daha önceden bu kadar değerli yıldızlarla çalışmayan Manuel Pellegrini’nin işi bir hayli zor, diken üstünde teknik direktörlük yapmak nasıl birşeymiş onu öğrenecek bu sezon. Oluşturulan bu kadroyla bırakın şampiyon olamamayı alınacak bir beraberlikte bile adama neden puan kaybettin diye sorarlar.

Kaka-Ronaldo’nun aynı dili konuşması işin farklı bir boyutu, zaten saha içi ve dışında anlaşacaklarından şüphem yok, ancak olası bir takım içi gruplaşması bir çuval inciri berbat eder. Futbolda paranın saadet getirmediğini biliyoruz, örnekleri çok. Ama bu kadro bir “takım” olursa kimse tutamaz. 7 numarayı kim giyecek sorusu da ayrı bir tartışma konusu olur.

Kategori Namewith 4 yorum yazılmış →

100′ü Gülen Barca05.02.09

el-classico

Genelde ihtiyacı olan böyle büyük maçta kaybeder derim ben, öyle oldu nitekim. İlginç bir maçtı aslında, uzun zamandır Madrid’in bu kadar sönük kaldığını hatırlamıyorum özellikle Juande Ramos’un geldikten sonra ciddi bir iyiletirmesi vardı takım üzerinde. Bugün takım olarak hem mental hem de fiziksel olarak sahada yoktu Madrid, güle oynaya Messi liderliğinde, bir halı saha maçı ciddiyetiyle maçı 6-2 kazanmayı bildi Barcelona. Ligde de 100. golünü atmış oldu Pique Barcelona’nın. Zaten herkes golcü kesildi bu sene. Eto’onun o kadar bozuk olmasına rağmen Barca’nın Iniesta-Xavi-Messi üçlüsü domine etti orta sahayı. Guardiola’nın da bu kadar yıldızla başa çıkablimesini takdirle karşılamak lazım, takımın çizgisi sene başından beri hiç bozulmadı. El Classico’dan beklediğim tadı alamasam da gollerin her biri ayrı güzeldi, mücadele yoktu. Madrid adına diyecek fazla birşey yok. Özetle, Barca tecavüz etti, Madrid seyretti.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Sen de mi Bülentüs?05.01.09

 bulent-korkmaz

Bir zamanlar Skibbe’ye büyük haksızlık yaptığımı bugün yine anlamış oldum. Aslında benim isyanım Skibbe’nin oyun bilgisi veya taktik becerisine değil takımı yeterince çalıştırmadığı ve maçlarda takımı ateşleyecek kişilik özelliklerini barındırmadığıydı. Büyük kaptan gelir takımı havaya sokar dedik, öyle de oldu nitekim. Ama sonrasında takke düştü kel göründü tabiri caizse, meğer iyi oyun Skibbe’nin eserinden kalan son mirasmış. Bülent’e yeteri kadar zaman verilmedi diye düşünenler de olacaktır, ama aldığı takım ne lig yarışından kopmuş ne de Uefa kupasına havlu atmış bir takımdı. Yeni doğmuş bebek bile kısa zamanda emeklemeye başlıyor, Galatasaray koşarken kötürüm oldu birkaç haftada.

Bülent’in takımı ilk aldığında yaptığı bu takım sezon başından beri hafta içi hiç hazırlık maçı yapmamış, oyuncular bu yüzden formsuz ve bu yüzden de sürekli sakatlanıyorlar eleştirisini çok beğenmiştim. Ama bugün gelinen noktada  daha kötü fizik seviyesinde, neredeyse kondisyonu yok kadar düşük, düzelmesi gereken Emre Güngör, Linderoth, Servet gibi oyuncuların hala iyileşemediği bir takım izliyorum. Oyun, sistem hiçbirşey kalmadı takımda. Bundan daha ne kadar kötü olabilir ki Galatasaray? Koskoca 1 yıl heba olmuş, milyon dolarlar çöpe gitmiştir. Bursa da geliyor arkadan, Uefa kupası şansı gün geçtikçe azalıyor Galatasaray’ın. Koskoca Bülent son 15 dakika Ankara’da istifaya çağırılıyor bir zamanlar takımın en çok sevilen oyucusu gözüyle bakılan taraftar tarafından. Bu takımı Bülent’in kaldıramayacağı gün gibi ortada artık. Kaptan da Ersun Yanal kadar gururu varsa bıraksın gitsin şu takımı, biz onu hep bu fotoğrafta hatırlayalım.

Herşey bir yana Hacettepe-Galatasaray maçını izleyerek ömrümden 90 dakika kaybettiğime yanıyorum, zaten uzun zamandır ne Türkiye’de ne de Avrupa’da çatır çatır oynan bir maç izledim. Adeta kaliteli maça açım, bari yarın El Classico güzel geçse de keyfim yerine gelse.

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Rio Sokaklarında Adriano04.25.09

FBL-C1-ITA-INTER MILAN-BAYERN MUNICH

Bir hafta alem, 2 gün antrenman yapan Adriano İnter’den kovuldu sonunda. Bence geç bile kaldılar, ilk skandalda şutlanmalıydı çoktan. İnter’in kendi resmi sitesindeki haberin sonunda ”Inter thanks Adriano for his 74 goals and the 8 years spent together.” diye bir ibare var. Zaten koskoca 8 sene boyunca attığın 74 gol, olmasa da olur gibi bir açıklama yapmışlar. Valla bu “dana” 74 gol atmış o bile fazla, yıllardır kendime bu adam İnter’de nasıl oynuyor, dahası PES’in nasıl en iyi oyuncusu oluyor diye sorardım, demek haksız da değilmişim. Şimdi merak ettiğim PES 10 ‘da bir PESsever tabiriyle “en hayvan” oyuncu kim olacak? Bizim gazetelerimiz yarından itibaren Adriano İnter’den Fenerbahçe’ye gelmek için ayrıldı, Demirören’in bombası Adriano veya Galatasaray’da Ümit’in yerine Adriano haberleri yapmaya başlalar. Ama bana sorarsanız bu adamın hiçbir takımda oynamaya niyeti yok olsa milyon dolarları bırakıp İnter’den ayrılmazdı. Muhtemelen Ronaldo’la geceleri Rio sokaklarında takılmak, Zago’nun evinde alem yapmak, e bir de bulursa bir takımla antrenmanlara çıkmak kısa vadeli hedefleri arasındadır. Ne de olsa onu alacak bir “Aziz” elbet bulunur.

Kategori Namewith 1 yorum var →

Endüstriyel Futbol03.09.09

endustriyel-futbol

Eminim endüstriyel futbola karşı olanlarınız vardır ama futbolun da dev bir endüstri haline geldiği de bir gerçek. Futbol artık milyarlarca dolarların aktığı en büyük sektörlerden biri belki de en büyüğü. Bu bağlamda endüstriyel futbolu konu alan bir panel düzenlenecek bugün Yıldız Teknik Üniversitesinde. Yıldızlı Kartalların düzenlediği bu panele herkes katılabiliyor, okula girişte öğrenci kimliğinizi (akbilinizi) göstermeniz yeterli olur (umarım!) Panelle ilgili bilgiler aşağıda:

9 Mart 2009 Pazartesi günü saat 14:00 te Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü Oditoryumunda yapılacak olan ‘Endüstriyel Futbol’ konulu panelimize tüm arkadaşlarımız davetlidir.

Katılımcılar
Cem Dizdar–Fanatik Gazetesi Köşe Yazarı
İbrahim Altınsay–Radikal Gazetesi spor yazarı ve Beşiktaş Yönetim Kurulu eski üyesi
Mert Aydın–Spor Yazarı ve NTV yorumcusu
Feridun Düzağaç–Sanatçı

YILDIZLI KARTALLAR

Kategori Namewith Yorumlanmamış →

Futbol ve Kızlar
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes