Seçtiğin yazarın arşivi böyle, nazar değmesin.
Le Hand of God • 12.05.09


Şampiyonlar Ligi 2009-2010 • 08.27.09
| A Grubu | B Grubu | C Grubu | D Grubu |
|---|---|---|---|
| Bayern | Manchester United | Milan | Chelsea |
| Juventus | CSKA Moskva | Real Madrid | Porto |
| Bordeaux | Besiktaş | Marseille | Atlético de Madrid |
| Maccabi Haifa | Wolfsburg | FC Zürich | APOEL |
| E Grubu | F Grubu | G Grubu | H Grubu |
|---|---|---|---|
| Liverpool | FC Barcelona | Sevilla | Arsenal |
| Lyon | Inter | Glasgow Rangers | AZ Alkmaar |
| Fiorentina | Dinamo Kiev | VfB Stuttgart | Olympiacos |
| DVSC Debreceni | Rubin Kazan | Unirea Urziceni | Standard Liege |
Dördüncü torbadan Wolfsburg’un gelmesi Mustafa Denizli için çok kötü oldu. İlk maç içerde United ile. TSL’de bile becerilemeyen “hücum futbolu” olayı ŞL’de de denenirse hiç hoş şeyler olmaz.
Brian Clough • 08.27.09

Don Revie’nin elini sıkmaması üzerine şekillenen kariyeri bu yıl beyaz perdeye taşındı. Kendisinden bahsetmem filme haksızlık olur.
“I wouldn’t say I was the best manager in the business. But I was in the top one.”
Gitti Ama Unutulmadı • 08.08.09

Jack Wilshere • 08.03.09

Arsenal’ın 16 yıl 256 günlük hayat tecrübesine bakmadan tam zamanlı kontrat yaptığı futbolcu. 2-1 biten Arsenal-Atletico maçı sonrası anladık ki, bu çocuk 9 yaşından beri giydiği formayı bu sezon sahalarda terletme fırsatı bulacak. Kendisini bir cümle ile tanımlamam gerekirse, Joe Cole’un topa vurmayı bileni diyebilirim. Zaten Arsenal’dan Arshavin ve Wilshere’ı çıkarsak, maçı Atletico alırdı. Maçtan sonra ayak üstü dünyanın en iyi oyuncusu kim diye sordular küçük Jackie’ye. Messi dedi. Manchester’ı zengin eden Ronaldo’yu söylemesini tahmin ediyordum. Söz paraya gelmişken. 96′dan beri profit halinde olan Arsenal’dan başka hiçbir İngiliz kulübü yoktur sanıyorum. Meslektaşları gibi bomba transfer peşinde olmayan Arsene Wenger’in elini her fırsatta öpüyordur Arsenal yönetimi herhalde.
Futbol Topları • 07.18.09

Kaleci formaları yazımızdan sonra yeşil sahaların sürekli devinim içerisinde olan bir başka parçasıyla daha karşınızdayız. Vulkanizasyonu bulduğundan ötürü benim gibi bir mühendis için çok ayrı bir yerde olan Charles Goodyear’dır modern futbol topunun temellerini atan insan evladı. Vulkanizasyon kavramı kimilerinize yabancı gelmeyecektir. Vulkanizasyon, Michael Jordan’ı Air yapan şeydir. Bir döneme damgasını vuran Adidas Superstar’lardır. Convers’i convers yapan “rubber and canvas” malzemelerinin yarısıdır, adeta. Mühendislik olarak, Afrika kauçuğunun toklaştırılması işlemidir.
Velhasıl, sevgili Goodyear kauçuğu sertleştirip içine hava bastıktan sonra insanların kafasındaki futbol topu imgesi bugünün voleybol topları hüviyetindeydi. Hatta 74 Dünya Kupası’na kadar o tekaüt toplar kullanıldı. 74′de Adidas’ın geliştirdi beşgen dilimli toplar meşin yuvarlak anlayışına yeni bir soluk getirdi.


Hatta 2002 Dünya Kupası’na kadar bu toplar kullanıldı. Amma ve lakin 70′ten beri Dünya Kupası’nın resmi toplarını üreten Adidas’ın 2006 Dünya Kupası için ürettiği Teamgeist topları futbol dünyası için yeni bir açılım oldu.
14 adet parçadan oluşan Teamgeist’lar diğer toplara göre yekpare sayılıyor ve isterseniz deniz topu niyetine kullanın su emmiyor. 2010 ve 2014 Kupalarında da Adidas Teamgeist’lar kullanılacak.

Pek tabi futbol sadece milyon dolarlar kazanan starlar tarafından oynanmıyor. Eee, bu insanlarında bütçeleri bi hayli sınırlı. Örneğin Pakistan’daki her 5 toptan 1′i marka. Geri kalan 4′ü ise el emeği göz nuru diye tabir elebileceğimiz çeşidinden.


El emeği falan demişken markaların koleksiyoncular için özel ürettiği toplar çok şahane. Ulan nerden nereye atladık, ama durum böyle dostlarım. Jakarta’da kolibandı-gazeteye talim ediyor insanlar yuvarlağımsı bir nesne oluşturabilmek için. Dedem olsa “şu Japon’ların yaptığına bak” derdi.

DIY etiğine inanmış arkadaşlar için evde nasıl top yapılacağını öğreten kılavuzlar mevcut.
Sahalarımızı asfalt olduğu yıllar, taçımız, kornerimiz komşuların camı, balkonuydu. Öyleydi harbiden. Arada sırada lanet olası marangozun -1. kattaki atölyesine kaçardı. Subay dayımın yurtdışından getirdiği bembeyaz Mikasa topumu kesip, dışarı atmıştı adam. Hayatımda ilk defa birisine bu kadar içimden gelerek orospu çocuğu dediğimi hatırlıyorum. Patlak topu kafama takıp gezmiştim haftalarca. Şimdiki aklım olsa cüzdan yapardım. Sonsuza kadar beraber olurduk Mikasa topumla. Ne şahane olurdu, değil mi?

Mehmet Topuz Nereye Koşuyor? • 06.05.09
Sabahın köründe telefonuma gelen “tüpçü topuzu almış” mesajını öğle vakti NTV altyazısıyla ilişkilendirince anlayabilmiştim ki Juan Laporta gazı yapmış Aziz Yıldırım’ın 1 Fenerbahçe’li futbolcu+bayağı bir para karşılığı transferi Yıldırım Demirören’den çaldığını gördüm. Adnan Polat’ın Mehmet’i caydırıp uçaktan inmeden Galatasary forması giydirmeye çalışacağını duydum. Bu arada Trabzon da Gökhan Ünal’ı devreye sokup milli futbolcunun aklını çelmeye çalışacakmış. Tabi her kalburüstü türk futbolcuya teklif verirmiş gibi yapan güzide Yunan kulüpleri de devredeymiş, Mehmet Topuz için.
Ben bile bu kadar çok haberden sürmenaj olduysam Mehmet kendini ara pası gibi hissediyordur muhtemelen. Hatta derinlemesine bir top gibi hissediyordur kendini.


