İnternette görmüş olduğum bir makele’yi sizlerle paylaşım hem yorumumu belirtip hemde sizin bu konudaki yorumlarınızı öğrenmek isterim…
Alttaki yazıyla ilgili kendi yorumum yazının sonunda yer almaktadır…
Türkiye aslında çok fazla değişen bir ülke değil. Etrafımızdaki birçok şey fazlasıyla değişirken, bu ülkenin insanı o kadar da büyük değişimler yaşamıyor. Futbolumuz da aynı şekilde, futbol medyamız da. Birazdan sizi küçük bir zaman tüneline sokup 1975 yılına götüreceğiz. Ama bunu yapmadan önce sezon başından beri nelerle meşgul olduğumuzu bir hatırlayalım.
Önce Rijkaard sonra Schuster
En önemli meselemiz sezon başından beri Frank Rijkaard’ın Galatasaraylı futbolcularla yaşadığı sorunlar, kötü antrenman yaptırması, oyuncuların dilinden anlamaması oldu. Gerçeklik payı tartışılır ama Hollandalı ünlü teknik adamın gönderilme nedenlerinin başında “futbolcuların kazan kaldırması” oldu. Konu en ince detay ve dedikodusuna kadar yeterince konuşulup yazıldı, geçelim.
Son haftaların en çok konuşulan konusu Schuster ve Alman hocanın geleceği. Rijkaard’la işimiz bittiğinden beri Schuster’in de sonunun Rijkaard gibi olacağından “kuşkulanan” spor yorumlarıyla iç içeyiz. Fatih Tekke-Schuster sorunu da anlaşılan, “Beşiktaşlı futbolcuların kaldıracağı kazanın” ilk belirtisi. En azından futbol medyamız işi bu yöne doğru sürüklemeye başladı.
1975’te de Didi…
Şimdi sizleri 1975 yılının 6 Ağustos’ta piyasaya çıkan Hayat Spor dergisine götürelim. Alâettin Metin imzalı bir haber derginin önemli dosyalarından biri ve başlık şöyle: “Fenerbahçe’de Didi-Niş olayına bir de futbolcuların çıkışı eklendi”
Habere göre Didi takıma “ortada sıçan” oynatmaktan başka antrenman yaptırmadığı için yöneticiler takımı çalıştırsın diye Necdet Niş’i görevlendiriyor ve bu karardan sonra oyuncular antrenmanları neşe içinde yapmaya başlıyor. Hem takımın kondüsyonu artıyor hem de arkadaşlık ruhu önplana çıkıyor. Fenerbahçe’nin içindeki güçlü isimler kamp günleri Didi’nin antrenmana bir-iki saatliğine uğradığını ve normal antrenmanlardan sonra da hemen evine gittiğini söylemişler. Bütün bunlar yetmez gibi oyuncular da yönetime haberde tam olarak belirtilmeyen sekiz maddelik bir “muhtıra” vermişler.
Evet, tam olarak 35 yıl geçmiş haberin üzerinden. Aradan ne Didiler, Tiganalar, Zicolar, Aragonesler, Geretsler, Rijkaardlar geçti… Kim bilir ne Schusterler, Hiddinkler de geçecek. Ama ne biz değişeceğiz ne de futbol medyamız. Sormadan da edemiyoruz: Dünyaca ünlü futbol adamlarıyla bir zorumuz mu var?
Not: Yukarıdaki yazı Eurosport - Onur Yazıcıoğlu Yazısıdır.
Aslında hepsi Medya ve Yöneticilerden olmuyormu zaten… Örneğin Zico’yu ele alalım Fenerbahçe’ye tarihinde ilk kez Şampiyonlar Liginde Çeyrek final oynattı fakat bazı kitleler bunun bir başarı olmadığını düşündü ve O yıl Fenerbahçe şampiyon olamayıp yıl sonunda başarılı teknik adam kapı dışına gönderildi. Biz Ne kadar’da Yurtdışından başarılı teknik adamlar’da getirtsek bu zihniyetle hepsinin tazminatı paşalar gibi öder onları biraz daha zengin yapıp geri göndeririz.
