Uzun zamandır yeni bir yazı yazmakta zorlanıyordum, bende kısa ve öz bir geri dönüş yapmak istedim..
İlk konumuz Arda Turan; yani Türk futbolunun en büyük yıldızı. Bir Türk genci düşünün, daha 23 yaşında ve Galatasaray futbol takımı kaptanı. Aynı zamanda Türk milli takımının uluslararası birkaç futbolcusundan biri. Üstüne üstlük her gün medyada en azından bir kaç tane boy boy fotoÄŸrafı ve isminin geçtiÄŸi tonlarca haber. Bunları kaldırmak pek kolay deÄŸil, ama Arda her geçen gün hem futboluna hem de karakterine birÅŸeyler ekleyerek yoluna devam ediyor. Bugün bile yani onun en azından 6 hafta futbol oynayamayacağını duyduÄŸumuz gün; bütün gözler onun üstündeydi. Büyük futbolcusun Arda, seni sevenlerine ve biz futbol severlere kendini özletme…
Bu sefer köprünün karşı tarafına geçersek, ÅŸu günlerde herÅŸey raylı rayında gibi gözüküyor. Aykut Kocaman ile deÄŸiÅŸim(!) süreci içine giren Fenerbahçe son iki haftada bulduÄŸu gollerle taraftarını bir kaç gün bile olsa sevindirmeyi baÅŸardı. Tabii ki tüm gözler 24 Ekim’de ki Galatasaray derbisinde. Bakalım süregelen destan devam edebilecek mi bu sezonda?
Önümüzdeki Cuma günü Berlin’de milli takımımız. Rakibimiz 2008′de bizi son dakika golüyle finalden eden Almanya. Takımın beyni ve en pahalı oyuncusu ise bir Türk: Mesut Özil. İnanılmaz fiziksel yetenekleri olmasa da futbolu beyniyle oynayan yıldızlardan biri. Herkesin kafasında Mesut’un hangi milli marşı söyleyeceÄŸi var. Peki neden artık geri dönüşü olmayan bir kararı eleÅŸtirmeyi bırakıp, oynanan futboldan zevk almıyoruz?
