
İnönü’de maç öncesi atmosfer her zamanki gibi nefes kesici ve merak uyandırıcıydı. Yeni tezahüratları merak eden tribünler de bunun yanında gerginlik de üst safhadaydı. Her Avrupa maçında ki inanılmaz destek bakalım bu maçta takımı bir iki adım dahi bile olsa ileri götürebilecek miydi?
Ama maç baÅŸlamadan önce kadrolar okunmaya baÅŸlandığında bu takımı ne yeni tezahüratlar ne de elle atılmış bir golü kabul eden hakem kurtaramayacağı çok açıktı. Kadroda bulunan üç İbrahim ( hepsi defans oyuncusu) takımın normalden daha fazla savunma yapmaya çalışacağı anlamına gelmekteydi. Buna raÄŸmen takımın tek hücum ismi Bobo’ydu. Yani topu Bobo getircek, pozisyonu Bobo yaratıcak ve bu pozisyonda da topu aÄŸlara Bobo gönderecekti. Zor iÅŸti yani Mustafa Denizli’nin yapmaya çalıştığı.
Tüm bu olumsuz düşüncelere raÄŸmen BeÅŸiktaÅŸ agresif baÅŸladı ve tam aradığı hatta maç içinde buna benzer bir tane daha bulamadığı pozisyonu maçın baÅŸlarında Tello ile buldu. Ama Tello defansın bu hatasını ve yalnız kaldığı kaleciye karşı çok cömert davrandı. Bu pozisyon her ne kadar taraftarı sinirlendirse de bir umut vermedi de diyemeyiz. Oyun sıkıştıkça sıkışıyor, Cska bunalmaya baÅŸlıyordu. Köşeye sıkışan kedi gibi ters tepki verdi Ruslarda. Bir iki tane baÅŸarısız kontra atak denemesinden sonra, sahaya 9 defansla çıkan BeÅŸiktaÅŸ’a karşı çok rahat bir gol attı Krasic. Rusya’da ki maçta da Kartalı yıkan isimdi Krasic ve maçtan önce de nerdeyse tek önlem alınacak adamda yine kendisiydi.
İkinci yarı ise gol bulması gereken takım yine BeÅŸiktaÅŸ’dı ama hala sahada tek Bobo vardı, nitekim gol de gelmemek de direndi. Geç kalınmış Nihat deÄŸiÅŸikliÄŸinin pek etkisi olmasa da son dakikalarda Bobo kendi üstüne düşen görevi yapıp beraberliÄŸi getirdi takımına. Daha sonra Nobre’nin oyuna alınmasıyla taraftar en azından galibiyet için umutlanmıştı ki Ruslar yine tam köşeye sıkıştıklarında doÄŸru bildiklerini yapıp ilk golün fotokopisi bir golü BeÅŸiktaÅŸ’ın aÄŸlarına bıraktı. Sanırım bu maç ile ilgili konuÅŸulması gereken tek ÅŸey; her halükarda kazanması gereken bir maça, bu kadar golden uzak bir takımla baÅŸlamasıdır BeÅŸiktaÅŸ’ın. Ama maçı izlerken bazen de aklıma ÅŸu soru takıldı. BeÅŸiktaÅŸ yönetimi, camiası, teknik kadrosu, futbolcuları Avrupa’da devam etmeyi ne kadar istiyorlardı ki?
Bu sene Åžampiyonlar Ligi organizasyonu ve Sony firması sayesinde İnönü Stadın’da oynanan tüm Åžampiyonlar Ligi maçını izleme, basın toplantılarına katılma, futbolcuları ısınırken sahanın içinden izleme ve daha bir çok fırsatım oldu. Bu inanılmaz deneyimi asla unutmucam. Bana bu ÅŸansı veren Sony firmasına ve tüm sıcakkanlı Sony çalışanlarına yani abilerime teÅŸekkürü borç bilirim.
