Taraftarı Futbolcusundan Fazla Terleyen Takımın Maç Analizi

Guiza

Haftasonundan çıktığımız şu Pazar gününde bir Fenerbahçeli olarak güne güzel bir şekilde veda etme amacındaydım maçı stadda ve televizyonda izleyen diğer Fenerbahçeliler gibi. Takımın en son gördüğümüzden beri ne kadar ileri gittiğini, geride bıraktığı bir haftada üzerine neler koyduğunu görme arzusundaydık hepimiz. Ancak 90 dakikaya sığanlar görme hevesinde olduklarımız değil görmeyi aklımızdan bile geçirmediklerimiz oldu maalesef.

Sahaya çıkan Fenerbahçe takımında yeni simalar gözümüze çarptı hemen.  Sakatlığı geçen ama açıkçası hazır olmadığını düşündüğümüz Alex ilk 11 de yerini almıştı. Bir diğer değişiklik de sakat Gökhan Gönül’ün yerine oyuna başlayan Bekir idi maça başlarken. Hatta Önder’in sağ kanada çekilmesini beklerken Bekir direk sağ kanatta kendisine yer bulmuştu takımda. Bilica da kontenjana takılarak kulübenin yolunu tutmuştu. Ama tüm bu saydıklarımız Fenerbahçe’yi sahada daha iyi işlere mi yöneltti,cevap maalesef hayır.Bir türlü ciddi anlamda oyuna ağırlığını koyamadı Fenerbahçe. Santos’un hiç görmediğimiz kadar kötü oyununa Cristian-Emre ikilisi de yeterli katkı sağlamayınca Fener takımı 40m lik bloklar halinde birbirinden kopuk şekilde oynamaya çalıştı. Savunmada topla iyi işler yapamayan oyuncular topu orta sahaya atmakta,orta saha topu ileri uç elemanlarına ulaştırmakta büyük zaafiyet yaşadı maç boyu. Alex de tam anlamıyla hazır olmayınca takım atılan 40-50 metrelik uzun pasların mucizesini bekleyerek dakikaları geçirmeye başladı. Bu sebeplerden dolayı da sahada 10 dakikayı aşmayan kıpırtılardan başka bir şey göremedik Fenerbahçe adına. Manisa takımı da Fenerbahçe’yi çözmenin bilenen en basit ve kısa yolu olan önde basma taktiğini sahada uygulayınca takımın formsuzluğunun yanında Manisa’nın bilinçli oyunu da ön plana çıktı. Manisa takımından söz açılmışken şunu da söylemeden geçmemek lazım ki biraz fazla sert bir oyun anlayışına sahiptiler. Sistematik şekilde biraz sınırları zorlayarak Fenerbahçe’yi sindirmeye çalıştılar.Derken ikinci yarıyla beraber de oyunun seyri değişmemişken 72.dk dan sonra maç üzerindeki ölü toprağını attı.Maç diyorum çünkü sahada yaşananlar futbol anlayışının değişmesiyle alakalı şeyler değildi. Semih-Mehmet Topuz ikilisi oyuna girdi ve Fenerbahçe rakip sahada baskıyı arttıracak derken baskı sözcüğünün belki de bu takımda hayat bulmuş en önemli ismi Emre psikopatlık düzeyine varan agresifliğinin cezasını saniyeler içerisinde gördüğü kırmızı kartla ödedi. İşler bu sefer Manisa lehine ciddi anlamda döndü derken Alex’in attığı bir pasla Guiza golü kazandırdı Fenerbahçe’ye.Bu dakikadan sonra da Fenerbahçe kalesine gelen Manisa bu sefer de Fenerbahçelilerin beklemediği şekilde bir hamle ile beraberliği yakaladı. Bu anlattığım gollü süreç içerisinde maçın psikolojisini de düşünürsek sahada aklı başında bir futbol olmadı tabi ki. Artık maçın bitiş düdüğünü beklerken geçmişteki Daum dönemini hatırlatırcasına ve yine Semih’in nöbetçi golcü sıfatını anımsatan gol geldi Hızır gibi adeta. 90 dakikalık sıkıntı yerini saniyelerle kazanılmış sevince bıraktı bir anda.

Geride kalan maçlarda zaten kıvamını pek beğenmediğimiz Fenerbahçe bugün daha bir kötüydü. Kalesinde onlarca pozisyon görüp rakibin oyuncağı olmadı elbette ama beklentileri de hiç ama hiç karşılayamadı. İşin belki de en kötü yanı haftalar geçtikçe her takımda ileri giden koordinasyonun bugün bir adım öteye gitmediğine tanık oluşumuzdu.  Dileriz ileriki maçlarda oturduğumuz yerden efor sarf etmediğimiz,saç tellerimizin ağarmadığı, sivilce dökmediğimiz maçlar izleriz Fenerbahçe takımından.

About xxxxxxxxxxxxxx