
Kaleci formaları yazımızdan sonra yeÅŸil sahaların sürekli devinim içerisinde olan bir baÅŸka parçasıyla daha karşınızdayız. Vulkanizasyonu bulduÄŸundan ötürü benim gibi bir mühendis için çok ayrı bir yerde olan Charles Goodyear’dır modern futbol topunun temellerini atan insan evladı. Vulkanizasyon kavramı kimilerinize yabancı gelmeyecektir. Vulkanizasyon, Michael Jordan’ı Air yapan ÅŸeydir. Bir döneme damgasını vuran Adidas Superstar’lardır. Convers’i convers yapan “rubber and canvas” malzemelerinin yarısıdır, adeta. Mühendislik olarak, Afrika kauçuÄŸunun toklaÅŸtırılması iÅŸlemidir.
Velhasıl, sevgili Goodyear kauçuÄŸu sertleÅŸtirip içine hava bastıktan sonra insanların kafasındaki futbol topu imgesi bugünün voleybol topları hüviyetindeydi. Hatta 74 Dünya Kupası’na kadar o tekaüt toplar kullanıldı. 74′de Adidas’ın geliÅŸtirdi beÅŸgen dilimli toplar meÅŸin yuvarlak anlayışına yeni bir soluk getirdi.


Hatta 2002 Dünya Kupası’na kadar bu toplar kullanıldı. Amma ve lakin 70′ten beri Dünya Kupası’nın resmi toplarını üreten Adidas’ın 2006 Dünya Kupası için ürettiÄŸi Teamgeist topları futbol dünyası için yeni bir açılım oldu.
14 adet parçadan oluÅŸan Teamgeist’lar diÄŸer toplara göre yekpare sayılıyor ve isterseniz deniz topu niyetine kullanın su emmiyor. 2010 ve 2014 Kupalarında da Adidas Teamgeist’lar kullanılacak.

Pek tabi futbol sadece milyon dolarlar kazanan starlar tarafından oynanmıyor. Eee, bu insanlarında bütçeleri bi hayli sınırlı. ÖrneÄŸin Pakistan’daki her 5 toptan 1′i marka. Geri kalan 4′ü ise el emeÄŸi göz nuru diye tabir elebileceÄŸimiz çeÅŸidinden.


El emeÄŸi falan demiÅŸken markaların koleksiyoncular için özel ürettiÄŸi toplar çok ÅŸahane. Ulan nerden nereye atladık, ama durum böyle dostlarım. Jakarta’da kolibandı-gazeteye talim ediyor insanlar yuvarlağımsı bir nesne oluÅŸturabilmek için. Dedem olsa “ÅŸu Japon’ların yaptığına bak” derdi.

DIY etiğine inanmış arkadaşlar için evde nasıl top yapılacağını öğreten kılavuzlar mevcut.
Sahalarımızı asfalt olduğu yıllar, taçımız, kornerimiz komşuların camı, balkonuydu. Öyleydi harbiden. Arada sırada lanet olası marangozun -1. kattaki atölyesine kaçardı. Subay dayımın yurtdışından getirdiği bembeyaz Mikasa topumu kesip, dışarı atmıştı adam. Hayatımda ilk defa birisine bu kadar içimden gelerek orospu çocuğu dediğimi hatırlıyorum. Patlak topu kafama takıp gezmiştim haftalarca. Şimdiki aklım olsa cüzdan yapardım. Sonsuza kadar beraber olurduk Mikasa topumla. Ne şahane olurdu, değil mi?

