UEFA Sınırları

Son zamanların popüler tartışmalarından biri de UEFA sınırlarının gereğinden fazla geniş olup olmadığı. Bu konu da benim dikkatimi Kadıköy’de oynanan UEFA Kupası finalinde çekmişti, öyle ki bir Avrupa Kupası sahibini Asya kıtasında bulmuştu.
UEFA’nın genişleme stratejisini eleştirenler de var, destekleyenler de. Eleştiriler arasında Türkiye, Rusya ve İsrail’in UEFA klasmanından çıkarılmasını savunanlar bile var.
Türkiye’nin Trakya toprakları dışında Avrupa kıtasında toprağı yok ama Avrupa Birliği üyeliği yolunda attığı adımlar Avrupa’da çoğu çevre için Türklerin Avrupalı olarak görülebilmesine olanak sağlıyor. Hatta aralarında zaten zamanında Viyana’ya kadar gelmişlerdi diyenler de var. Zamanında Asya klasmanında kabul edildiğimiz için Dünya Kupası elemelerinden de çekilmişliğimiz var. Zaten Asya Federasyonuna (AFC) bağlı olmamız da pek düşünülemez. Çoğu Avrupalı futbol eleştirmenin konuyla ilgili bir diğer düşüncesi de Galatasaray, Fenerbahçe gibi takımların Asya kupalarını domine edeceği.
Rusya’nın UEFA dışında bırakılmasına savunanlara da ben pek anlam veremiyorum. Rusya’nın Ural dağlarına kadar olan toprakları Avrupa içinde sayılmakta. Kültürüyle birlikte zaten her zaman Avrupa’nın bir parçası olmuş bir ülke Rusya. Avrupa dışında kalması tamamen ütopik bir olgu.
İsrail ile ilgili eleştiriler en çok iç savaş yüzünden Euro 92′den çıkarılan Yugoslavlardan. Orada da devamlı bir savaş hali var ama bize uygulanan yaptırımlar oraya uygulanmıyor diye çifte standarttan yakınıyorlar, haksız da değiller. Ancak İsrail’in komşu Arap ülkelerle aynı turnuvalarda yer almaları politik sebeplerle zor gibi gözüküyor, İran-İsrail maçını bir düşünün. Sporun her zaman barış rüzgarı estirme fonksiyonu da var, ülkeler birbirinden sporda bile böyle ayrılırsa, böyle izolasyonlar oluşturulursa barış nasıl gelsin diyen de var.
En doğu blokta yer alan üç ülke var, Ermenistan, Azerbaycan ve Kazakistan. Kazakistan’ın UEFA üyesi olması hakikaten ilginç bir durum. Ermenistan ve Azerbaycan da İslamofobi taşıyan Avrupalıları İran’a komşu olması sebebiyle tedirgin ediyor. Avrupa takımlarının buralara maç yapmaya gelirken yolculuk açısından zorluklar yaşadığı da biliniyor. Hoş bu takımlar AFC üyesi olsa Japonya’ya maça giderken de zorlanacaklar. Bize komşu olan iki ülke konusunda bir şey diyemem ama Kazakistan epey garip bir üyesi UEFA’nın.
UEFA üyesi olmanın ülkelere getirdiği en büyük avantaj daha iyi rakiplerle daha seçkin turnuvalarda bulunup ülkelerdeki futbolu geliştirebilmek. Bunu da yapabilecekleri en iyi yol tabii ki Avrupa’da boy göstermek. Futbolun zaten kıta kültürünün bir ürünü olduğu düşünülürse bu yol daha da derinlilik kazanıyor. Son olarak değiştirilen statülerle de Şampiyonlar Liginde bu ülkelerin takımlarını daha sık görebileceğiz. Bütün bunların dışında Kuzey Afrika ülkelerinin de UEFA’ya dahil olabileceği söyleniyor ama ben pek ihtimal vermiyorum buna. Gelişme stratejisinin hem doğuda hem güneyde yeterince uygulandığını düşünenlerdenim hatta.

